Ocaktan: Eğer iktidar önyargılarından kurtulup, özellikle “hukukun üstünlüğü”ne dayalı yeni politikalar üretemezse…

Ocaktan: Şayet iktidar önyargılarından kurtulup, bilhassa “hukukun üstünlüğü”ne dayalı yeni siyasetler üretemezse…

Ocaktan: Eğer iktidar önyargılarından kurtulup, özellikle “hukukun üstünlüğü”ne dayalı yeni politikalar üretemezse…
Yayınlama: 15.07.2024
4
A+
A-

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, Türkiye’nin verimliliğe dayalı rasyonel bir ekonomik model oluşturabilmesi için de liyakati esas alan çağdaş bir eğitim sistemi inşa edebilmesi için de öncelikle ‘hukukun üstünlüğü’ne dayalı bir hukuk devletine ihtiyacı var olduğunu belirterek, “ğer iktidar önyargılarından kurtulup, bilhassa ‘hukukun üstünülğü’ne dayalı yeni siyasetler üretemezse, iktisatta verimliliğe dayalı bir büyüme modeline geçmesi de toplumun adalete olan inancını yeniden tesis etmesi de asla mümkün olmayacaktır.” dedi.

Türkiye’nin “acilen bağımsız ve tarafsız işleyen bir yargıya şiddetle ihtiyacı olduğu kesin” diyen Ocaktan’ın köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“Son yıllarda, toplumda adalete olan güven o kadar çökmüş durumda ki bilhassa toplumsal vicdanı ilgilendiren kritik davalarda kimse yargının bağımsız ve tarafsız bir şekilde karar vereceğine inanmıyor. Bu mevzuda en yeni örnek, Sinan Ateş davasıdır. Ülkü Ocakları eski başkanı Ateş’in Ankara’nın göbeğinde katledilmesi ile ilgili bütün ayrıntılar, siyasi irtibatlar herkes tarafından bilindiği halde, dava yalnızca torbacı bir tetikçi üzerinden yürüyor. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in sözüyle “bu tiyatro”ya hepimizin inanması isteniyor.

Yine biliyoruz ki son yıllarda ülkemizde cirit atan kara para tüccarlarının, mafyatik yapıların etrafından dolaşmayı tercih eden hukuk, ne hikmetse konuşan, yazan gazetecilere ve hiçbir kanıtlanmış suçu olmamasına karşın iş adamı Osman Kavala’ya “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet cezası verebiliyor.

Aynı şekilde hukuksuzluk bir gelenek haline getirildiği için, seçilmiş belediye liderlerinin yerine kayyımlar atanarak millet iradesi yok sayılmaya devam ediliyor.

Türkiye’nin hukuktan iktisada, eğitimden dış siyasete kadar her alanda adeta çaresizlik yaşadığı şu günlerde, ivedilikle bağımsız ve tarafsız işleyen bir yargıya şiddetle ihtiyacı olduğu kesin. Şayet iktidar önyargılarından kurtulup, bilhassa ‘hukukun üstünülğü’ne dayalı yeni siyasetler üretemezse, iktisatta verimliliğe dayalı bir büyüme modeline geçmesi de toplumun adalete olan itimadını yeniden tesis etmesi de asla mümkün olmayacaktır.

Bu mevzuda uzun müddettir sessiz duran TÜSİAD’n şu günlerde önemli ihtarları var. TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Ömer Aras, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, güçlü ve sağlam bir ekonomi, toplum ve ülke yaratmak için yapmamız gerekenleri dört ana başlıkta topladı: 1. Hukukun üstünlüğü, 2. Eğitim ve liyakat, 3. Teknoloji üretmek ve inovasyon, 4. Verimlilik ve ihracata dayalı ekonomik büyüme modeli.

Aras’ın değerlendirmesinde ilk sırada hukukun üstünlüğü yer alıyor. WJP (World Justice Project) Hukukun Üstünlüğü endeksine göre Türkiye’nin dünyadaki yeri her geçen gün geriliyor. Bu gerileme rekabet gücümüzü zedeliyor.

TÜSİAD’ın da çok net bir şekilde ortaya koyduğu benzeri Türkiye’nin verimliliğe dayalı rasyonel bir ekonomik model oluşturabilmesi için de liyakati esas alan çağdaş bir eğitim sistemi inşa edebilmesi için de öncelikle ‘hukukun üstünlüğü’ne dayalı bir hukuk devletine ihtiyacı var.

Ama ne yazık ki AK Parti iktidarı, şeklen bütün bunları kabul ediyormuş benzeri görünse de esas itibariyle popülist özellikleri baskın olan otoriter bir sisteme inanmaktadır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.