Davutoğlu’ndan Erdoğan’a “emeklilik yılı” göndermesi: Allah onları muhafaza eylesin

“‘2024 yılı emekliler yılı’ denmişse, emeklilere Allah uzun ömür versin ama gömme yılı demektir. Neden? Mezarda emeklilik demektir”

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a “emeklilik yılı” göndermesi: Allah onları muhafaza eylesin
Yayınlama: 17.01.2024
7
A+
A-

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın emeklilere yaptığı zam oranını eleştirdi. Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı 2024 yılını emekliler yılı ilan etti. Aman emekliler korksun. Allah muhafaza eylesin ‘2024 yılı emekliler yılı’ denmişse, emeklilere Allah uzun ömür versin ama gömme yılı demektir. Neden? Mezarda emeklilik demektir” dedi. Hükümete seslenen Davutoğlu, “Gelişen her olay da muhalefeti mahkum etmek, muhalefeti kutuplaştırmak benzeri sıradan, banal, süfli bir siyaset yerine doğru dürüst bir değerlendirme yapın” diye konuştu.

Sdet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısı, bütçe görüşmeleri nedeniyle verilen iki haftalık aranın akabinde bugün yapıldı. Sdet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, grup toplantısına katıldı. Sdet Partisi ismine grup konuşmasını Sdet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme ilişkin şunları söyledi:

“Her olayda muhalefeti mahkum etmek sufli ve banal bir politika”

“Mlesef Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı büyük acılarla geçti. 6 Şubat zelzelesi, terör hücumları artan ve derinleşen yoksulluk emeklilerimizin içler acısı hali, tarımda geldiğimiz durum bizi üzdü. Bu ülkeyi yönetme misyonunu üstlenenlere sesleniyorum, gelişen her olay da muhalefeti mahkum etmek, muhalefeti kutuplaştırmak benzeri sıradan, banal, süfli bir siyaset yerine doğru dürüst bir değerlendirme yapın… Yanı başımızda iki direkt savaş yürüyor. Yüz günü aşkın bir müddettir de bir soykırım sürüyor Gazze’de. Yemen’e bir hareket yaptı. Tam da bizim askerlerimizin şehit olduğu günlerde İngiltere ve Amerika… Yemen bombalandı. Bir süre sonra Kuzey Irak’ta İran Erbil’i bombaladı. İsrail Lübnan’a hücumda bulundu. Bu resmi görmeden, Türkiye’deki terör olayını, muhalefeti köşeye kıstırmak için bir imkan görenler açık söylüyorum, dünyayı da okumuyorlar bu milletin geleceğini de düşünmüyorlar. 2024’te bizi bekleyen büyük krizleri de öngöremiyorlar.

“Kimin ne diyeceğimizden endişemiz yok”

Dün bu stlerde taktiksel bildiri savaşı yürürken Grup Liderimiz Selçuk Özdağ ve arkadaşlarımızın getirdiği teklifle bu farklı bildiriler başkanlık tezkeresine dönüştürüldü ve TBMM’den tek bir ses yükseldi. Şu bilinsin, bizim kümemiz bölmeye, ayrıştırmaya değil birleştirmeye gönülleri bir araya getirmeye ayarlıdır. Bu milleti birleştirecek olan TBMM’nin güçlü sesi de Sdet- Gelecek Grubu’dur. Onlar ayrıştıracak. Kimin ne diyeceğinden endişemiz yok. Zira 24 ste değil, bir güne değil, bir yıla değil, asırlara ayarlıyız.

“Terör korkusu üzerinden onay alırlarsa otoriterleşme derinleşir”

Biraz unutulmuş benzeri görünse de iki üst yargı birbiri ile mücadele halinde. Anayasa Mahkemesi , Yargıtay problemi. Yoksulluk almış başını gitmiş. Seçimlere doğru giderken ülkeyi kutuplaştırma siyaseti üzerinden prim yapmaya çalışan bir iktidar var. Çok telaşlıyım arkadaşlar. Bu kadar devlet deneyiminden sonra bunu söylemek bana hüzün veriyor ama 2024 için çok telaşlıyım. Herkesi uyarıyorum ayağınızı denk alın, küçük hesaplarla bu ülkeyi mağdur etmeyin. 31 Mart şayet tekrar bu milletten terör korkusu üzerinden bir onay alırlarsa gerisinden Türkiye’de otoriterleşmenin derinleşeceği, fikir özgürlüğünün tümüyle gündemden düşeceği, Türkiye’nin diğer birtakım ülkelerde göründüğü benzeri üstten aşağıya doğru her an denetim edilen ve üsttekilerin de uluslararası güçler tarafından tasallut altına alındığı bir uydu devlete dönüşme riski vardır.

“Terörle mücadelede övünülmesi gereken şey en az asker kaybıyla karşı tarafta Tesir uyandıran operasyondur”

Dün Sayın Dışişleri Bakanı ve Sayın Savunma Bakanı’nı dinledim… Tabi Meclis’te kamuya açık oturumda konuşmanın sonlarını yaşayan biri olarak bilirim, her şeyi paylaşamazsınız. Her şeyi konuşamayabilirsiniz. Ama ben isterdim ki ikisiyle de geçmişte çalışmış olan ve onların yapabileceklerini bilen bir başbakanları olarak ikisinden de daha vizyoner bir konuşma beklerdim. Bütün bu tehlikeleri gören millete güven veren bir konuşma beklerdim. Kaç terörist öldürüldü? Kaç askerimizi kaybettiğimiz… Sayıyla sayıların ötesinde, terörle mücadelede övünülmesi gereken şey, en az asker kaybıyla en fazla karşı tarafta tesir uyandıran operasyon yapılmasıdır.

“Dolmabahçe Ofisi’nde lüks odalarda yapılmaz güvenlik toplantısı”

İlk baskını anlıyorum. Her ülke bu türlü baskın görebilir ama ikinci baskın… Nasıl oldu? Nasıl şehit verdik 9 kardeşimizi. Bunun hesabını sorardım muhalefete dönmeden önce. Devlet adamının görevi kendi altındakini sigaya çekmektir, muhalefeti değil. 9 şehidimizin acısı yüreğimizde ama beni daha çok yakan terör örgütüne karşı ruhsal üstünlüğü kaybettiler… Kim ikinci baskını yedi. Neden ilk baskından sonra gerekli önlemler alınmadı? Neden riskli bölgeler gerekirse boşaltılmadı ya da destek birlik gönderilmedi? Neden lojistik koridorlar oluşturulmadı? Hava muhalefetiymiş. Hava muhalefeti terör örgütü için de var… Şehit cenazelerinde muhalefet önderlerinin iştirakini engellemek için uzunluk göstermekten öbür ne yaptınız siz? Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum, Dolmabahçe Ofisi’nde lüks odalarda yapılmaz güvenlik toplantısı yalnızca. Ben olsaydım aynı güvenlik toplantısını Hakkari’de, Silopi’de yapardım ve dünyaya gösterirdim.

“Derhal bir kriz masası kurun”

Devlet yönetmek, her çıkan krizde siyasi rant elde etmek demek değildir. Devlet yönetmek, devletin menfti ve geleceği söylediği söz edilen olduğunda bütün öfkeyi, kini, farklılığı içine gömüp basiretle davranmalıdır. Bakın sayıyorum, bir askeri soruşturma. İki; önderleri tek tek ya da topluca çağırıp kapalı kapılar arkasında onlara bilgiler vermek onların deneyimlerinden istifade etmek. Üç, şu anda tavsiye ediyorum, derhal daimi bir kriz masası kurun.

Türkiye’nin yüzyıllık tarihinde iki büyük kaybı vardır. Birisi Musul, birisi 12 adadır… Birisi de Batum’dur. Bunlar Misak-ı Milli içerisinde. Musul’da hiçbir savaş kaybedilmedi. Neden? Zira Osmanlı Devleti’nin bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni enerji kaynaklarından uzak tutmak istediler. Zira Ortadoğu halkı olan Türkleri, Kürtleri, Arapları bilhassa Türkleri ve Kürtleri birbirine düşürmek istediler… PKK denilen örgüt bu türlü çıktı. Mazlum Kürt halkı hep külfetler yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti devleti şayet terörle mücadele edecekse, bu halkları birleştiren bir merhamet seferberliği açacak.

“Kamuoyu ‘kim imza attı, kim atmadı’ diye tartışıyor”

Kamuoyu bunu tartışmıyor. ‘Kim imza attı’ ‘kim atmadı’ ‘kim ne yaptı, kim ne yapmadı.’ Zira o denli isteniyor. Neden Erbil’de İran bu türlü bir operasyon yaptı. Dördüncü yapacakları şey derhal İran’la oturup bu operasyonun arka planı dahil kapsamlı stratejik istihbarı düzenek kurun.
‘Bizim ülkemizde aslında herhangi bir uluslararası suç işlenmez’ diyebilmek lazım.

“Bu muydu AKP’nin kurmak istediği Türkiye”

Bakıyorum da whatsapp kümelerinde şunu yayıyorlarmış. Her şeyi yasal gösteren maşallah sivil toplumları var. Her şey legal onlar için. Uluslararası Adalet Divanı’na Türkiye başvuramazmış, zira Roma kuralına bağlı değilmiş, onun için Türkiye Güney Afrika Cumhuriyeti’ne evraklar sunmuş da Güney Afrika Cumhuriyeti başvurmuş. Aslında bu müracaatın gerçek sahibi Türkiye’ymiş. Ya Allah aşkına efsaneler üzerine fikir üretilmez. Uluslararası Adalet Divanı’na BM üyesi her ülke başvurabilir. Uluslararası Adalet Divanı’na Türkiye başvurabilir. Türkiye taraf değilmiş. Orası Uluslararası Adalet Divanı değil, Uluslararası Ceza Mahkemesi… O farklı bir süreç. Ayrıyeten da çekinmemek lazım. Bizim ülkemizde aslında herhangi bir uluslararası suç işlenmez diyebilmek lazım. Bizim ülkemizde çeteler, mafyalar yok, uyuşturucu lobiler, baronları yok diyebilmek lazım.

Ama korkuyorlar. Eski Türkiye’nin endişeleri bunlara da sirayet etti. ‘Eski Türkiye’yi yıkıp yeni bir Türkiye kuracağız’ diyenler 1990’lı yılların derin devlet retoriğine, 90’lı yılların uyuşturucu baronlarına teslim oldular. Bu muydu istediğimiz Türkiye. Bu muydu kurmak istediği AK Parti’nin kuruluş yıllarındaki Türkiye.

“Gazze yüzüncü gününde, neden kimse Türkiye’nin ne düşündüğünü sormuyor”

Gazze bize asla ırak değildir. Gazze, yüreğimizde yanan bir yangın ve önümüzde yürüyen bir meşaledir. Hamas ile İsrail arasında süreksiz bir anlaşma sağlandı. Sağlayan kim? Katar. Ama kim destek oldu Fransa. Katar ve Fransa işbirliği ile bugün bir ateşkes sağlandı. Yahu yüzüncü gündesiniz, niçin kimse Türkiye’nin ne düşündüğünü sormuyor? Neden? Şayet kendi halkınızı baskı altında tutarak susturmaya çalışırsanız, şayet kendi ülkenizi gerinizde muhalefeti ile birlikte bir ve birlikte gösteremezseniz, şayet dünyaya söyleyecek sözünüz kalmamışsa kimse size prestij etmek, kimse sizi dinlemez. En yakın dostlarınız bile dinlemez.

“Emekliler korksun”

Sayın Cumhurbaşkanı 2024 yılını emekliler yılı ilan etti. Aman emekliler korksun. Allah muhafaza eylesin ‘2024 yılı emekliler yılı’ denmişse, emeklilere Allah uzun ömür versin ama gömme yılı demektir. Neden? Mezarda emeklilik demektir. Emeklilerin mşı, 2016’da taban fiyatın 1.2 misliydi. Şu Anda Cumhurbaşkanı 10 bin lirayı müjde benzeri söylüyor.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.