Demre’de Aziz Nikolaos Kilisesi’nde gerçekleştirilen keşif heyecan yarattı. Sputnik’in sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı keşif bölgesinin ve Türkiye’nin turizmine de olumlu katkılar sağlayacağını belirtti.
Kısa bir süre önce Antalya’da bulunan Aziz Nikolaos Kilisesi’nde yapılan hafriyatlarda, tarihin derinliklerinden gelen bir lahit keşfedildi. ‘Noel Baba‘ olarak bilinen Aziz Nikolaos’un mezar yeriyle temaslı olabileceği inanılan bu lahidin, Hristiyan dünyası için çok önemli bir buluntular içereceği öngörülüyor.
Lahidin içinden çıkacak buluntuların ‘Noel Baba’nın Anadolu’da yaşamış olduğuna da kesin delil oluşturabileceği öngörülüyor.
‘Turizme çok önemli katkı sağlayacak’
Lahidin bulunuşu ve yapılan çalışmalar hakkından Sputik’in sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı şu sözleri kullandı:
“Antalya’nın Demre ilçesindeki Aziz Nikolaos Kilisesi’nde yapılan hafriyat çalışmalarında lahit bulundu. Bu lahdin Noel Baba’nın mezarı olma ihtimali bedellendiriliyor. 19. Yüzyıl’da Osmanlı Devri’nde, ilk kez Rus arkeologlar tarafından gerçekleştirilen Aziz Nikolaos Kilisesi onarım ve hafriyat (temizlik) çalışmaları, 1989 yılından bugüne Kültür ve Turizm Bakanlığımız bünyesinde uzman takımlarca sürdürülmektedir. Bugüne kadar gerçekleştirilen hafriyat ve onarım çalışmalarıyla kilisenin mimari ayrıntıları, freskoları ve yapısal ögeleri bilimsel usuller ışığında muhafaza altına alınmıştır.
Sonuç bekleniyor: Arkeolojik kazıların tamamlanması gerekiyor
‘Türkiye Neolitik Dönem çalışmalarında dünyada söz sahibi’
Türkiye’de son periyotta gerçekleşen kazılardan çok önemli buluntuların tespit edildiğini belirten Bakan Yardımcısı Yazgı sözlerini şöyle sürdürdü:
2024 yılı sonunda; Türkiye’de gerçekleştirilen arkeolojik çalışmaların sayısı 765’e ulaşacaktır. Yıl bazında yakaladığımız bu muazzam seviyeyi 2026 yılına kadar yıllık 800’e çıkarmayı hedefliyoruz. Ülkemizde gerçekleştirilen hafriyat çalışmalarının, bilimsel ve üniversal unsurlar çerçevesinde Geleceğe Miras Projesi ile finans kaynağı sağlanarak ve ekip – ekipman yönünde güçlendirilerek yıl boyunca sürdürülmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda bilhassa son yıllarda Şanlıurfa vilayetinde başlatılan Taş Doruklar Projesi ile alanda 8 hafriyat sürdürülmektedir. Bu çalışmalar ile Neolitik Periyoda ilişkin Dünya Neolitiğine katkıda bulunacak birçok eser ve bulgu açığa çıkarılmıştır. Bu hafriyatlar ve bilgilerle Türkiye Neolitik Dönem çalışmalarında dünyada söz sahibi ülke durumuna gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde yürütülen hafriyatlar sonucunda, çarpıcı arkeolojik yapıtlara de ulaşılmıştır. Bunlara örnek olarak; Antalya/Myra-Andriake Antik Kentinde, “Millefiori (Bin Çiçek)” olarak isimlendirilen cam kaplama levhalar, Denizli/Laodikeia Antik Kenti’nde ele geçen sağlık ve hijyen tanrıçası Hygieia heykeli ve bir diğer heykel grubu, İzmir/ Ulucak Höyük’te ele geçen yaklaşık 8000 yıllık bayan figürini, Malazgirt Savaş Alanı’nda ve etrafında yürütülen çalışmalarda ele geçen ok uçları sikkeler, Hatay/Aççana Höyük’te ele geçen tablet, Kars/ Ani Ören Yerinde ele geçen Büyük Selçuklu periyoduna (11-12. yüzyıllar) tarihlenen erzak depoları, Van/Ayanis Kalesi’nde ele geçen 2700 yıllık bronz kalkan, Aydın/Aphrodisias Antik Kenti’nde ele geçen mermer heykel başı, Taş Doruklar Projesi kapsamında ele geçen taş kaplar sayılabilir.

Batılı ülkelere kaçırılan eserler geri getiriliyor
Türkiye’den yasadışı çıkarılan yapıtların tespiti için yurtdışındaki müzeler, müzayede konutları ve galerilerin titizlikle takip ediğini de belirten Bakan Yardımcısı Yazgı bu kapsamda 2002 yılından bugüne 12 bin 213 yapıtın Türkiye’ye getirildiği ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Bunların arasında; İngiltere’de bir müzayedede tespit edilen ve iadesi sağlanan Kur’an-ı Kerim; ABD’den iadesi sağlanan ve Perge Antik Kenti’nden kaçırılan lahit kesimleri ve heykel başları, Burdur Vilayetinde bulunan Boubon Antik Kenti’nden yurtdışına kaçırılan bronz imparator heykelleri; Antalya’dan Elmalı sikkeleri ile Kiliya idol örnekleri; yeniden Hollanda’da tespit edilen Şile Bozgoca Camii Kitabesi benzeri çok değerli eserler yer almaktadır. Yapıtların iadesi, uluslararası medyada geniş yankı bulmakta ve Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasının değerine dikkat çekmektedir. Bu durum, ülkemizin kültür turizmi alanında daha fazla tanınmasını sağlamaktadır. Geri kazanılan yapıtların sergilendiği müzeler, ziyaretçi sayısını artırarak turizm gelirlerine katkıda bulunmaktadır. Örneğin, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ya da Antalya Müzesi benzeri dünyaca ünlü müzelerimizde sergilenen iade eserler, bu yerlerin birer cazibe merkezine dönüştürmesine katkı sağlamaktadır. Türkiye; kültürel bedeller açısından epeyce geniş bir yelpazeye sahip, farklı periyotlara ait kültürel ögeleri barındıran dünyadaki az ülkelerden biridir. Bunun yanı sıra turizm alanında da dünyanın en çok ziyaret edilen ülkelerindendir. Türkiye, bu iki dinamik gücünü tek bir çatı altında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde birleştirmiş, bunu da desteklemek amacıyla Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansını kurmuştur. Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve turizm imkân ve fırsatlarının dünyada tanıtılmasına destek ve kaynak sağlamak maksadıyla kurduğumuz bu ajans ile birlikte Bakanlığın diğer ilgili üniteleri koordineli çalışmalar gerçekleştirmiş, turizmde her yıl artan oranlarda turist ve gelir elde edilmiştir.”
‘Turist sayısında ve çeşitliliğinde çok önemli artış bekliyoruz’
Yapılan hafriyat çalışmaları ve dünya genelinde Türk turizminin geliştirilmesi için yürütülen projelerin gelecek turist sayısına çok önemli katkılar yapacağını belirten Yazgan şöyle konuştu:
“2019 yılından itibaren uygulamaya başladığımız kazıların 12 aya yayılması projesi ile birlikte ivme kazanan Türk Arkeolojisi, 2023 yılında yabancı kazıların da bu projeye eklenmesi ve arkeolojik kazıların Geleceğe Miras Projesi çatısı altında birleştirilmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Daha fazla sayıda grupla ve çok daha büyük bütçelerle gerçekleştirilen arkeoloji kazılarla kültürel mirasımız dünya kamuoyunun da dikkatini çekmiştir. Geleceğe Miras ve Taş Zirveler benzeri çok önemli ve uluslararası iştirakli projelerle hem arkeolojik çalışmaların kapasitesini artırmayı, hem de oluşturulan yeni kültür rotaları ile ülkemizin kültür turizminden aldığı hissesi arttırmayı hedefliyoruz. Kasım 2024 tarihinde Şanlıurfa’da, Dünya Neolitik Kongresini düzenledik. 63 ülkeden bini aşkın bilim beşerinin iştiraki ile gerçekleşen kongre, alanında ilk olmasının yanında Türkiye Neolitik yerleşim alanlarının tüm dünyaya tanıtılması noktasında da çok büyük bir yankı uyandırmıştır. Türkiye’nin kültürel mirasının tüm dünyada tanıtılması gayesiyle yurtdışında düzenlediğimiz süreksiz stantlar de Türkiye’nin turizmine katkı sağlamaktadır. Ekim 2024’te Roma Kolezyum’da açtığımız ve bugüne kadar 1.200.000’i aşkın kişinin ziyaret ettiği Göbeklitepe standı, tekrar bu yıl Japonya’da, Güney Kore’de ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde ziyarete açtığımız stantlar bu fliyetlerin son örneklerindendir. Tüm bu çalışmaların da katkısıyla başta Ruslar olmak üzere Ülkemize gelen turist sayısında ve çeşitliliğinde önümüzdeki yıllarda çok önemli artışların olacağını öngörüyoruz. Çünkü gerek yabancı basının gerekse tur operatörlerinin artan ilgisi bunun bir ipucudur.”