Hukukçu ve eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, “mutlak butlan” için adliyeye giderek yargıçlarla görüştüğü iddialarına yanıt verdi. “Bu kadar kuyruklu yalanı ilk kez duydum” diyen Sav, “Kararı gördüğümü, ‘mutlak butlan’ın çıkacağını bir milletvekili …
Hukukçu ve eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, “mutlak butlan” için adliyeye giderek yargıçlarla görüştüğü iddialarına yanıt verdi. “Bu kadar kuyruklu yalanı ilk kez duydum” diyen Sav, “Kararı gördüğümü, ‘mutlak butlan’ın çıkacağını bir milletvekili arkadaşıma söylemişim. Bunların da aslı-astarı yok. Bu nasıl bir yalan, anlamış değilim” dedi. Sav, “mutlak butlan” kararını hukuk birinci sınıf öğrencisinin dahi vermeyeceğini belirterek; “CHP üzerinde Demoklasin Kılıcı gibi mutlak butlan sallandırılıyor. Bunun, başta Sayın Genel Başkan olmak üzere yöneticiler tarafından çok fazla da önemsenip, içselleştirip ciddiye alındığını sanmıyorum. Siyasetin Türkiye’deki işleyişinden mutlu olmadığımı söyleyebilirim. Etrafımızda savaş tamtamları çalınırken ülke olarak huzurlu olmamız beklenemez” ifadelerini kullandı.
Eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı. “CHP’ye Kurultay Davası üstünden “mutlak butlan” kararı verileceği, Sav’ın bunun için adliyeye giderek hakim ve savcılarla görüştüğü” iddialarına Sav, şöyle yanıt verdi:
“Aşağı yukarı 15 yıldır hiçbir adliyeye gitmedim. Ayrıca hiçbir yargıçla da telefonla dahi görüşmedim. Sadece Barolar Birliği Başkanlığı’mdan kaynaklanan hukuk birikimi bile bu davalarla ilgili gerek kurultaylara girişinden, gerek çıkışından, gerekse WhatsApp hesabından mutlak butlan kararının verilmesinin hukukun üstünlüğüne aykırı olacağını yazdım, çizdim, söyledim. Onun dışında herhangi bir gazeteciyle, ne de bir ilk dereceli, orta dereceli veya yüksek yargıçla hiçbir sohbetim, telefon konuşmam olmadı. Adliyeye gittiğime ilişkin bu kadar büyük, kuyruklu bir yalanı ilk defa duyuyorum.
Yine ben kararı gördüğümü, ‘mutlak butlan’ın çıkacağını bir milletvekili arkadaşıma söylemişim. Bunların da aslı-astarı yok. Bu nasıl bir yalan, anlamış değilim. Benim hakkımda çok kez yalan, yanlış bir şeyler yazanlar, konuşanlar olur. Ama bu kadar kuyruklu yalana ilk defa rastladım. İnanın, böyle bir şeyin milyarda yarımı olsa, sizin gibi usta bir gazeteciden asla gizlemem.
Mahkeme kurultay yapıldığı, üstünden iki kurultay geçtiği için, ‘Konusu kalmayan davanın reddine’ karar vermesi gerektiğini söyledim. Mahkeme bir ay sonra aynı gerekçeyle, konusu kalmayan davanın reddedildiğine ilişkin karar verdi. Ankara Mahkemesi’nin kararı fevkalade düzgün, hukuka uygun karardı. Niçin mutlak butlan kararı verilemeyeceğini, bizim hukukumuzda neden bunun yeri olmadığını, çok dikkatli bir şekilde yargıç yazmış. Şimdi o karar İstinaf Mahkemesi’nde görüşülme sırasını bekliyor.
70 yıla yakın hukukçuluğumun bana verdiği bilgi birikimiyle, mutlak butlan kararı verilmesi fevkalade yanlış bir karar olacağını, hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencisinin bile böyle bir karar vermeyeceğini düşünüyorum. Ben hala Türkiye’de düzgün, hukukun üstünlüğüne inanan, tarafsızlığını koruyan hakimlerin olduğuna inananlardanım.”
“Başta Özel olmak üzere mutlak butlan kararının ciddiye alındığını sanmıyorum”
“CHP nasıl gidiyor, yönetimi nasıl buluyorsunuz?” sorusuna Sav, şöyle yanıt verdi:
“Bence iyi gidiyor. Maalesef belediye başkanlarıyla ilgili çoğu yalan yanlış bilgilerle donatılmış soruşturma izni veriliyor, davalar açılıyor. Ben bunun çoğunun aklamayla sonuçlanacağına inanıyorum. Partinin de bunu çok fazla içselleştirip büyütmeden kendi asli görevinin seçmenle karşı karşıya olmak, seçmenin verdiği oyların değerini bilerek, ona saygı duyarak mitinglerleseçmenin ilgisini ayakta tutmaya çalıştığını görüyorum.
Her siyasi partide aksaklık, sıkıntılar yaşanabilir. CHP üzerinde Demoklasin Kılıcı gibi mutlak butlan sallandırılıyor. Bunun, başta Sayın Genel Başkan olmak üzere yöneticiler tarafından çok fazla da önemsenip, içselleştirip ciddiye alındığını sanmıyorum. Siyasetin Türkiye’deki işleyişinden mutlu olmadığımı söyleyebilirim. Etrafımızda savaş tamtamları çalınırken ülke olarak huzurlu olmamız beklenemez. Bu noktada başta siyasal iktidar olmak üzere her siyasi partinin ciddiyetini koruyarak, ülke bütünlüğüne saygı duyarak siyaset yapmalarını diliyorum.”