Ceuta’ya on binlerce göçmeni kim yönlendirdi?

Ceuta’daki kitlesel göç hareketi siyasi olarak mı yönlendirildi, yoksa kendiliğinden mi gelişti? Uzmanlar, siyasi hesapların yanı sıra sosyal medya ve umutsuz yaşam koşullarına dikkat çekiyor.

Ceuta’ya on binlerce göçmeni kim yönlendirdi?
Yayınlama: 04.08.2026
0
A+
A-

Fas hükümeti uzun süre sessiz kaldı. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Raşid el Halfi, İspanya’nın Afrika kıtasındaki toprağı olan Ceuta’ya göçmen akınına ilişkin ancak Pazar günü bir açıklama yaptı. Sözcü, olaylardan “sosyal ağların kötü niyetle kullanılmasını, yanıltıcı bilgilerin yayılmasını ve İspanya Yüksek Mahkemesi’nin bir kararının yanlış yorumlanmasını” sorumlu tuttu. Sözcü, İspanya ile koşulsuz işbirliği içinde olduklarını ve yaşananların Fas Krallığı tarafından da istenmediğini belirtti. 

İspanya’da ise on binlerce göçmenin aynı anda akın etmesinde Fas’ın rolüne ilişkin başından itibaren kuşkular dile getirildi. Ayrıca İspanya’nın son dönemde Cezayir ile yakınlaşmasından ABD’nin olası müdahalesine kadar çok sayıda spekülasyon da öne sürüldü. Ancak ABD’nin etkisi bulunduğuna ilişkin bugüne kadar güvenilir bir kanıt ortaya konmuş değil.

Başbakan Pedro Sanchez ise yaşananları “toprak egemenliğine yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi. 

Basit açıklamalara karşı uyarı

DW’nin görüştüğü iki bilim insanı ise öne sürülen iddialarla ilgili yorum yaparken temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. Ancak iki uzman da basit açıklamaların yetersiz kaldığı konusunda hemfikir. Fas’ın sorumluluğunu değerlendirirken de dikkatli.

Bilim ve Politika Vakfı’nın (SWP) Mağrip uzmanı Isabelle Werenfels şöyle diyor:

“Bugünkü durumun 2021’den belirgin biçimde farklı olduğunu düşünüyorum. Fas’ın o dönemde Batı Sahra anlaşmazlığı nedeniyle İspanya üzerinde baskı kurmak için açık bir dış politika çıkarı bulunuyordu. Bugün ise Rabat, bilinçli olarak yönlendirilmiş bir göç hareketini desteklemesi durumunda başta uluslararası güvenilirliği ve yatırımlar olmak üzere çok şey kaybedebilir.” 

Osnabrück Üniversitesi’nden göç araştırmacısı Jochen Oltmer de yaşananlara ilişkin aceleci sonuçlar çıkarılmasına karşı uyarıyor:

“Burada çok sayıda farklı çıkarın bir araya geldiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ceuta’nın Afrika topraklarında bulunan bir Avrupa eksklavı olması, onlarca yıldır süren göç hareketleri, sosyal ağlar ve birçok insanın daha iyi bir yaşam umudu olayların arka planını oluşturuyor.”

Werenfels daha çok Fas açısından ortaya çıkacak siyasi maliyetlere dikkat çekerken Oltmer, Fas makamlarının sorumluluğunu çok daha açık biçimde dile getiriyor:

“Fas tarafı, en azından bilinçli biçimde görmezden gelmemiş olsaydı böyle bir sınır geçişi hiçbir zaman gerçekleşemezdi. Bu tutum olmadan, bu büyüklükte bir sınır akınının yaşanması düşünülemez.”

Werenfels bu değerlendirmeye karşı çıkmıyor. O da Fas’ın siyasi bir sinyal göndermek istemiş olabileceğini düşünüyor. Örneğin, İspanya’nın Cezayir ile yakınlaşması ve Batı Sahra’da Eylül 1977’den önce doğan tüm sakinlere İspanyol vatandaşlığı verilmesi kararı bağlamında. Ancak Werenfels şunu da vurguluyor:

“Siyasi bir mesaj vermek ile bu boyutta organize edilmiş bir göç hareketi arasında önemli bir fark var. Rabat’ın böyle bir hareketi planlamış olması bana pek inandırıcı gelmiyor. Ancak bu ihtimal yine de tamamen dışlanamaz. Eldeki mevcut bilgiler, genel olarak hâlâ son derece belirsiz.”


İspanya, Ceuta açıklarında denize yerleştirilen yüzer bariyerle düzensiz geçişleri kısa vadede sınırlamaya çalışıyorFotoğraf: Jorge Guerrero/AFP

Sorumluluk sorunu

Oltmer’e göre ise Fas’ın kendi siyasi çıkarlarının peşinden gittiğini düşündüren çok sayıda unsur var. Fas yıllardır kendisini Avrupa’nın vazgeçilmez göç politikası ortağı olarak görüyor ve Avrupa Birliği’nin bu işbirliğine ne kadar bağımlı olduğunu düzenli olarak hatırlatıyor. Batı Sahra anlaşmazlığı ile Cezayir’le yaşanan rekabet de önemli rol oynuyor. Oltmer şöyle diyor:

“Sonuçta son olayların Fas tarafının belirli bir çıkarı olmadan gerçekleşebileceğini düşünemiyorum.”

Werenfels tam da bu noktada farklı unsurların birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Ona göre Fas’ın bir mesaj vermek istemiş olması oldukça mümkün. Ancak süreç daha sonra kontrolden çıkmış olabilir. Fas’ın İspanya ve AB ile ilişkilerinde kalıcı bir gerginliği göze almak istemesi zor görünüyor. Üstelik Fas, İspanya ve Portekiz ile birlikte bir sonraki Dünya Kupası’nı düzenleyecek ve İspanya’dan gelen doğal gaz teslimatlarına büyük ölçüde bağımlı. İspanya’nın 2025 yılındaki doğal gaz ihracatının dörtte biri Fas’a gitmişti.

Werenfels’e göre Fas bir mesaj vermek istemiş olsa bile bu, otomatik olarak bu boyutta bir göç hareketini bilinçli biçimde organize ettiği anlamına gelmiyor. Bunun siyasi ve ekonomik riskleri son derece büyük olurdu.


Ceuta’daki kitlesel geçişin ardından bazı göçmenler, İspanyol askerlerinin gözetiminde Fas sınırına geri sevk edildi.Fotoğraf: Antonio Sempere/AP Photo/dpa/picture alliance

Başka devletlerin rolüne dair kanıt yok

Her iki uzman da olayların arkasında başka devletlerin bulunduğunu gösteren güvenilir bir işaret olmadığı görüşünde.

Werenfels, hükümetlerin ya da siyasi aktörlerin bu fırsatı kendi çıkarları doğrultusunda propaganda amacıyla kullanmış ve olayların etkisini artırmış olabileceğini düşünüyor.

Werenfels’e göre bu hareketliliğin neden bu kadar hızlı geliştiği de henüz açıklığa kavuşmuş değil. Sınırın açıldığı yönündeki söylentinin çok kısa sürede yayılması ve çok sayıda genç Faslının kendiliğinden Ceuta’ya yönelmesi güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor. Bazı güvenlik görevlilerinin bu hareketlilik karşısında müdahale etmemiş olması da mümkün. Ancak bunu kanıtlayacak veri henüz bulunmuyor.

“Mesele umut ve gelecek beklentileri”

Göçün asıl nedenlerine gelindiğinde iki bilim insanı neredeyse aynı sonuçlara ulaşıyor. Oltmer şöyle diyor:

“Mesele umut ve gelecek beklentileri. Fas onlarca yıldır göç veren bir ülke. Avrupa’daki yakın aile ve arkadaşlık ağları da birçok kişinin göç etme kararı almasını kolaylaştırıyor.”


Ceuta’daki sıkı önlemler ve geri göndermelere rağmen birçok göçmen Avrupa’ya ulaşma umudunu koruyorFotoğraf: Bernat Armangue/AP Photo/dpa/picture alliance

Werenfels ayrıca sosyal ve ekonomik koşullara dikkat çekiyor:

“Fas son yıllarda bazı alanlarda ilerleme kaydetmiş olsa da birçok genç bundan neredeyse hiç yararlanamıyor. Özellikle eğitim ve sağlık sistemlerinde ciddi eksiklikler bulunuyor. Bu nedenle gelecek perspektifinin olmaması, birçok insanın büyük riskleri göze almaya hazır olmasının temel nedenlerinden biri.”

İki uzman Fas’ın somut olaydaki rolünü kısmen farklı değerlendirse de bir noktada aynı görüşü paylaşıyor: Ceuta’daki sınır akını ne tek bir siyasi kararla ne de tek bir komplo teorisiyle açıklanabilir. Olayların bu boyuta ulaşmasının nedeni ancak jeopolitik gerilimlerin, göç politikasına ilişkin çıkarların ve birçok gencin güvencesiz yaşam koşullarının bir arada değerlendirilmesiyle anlaşılabilir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.