Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu, İBB davasıyla ilgili, “Dünyanın ABD ve İsrail eliyle ateşe atıldığı, ateş ve kanın hüküm sürdüğü dönemde Türkiye’nin içeride İBB Davası gibi ağır, sansasyonel ve siyasi bir dosyayla enerji kaybetmesi, iç cepheyi …
Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu, İBB davasıyla ilgili, “Dünyanın ABD ve İsrail eliyle ateşe atıldığı, ateş ve kanın hüküm sürdüğü dönemde Türkiye’nin içeride İBB Davası gibi ağır, sansasyonel ve siyasi bir dosyayla enerji kaybetmesi, iç cepheyi güçlendirmek varken kendisini aylarca sürecek ağır bir gerilime mahkum etmesi hem hata hem yanlıştır. Dünya böylesine belirsiz ve kaotik bir yoldayken; Türkiye’nin çıkarlarını korumak/doğru kararlara ulaşmak için gereken en önemli unsur siyasi rekabetken Cumhurbaşkanı adayını bu rekabetin içinde tutarak daha güçlü bir politikaya ulaşmak yerine, onu hapiste sessizliğe mahkum etmek de en az birincisi kadar hata ve yanlıştır.” diye yazdı.
Karar yazarı Karaalioğlu, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da araladığında bulunduğu 407 sanıklı davanın bugün başlayacağını belirterek, “Yakın siyasi tarihimizin en önemli davası olacağı muhakkak. Çünkü bu dava, hem Cumhurbaşkanlığı seçimini hem Türkiye’de demokrasinin geleceğini yakından ilgilendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Karaalioğlu, şöyle devam etti:
“Dünya yeniden şekilleniyor ama biz hâlâ içeride en eski usul siyasi mücadele yöntemiyle yenilenen dünyaya uzaktan bakmayı ve fırsatları kaçırmayı tercih ediyoruz.
Evvela şunu söyleyelim. Dünyanın ABD ve İsrail eliyle ateşe atıldığı, ateş ve kanın hüküm sürdüğü dönemde;
1- Türkiye’nin içeride İBB Davası gibi ağır, sansasyonel ve siyasi bir dosyayla enerji kaybetmesi, iç cepheyi güçlendirmek varken kendisini aylarca sürecek ağır bir gerilime mahkum etmesi hem hata hem yanlıştır.
2- Dünya böylesine belirsiz ve kaotik bir yoldayken; Türkiye’nin çıkarlarını korumak/doğru kararlara ulaşmak için gereken en önemli unsur siyasi rekabetken Cumhurbaşkanı adayını bu rekabetin içinde tutarak daha güçlü bir politikaya ulaşmak yerine, onu hapiste sessizliğe mahkum etmek de en az birincisi kadar hata ve yanlıştır.
Bu celseler serisi sadece bir siyasi dava değil aynı zamanda Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu dönemde, en çok ihtiyaç duyduğu politik yarışı sakatlayan ve ülkeyi farklı politik önerilerden mahrum bırakan bir davanın adımlarıdır.”
Yazının tamamını okumak için .