İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyı değerlendiren Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Esat Arslan, Tel Aviv yönetiminin güvenlik anlayışının giderek stratejik bir çıkmaza dönüştüğünü söyledi. Arslan, Türkiye’nin diplomasiyle birlikte askeri kapasitesini de güçlendirecek somut adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Esat Arslan, Radyo Sputnik’te yayınlanan Ceyhun Bozkurt’la Bölgenin Kalbi programında İsrail’in Suriye’deki saldırılarını ve Türkiye’nin izlemesi gereken güvenlik politikasını değerlendirdi.
İsrail’in “önleyici savaş” doktrininin giderek daha geniş bir tehdit algısına dayandığını belirten Arslan, bu yaklaşımın uzun vadede Tel Aviv açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Arslan şunları söyledi:
Arslan, Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırının yalnızca askerî bir hedefi vurmadığını, İsrail’in güvenlik anlayışındaki çelişkileri de ortaya koyduğunu savundu:
“Türkiye’nin cevabı yalnızca diplomatik kınama olmamalı”
Türkiye’nin gelişmelere öfkeyle hareket ederek değil, stratejik bir yaklaşımla karşılık vermesi gerektiğini belirten Arslan, bununla birlikte yalnızca diplomatik açıklamaların yeterli olmayacağını şu sözlerle anlattı:
“Suriye ile savunma iş birliği güçlendirilmeli”
Arslan, Suriye ile kapsamlı bir savunma iş birliği kurulması, hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi ve İsrail uçaklarının kullandığı hava koridorlarının daraltılması gerektiğini ifade etti.
Arslan şunları söyledi:
İncirlik ve Kürecik üslerinin mevcut güvenlik mimarisindeki rolünün de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Arslan, diplomasi ile askerî kapasitenin birbirinin alternatifi olmadığını vurguladı.
Arslan şunları söyledi: