‘Bisiklet hırsızı’ iki çocuğun gerçek hikayesi
Gülseven Özkan
Adalet Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl 63 bin 712 çocuk hakkında mahkumiyet kararı verildi. ‘Suça sürüklenen çocuk’ sayısı 300 bini aştı. Rakamların soğukluğunun perde gerisinde ise tehditle bisiklet çalmaya zorlandıkları için 23 gün cezaevinde tutulan ve hayatları altüst olan 12 yaşındaki Halil ile 13 yaşındaki Mehmet gibi gerçek hikayeler var…
‘Dünyanın en büyük adliyesi’ iddiasıyla 2013’te açılan İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda duruşma günü… 12 yaşındaki Halil, ‘bisiklet hırsızlığı’ gerekçesiyle, korkudan dizleri titrer bir halde, hakim karşısında… Duruşma sonrası, dev binanın karşısındaki boşlukta, kaybolmuş gibi etrafına bakınıyor Halil. Ne yapacağını bilemez halde, bir ileri bir geri adım atıyor. Titreyen sesiyle annesine dönüp “Kalbim sıkışıyor anne, çok korkuyorum” diyor…
Cezaevi kapısında iki anne
Halil’in hikayesi, günümüz Türkiye’sinde binlerce çocuğun da hikayesi. Annesi Emine ile, Maltepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü ana giriş kapısı önünde tanışıyoruz. Yağmur yağdı yağacak gibi, hava soğuk. Oğluyla birlikte tutuklanan Mehmet’in annesiyle akşamın sekizine kadar çocuklarının tahliyesini bekliyor.
Emine, henüz 12 yaşındaki 7’nci sınıf öğrencisi oğlu ile 13 yaşındaki arkadaşının ‘bisiklet hırsızlığı’ gerekçesiyle tutuklandığını anlatıyor. Anlattığına göre kamera kayıtlarından yakalanan iki çocuğu, mahalledeki yaşça daha büyük kişiler tehdit ederek hırsızlığa zorlamış. “Asıl yönlendirenler için tutukluluk kararı yok, delil yokmuş” diyor öfkeyle.
Detayları, 20 Ekim 2025 tarihli İstanbul Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’nin tutanağından okuyoruz:
“Bisiklet ve elektrikli bisiklet hırsızlığı şikayeti üzerine başlatılan inceleme kapsamında, Sancaktepe’deki bir metro istasyonunun 6 Eylül 2025 tarihli kamera görüntüleri incelendi. Görüntülerden, ‘çocuklardan birinin gözetleme yaptığı, diğerinin ise bisikleti bulunduğu yerden alarak birlikte istasyondan ayrıldıkları’ tespit edildi.”
İkinci çocuğun, yani 13 yaşındaki Mehmet’in daha önce ‘iki bisiklet hırsızlığı’ ve ‘kasten yaralama’ kaydı var. 12 yaşındaki Halil’in ise bisiklet hırsızlığından iki ve gasp suçlamasıyla bir kaydı bulunuyor. 19 Ekim’de gözaltına alınan çocuklar, Sancaktepe Çocuk Büro Amirliği’ne götürüldü ve Cumhuriyet Savcısı’na bilgi verilerek soruşturma başlatıldı.
20 Ekim tarihli Başsavcılık Çocuk Suçlular Soruşturma Tutanağı’nda, Halil’e avukatı eşliğinde ‘bisiklet hırsızlığı’ suçlaması anlatıldı. Avukat, çocukların pişman olduğunu ve zararı karşılamaya hazır olduklarını ifade ederek, serbest bırakılmalarını talep etti.
Ancak İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği, ‘kamera kayıtları ve mevcut deliller’ doğrultusunda iki çocuk hakkında tutuklama kararı verdi.
Çocuklar: Hırsızlığa zorlandık
Halil savunmasında, “Eylemi A. isimli kişinin tehditlerinden dolayı yaptım. Hırsızlık yapmadığımız için beni ve arkadaşım Mehmet’i, A. ve ismini bilmediğim şahıslar dövüyordu” dedi. Mehmet de benzer biçimde, “B.A. ve A. isimli kişilerden dayak yediğini, bu kişilerin eylemi zorla yaptırdıklarını” anlattı. Ancak bu savunmalar Mahkeme tarafından inandırıcı bulunmadı.
21 Ekim’de hazırlanan iddianamede de, kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli ve somut delil olduğu öne sürülerek, çocukların cezalandırılması talep edildi.
İki çocuk için 23 Ekim tarihinde hazırlanan İstanbul 2. Anadolu Çocuk Mahkemesi tensip zaptında (ön hazırlık tutanağı), tutukluluk halinin devamına karar verildiği belirtilerek,
12 Kasım’a duruşma tarihi verildi. Ayrıca haklarında SİR (Sosyal inceleme Raporu) raporu istendi.
Her iki çocuk da, 12 Kasım’da görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Savunmalarında adı geçen B.A. ve A.U. hakkında suç duyurunda bulunuldu. Bir sonraki duruşma 11 Mart 2026’da.
“Cezaevi psikolojik yıkıma neden oldu”
Cezaevi süreci, 12 yaşındaki Halil’de psikolojik yıkıma neden olmuş. “Oğlum cezaevinde saatlerce ağlamış. Görüşte sarıldı, titriyordu. Ben cezaevi kapısında ne kadar beklediysem, o da içeride o kadar korkuyla beklemiş” diyen Emine, çocuğunun kulağında morluk olduğunu, hapiste kendisinden yaşça büyük çocuklardan şiddet gördüğünü anlattı.
Adalet sistemine güveninin kalmadığının altını çizen anne, “Oğlum içeride üç kez altına işemiş korkudan. Delil yok diye büyük çocuklara dokunulmadı. Bisiklet denilerek 12 yaşındaki çocukları 23 gün içeri atıyorsun. Ülkeyi soyanları almıyorsun. Adalet böyle olmaz…” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Dört çocuğu olduğunu, 20 bin lira kirası olan sobalı bir evde yaşadıklarını, eşinin inşaatlarda çalıştığını ifade eden anne Emine, dava sürecinde avukat ve diğer masraflar için annesinden kalan altınları satmış, komşularından borç almış: “Cebimde yol parasından başka bir şey yok.”
“Bu sene okula göndermeyeceğim”
Emine’nin en büyük endişesi, Halil’in okuldaki durumu: “Bütün okul biliyor. Damgalanmasından korkuyorum. Bu sene okula göndermeyeceğim. Okul kendisine ceza kessin. Çocuğun sicili de kötü oldu. Kullanmak isteyenler olacak. Farklı bakacaklar. Okulunu değiştirmeyi düşünüyorum.”
Oğlunun mahallede de aynı döngü içerisine girmesinden korktuğunu belirten anne, “Burada yaşamayacağım artık. Çocuğumu koruyamam. Bingöl’deki köye döneceğim. Benim gibi nice anne var. Gerçek suçlular yatsın. Televizyonda çete, sokakta çete. Çocuğun yetişkin gibi yargılanacağı sistem çok kötü. Sistem kurulsun, eğitim amaçlı olsun” dedi.
Halil’le birlikte tutuklanan 13 yaşındaki Mehmet’in annesi Ayşe ise “Yemedim, içmedim. Korkuyoruz” demekle yetindi.
Öte yandan Halil ve Mehmet’e ‘tehdit’ yoluyla yaptırıldığı iddia edilen 12 Eylül 2025 tarihli bir başka ‘bisiklet hırsızlığı’ dosyası daha var. Bu davaya yönelik 26 Eylül’de hazırlanan iddianamede, çocukların bu kez İstanbul Çekmeköy metro durağından bisiklet çaldıkları tespitine yer verildi ve kamera kayıtlarına, ifadelere dayanılarak cezalandırılmaları talep edildi.
SİR raporu: Kalabalık aile, yetersiz maddi koşullar
Bu davaya ilişkin olarak hazırlanan 9 Ekim 2025 tarihli Sosyal İnceleme Raporu’nda; 13 yaşındaki Mehmet’in ortaokul 8’inci sınıf öğrencisi olduğu, sınıf tekrarı yaptığı, okumak yerine sanayide çalışarak motor ustası olmak istediği bilgisi yer aldı. Raporda, Mehmet’in okula devam ettiği, madde kullanmadığı, ancak bisiklet hırsızlığının ilk suça sürüklenme öyküsü olmadığı ifade edildi. Raporda yer alan bilgilere göre; Mehmet’in dokuz kardeşi var. Dört ağabeyi yaralama gibi suçlardan cezaevine girmiş.
Analizde ailenin kalabalık yapısı, maddi koşulları, yetersiz aile denetimi ve arkadaş çevresinin çocuk üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Sosyal hizmet uzmanı, çocuğun davranışlarının bir kısmını arkadaş etki ve yönlendirmesi altında gerçekleştirdiğine dayalı görüş bildirdi.
Yine raporda yer alan bilgilere göre, Halil lise diploması alarak otobüs şoförü olmak istiyor. Sosyal hizmet uzmanı, Halil’in de muhakeme ve mantık yeteneğinin bulunduğunu ancak davranışlarını yönlendirme konusunda yeterli bilinç geliştiremediğini, arkadaş çevresinin davranışları üzerinde etkili olabileceğini belirtti. Halil hakkında da ‘danışmanlık tedbiri’ uygulanması istendi.
Davanın 26 Kasım 2025’te İstanbul Anadolu 7. Çocuk Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Halil, bisikleti yine A.U. isimli kişinin zorlamasıyla aldıklarını anlattı. “Kendisi bizi, ‘Bisikleti çalın, getirin, yoksa sizi öldürürüm, başınıza bela olurum’ diyerek korkutuyordu. Korkup aileme söyleyemediğim için onun isteği doğrultusunda gerçekleştirdik. Bisikleti A.U.’ya vermiştik. Polis, bisikleti A.U.’dan aldı. Suçsuzum, zararı karşılamak isterim” dedi. Ancak, ‘mağdur’ sıfatıyla şikayetçi olan kişi, bisikletin polis tarafından kendisine teslim edildiğini, zararının olmadığını ifade etmesine rağmen çocuktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini söyledi.
Duruşmada çocukların tehdit altında eylemi gerçekleştiklerine yönelik 15 yaşındaki bir tanık dinlendi. Tanık ifadesinde, mahallede Halil ve Mehmet’e zorla hırsızlık yaptırıldığını, Halil’i eyleme zorladıklarını, Mehmet’e ‘Bana bisiklet bul’ denildiğini söyledi. Halil ve Mehmet’in dövüldüğünü dile getirdi.
Mahkeme; duruşmaya katılmayan 13 yaşındaki Mehmet hakkında ‘zorla getirme emri düzenlenmesine’, Halil’in duruşmalardan ‘bağışık tutulmasına’ karar vererek, duruşmayı 21 Ocak 2026 tarihine erteledi.
“Korkuyorum, bir daha içeri giremem”
Duruşmanın ardından Halil titreyen sesiyle “Anne kalbim sıkışıyor, korkuyorum, oraya bir daha giremem. İçerisi öyle kötü ki…” sözleriyle etrafa korkuyla bakıyor. Yerinde durmakta zorlanan çocuk, bir ileriye bir geriye adım atıp, kendi etrafında dönerek bir yandan adliye sarayına seyrediyor, diğer yandan “Anne kalbim sıkışıyor” demeye devam ediyor. Oğlunun duruşma sırasında fenalaştığını belirten anne Emine ise “Çok korktuk, avukatlar müdahale etti. Ben de bilmiyorum ne yapacağım, öyle zor ki… Kendisine bir şey yapar diye onunla tuvalete bile gidiyorum” diyor.
Duruşmadan birkaç gün sonra tekrar görüştüğümüz anne Emine, oğlunun psikolojik durumunun iyi olmadığını söylüyor ve ekliyor:
“Geceleri uyumuyor, eli ayağı durmuyor. Kendi kendine olmadık şeyler söylüyor, ben de başında bekliyorum. Temizlik işlerine gidiyordum, şu an onu bırakıp gidemiyorum. Psikoloğa götürdüm, doktor ağır travma yaşadığını, aynı ortama, mahalleye gitmemesi gerektiğini söyledi. Oğlum kendi içine kapandı, sessizleşti. Bazen sinirleniyor. Şehre inip gezdirmeye çalışıyorum onu, okuldan da koptu. İyileşmesi için her şeyi yapacağım.”
“Cezaevinde çamaşır suyu içen, pil yutan çocuklar var”
Halil ve Mehmet gibi binlerce çocuk var. Bir başka gün yine Maltepe Cezaevi önünde konuştuğumuz bir genç, yeni tahliye olduğunu söyledi. Cezaevine yeni gelen çocukların ilk günlerde naif tavırları nedeniyle zor zamanlar geçirdiklerini, daha baskın karakteri olanların diğerleri üzerinde baskı kurduğunu anlattı.
Açık cezaevinde kalan başka bir genç ise dışarı çıkmak için çamaşır suyu içen, pil yutan çocukların olduğunu öne sürdü. Akran zorbalığının da yaşandığını, kıyafet çalma, çocuklar arasında kavga ve sıcak su dökerek şiddet uygulama gibi olayların yaşandığını söyledi.
Cezaevinde servis şoförü olarak çalışan bir görevli, çocukların tümü için yatacak yerlerin yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Çocuklara eğitim veren başka bir çalışan, cezaevinde açık ve kapalı bölümlerde bin çocuk olduğu bilgisini paylaşıyor. Eğitimci, yerde yatan çocuk olmadığını ancak yetişkin bölümünde sorunlar olduğunu ekliyor.
“Kolay para kazanma hayali suça sürüklüyor”
Cezaevi önünde karşılaştığımız, müvekkil gizliliği nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen bir avukat, çocukların TikTok, Instagram gibi sosyal medya hesaplarında gördükleri şiddete başvuran akranlarından etkilendiğini ifade ediyor. Görüşmeye geldiği 16 yaşındaki çocuk, meslek edinemeyeceğini düşündüğü için ilkokuldan sonra okulu bırakmış. Avukat, özellikle başarısız eğitim hayatının çocukları suça sürüklediğini düşünüyor: