Elektrik Mühendisleri Odası kalıcı yaz saati uygulamasının Enerji Bakanlığının iddia ettiği gibi elektrik tasarrufuna etkisinin olmadığını savunurken, halk sağlığı uzmanları ise çocuklar ve gençlerde sabah ışığı eksikliğinin akademik başarısızlığa yol açtığını iddia etti
Mahsun Kılıç
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş, dokuz yıldır uygulanan kalıcı yaz saati uygulaması konusunda, “Sorun sabit saat uygulaması değil. Türkiye’de şu anda ana problem yanlış bir saat diliminin seçilmiş olması. Ülke nüfusun ve sanayinin büyük bir çoğunluğu batıdayken coğrafi olarak en doğudan geçen meridyene göre bir sabit saat uygulamasının ısrar ediliyor olması yanlıştır” dedi. TTB Merkez Konsey Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Erkan da sabah ışığı eksikliğinin çocuk ve gençlerdeki akademik başarıya etkisini “Çocuklarda ve gençlerde uyku yoksunluğu dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, akademik başarısızlık gibi sonuçlar doğurmaktadır” sözleriyle değerlendirdi.
Berat Albayrak’ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu 7 Eylül 2016 tarihinde, Resmi Gazete’de “Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yaz saati uygulamasının yıl boyu sürdürülmesi uygun görülmüştür” denilerek kalıcı yaz saati uygulamasına geçildi.
“Türkiye’de şu anda ana problem yanlış bir saat diliminin seçilmiş olması”
TMMOB Elektrik Mühendisleri (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Ulutaş, Ekim 2016 yılında sabit yaz saati uygulamasına geçildikten sonra yaptıkları araştırmada uygulamanın iddia edildiği gibi enerji tasarrufu yaratmadığını saptadıklarını belirtti. Sabit saat uygulamasının, Türkiye’nin coğrafi ve sosyolojik durumuna uygun yapılması gerektiğine dikkati çeken Ulutaş, “Sabit saat uygulamasında ilkesel olarak bir problem yok. Türkiye’de şu anda ana problem yanlış bir saat diliminin seçilmiş olması. Ülke nüfusun ve sanayinin büyük bir çoğunluğu batıdayken coğrafi olarak en doğudan geçen meridyene göre bir sabit saat uygulamasının ısrar ediliyor olması yanlıştır” ifadelerini kullandı.
Farklı ülkelerde kalıcı saat uygulamasının kış saati üzerinden yapıldığını kaydeden Ulutaş, Türkiye’de uygulanan kalıcı yaz saatinin ülke gerçeklerine uygun olmayan bir saat dilimi olduğunu belirtti.
“Sayın Enerji Bakanın ifade ettiği rapor kamuoyuna açık değil”
Ulutaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sabit saat uygulamasına ilk geçişte İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yapılan araştırmayı esas aldığını, ancak bu bulgulara referans verilen raporun kamuoyuyla paylaşılmadığını kaydetti. Ulutaş, “Bu raporların varsayımları nelerdir? Bunları denetlemiyoruz. Kamuoyunda açık, bilimsel birtakım makaleler var. Bunlara erişilebilir. Bunlar Türkiye’deki sabit saat uygulamasının enerji tasarrufu üzerinde olumlu bir etki yaratmadığını söylüyorlar. Sayın Enerji Bakanın ifade ettiği rapor kamuoyuna açık değil” diye konuştu.
“Enerji Bakanlığı hangi uygulamayı yapıyorsa, o uygulamanın tasarruf sağladığını iddia ediyor”
2016 yılından önce enerji bakanlarının yaz ve kış saati uygulamasının enerjide verimlilik sağladığı yönünde açıklamalar yaptıklarını hatırlatan Ulutaş, “Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız bir dönem yaz-kış saati uygulamasının tasarruf sağladığını iddia ediyordu. Enerji Bakanlığı hangi uygulamayı yapıyorsa, o uygulamanın tasarruf sağladığını iddia ediyor” dedi.
“Daha uygun bir saat dilimi olan GMT+2 uygulanmalı”
Ulutaş, “Kış aylarında çocukların karanlıkta okula gitmek zorunda kaldığı, uyku düzenlerinin bozulduğu ve bir takım sosyal maliyetleri olan uygulamanın sonuçlarını görüyoruz. Bu uygulamada ısrar etmenin bir anlamı yok. Eğer sabit saat uygulaması isteniyorsa ülke gerçeklerine daha uygun bir saat dilimi olan, coğrafyamızın ortasından geçen saat dilimi seçilebilir. GMT+2 normal kış saati olan eski saat dilimiydi, İzmit’ten geçen saat dilimi olabilir. Ama GMT+3’ün kullanılması, Ardahan’ın doğal saat dilimi seçilmesinde bir kamu yararı yok. Sabit kış saati uygulamasına geçilebilir” diye konuştu.
“Temel yaşamsal hormonların normal döngüsünü bozar”
TTB Merkez Konsey Üyesi Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Erkan da “Kalıcı yaz saati uygulaması, doğal ritim olan güneşin konumundan yapay olarak insanı kopararak halk sağlığı üzerinde önemli tehditler oluşturuyor” dedi. Erkan, insan biyolojisinin, milyonlarca yıllık evrimsel süreç boyunca güneşin ritmine uyumlu bir yaşam düzeni kazandığını belirtti.
Özellikle kış aylarında sabah karanlığının uzamasının, biyolojik uyumsuzluğu artırarak fizyolojik, psikolojik ve sosyal sorunları derinleştirdiğinin altını çizen Erkan, “Kalıcı yaz saati, güneş ışığı maruziyetini günün geç saatlerine kaydırarak, melatonin ve kortizol gibi temel yaşamsal hormonların normal döngüsünü bozar. Bu durum uykuya dalma güçlüğü, uykunun kalitesinin düşmesi, kronik uyku yoksunluğu gibi sorunlara neden olur” dedi.
Uyku bozukluğu ve biyolojik ritim kayması, insülin direncinde artışa yol açtığını belirten Erkan, uzun vadede obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp damar sistemi hastalık riski arttırdığını ifade etti.
“Öğrenme güçlüğüne neden olabilir”
Uyku ve bağışıklık sistemi arasındaki güçlü ilişki dikkate alındığında, kalıcı yaz saatinin bağışıklık fonksiyonlarını baskılayarak enfeksiyonlara yatkınlığı arttırdığını ifade eden Erkan, “Kış aylarında sabah ışığının azalması, depresyon ve anksiyete vakalarında artışla ilişkilidir. Sabah ışığı eksikliği, serotonin seviyelerini düşürür, ruh halinin bozulmasına neden olur. Özellikle gençler ve çalışan nüfusta risk daha yüksektir. Çocuklarda ve gençlerde uyku yoksunluğu dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, akademik başarısızlık gibi sonuçlar doğurmaktadır. Sabah karanlıkta yola çıkan öğrenci ve çalışanlar, zihinsel olarak günü geriden takip eden bireylere dönüşür” diye konuştu.
“Uyku problemleri, sadece bireysel değil ekonomik bir maliyet doğurur”
Karanlıkta yapılan sabah yolculuklarında trafik kazaları, yaya ve bisikletli kazalarında artış, çocuklar için güvenlik riski oluşturduğuna dikkat çeken Erkan, “Uyku problemleri, sadece bireysel değil ekonomik bir maliyet doğurur. İş verimliliğinde azalma, iş kazalarında artış, sağlık başvurularının yükselmesi ülke ekonomisine ek yük getirir. İş ve okul saatleri ile biyolojik ritmin uyumsuzluğu aile ilişkilerinde gerilim, sosyal izolasyon gibi etkiler ortaya çıkarır” dedi.
Erkan, “Fizyolojik sağlık problemleri, ruhsal iyi oluşta bozulma ve toplumsal güvenlik riskleri bugünlerde bu uygulamanın halk sağlığı açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Sağlıklı toplum, biyolojik saat ile güneşin uyum içinde olduğu toplumdur. Kalıcı yaz saati uygulaması, bu uyumu bozarak, hem bireysel hem de toplumsal sağlığı tehdit etmektedir. Bu bağlamda kış aylarında standart saat uygulamasına dönülmesi özellikle halk sağlığı açısında uygun bir yaklaşım olacaktır” diye konuştu.