Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve Bilim Kurulu Üyeleriyle Ayasofya-i Kebir Cami ve Sultanahmet Cami’sinde yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi ve ‘Çalışmalar, ‘yaptım oldu’ yaklaşımıyla, günü kurtarma anlayışıyla yapılmamıştır’ dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve Bilim Kurulu Üyeleriyle Ayasofya-i Kebir Cami ve Sultanahmet Cami’sinde yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.
Süreçlerin bilim kurulları denetiminde, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki çok katmanlı restorasyonun ise planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı.
Ersoy, bakanlık olarak kültür ve turizm alanında tarihi emanetlerin vazgeçilmezliğini her fırsatta vurguladıklarını belirterek, bu yaklaşımın yalnızca söylemde kalmadığını aktardı.
Göreve geldikleri günden itibaren restorasyon, inşa ve ihya çalışmalarını ana hizmet başlıklarından biri haline getirdiklerini kaydeden Ersoy, Bodrum Kalesi’nden Sümela Manastırı’na, Selimiye’den Kariye Camisi’ne, Galata ve Kız Kulesi’nden Sirkeci ve Haydarpaşa garlarına, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden Rami Kütüphanesi ve Atlas Pasajı’na kadar çok sayıda eserin titizlikle restore edildiğini dile getirdi.
Bakan Ersoy, Tiran’daki Ethem Bey Cami’sinden Macaristan’daki Gül Baba Türbesi’ne kadar hayata geçirilen projelerin kapsamlı bir liste oluşturduğuna işaret ederek, kültürel mirasın korunmasını stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı.
“Geleceğe Miras” projesi kapsamında yürütülen restorasyonların geniş bir coğrafyaya yayıldığına işaret eden Ersoy, projelerin ayrıntılarına değinmenin günler sürecek bir tablo ortaya koyacağını söyledi.
Ersoy, 6 Şubat 2023’te gerçekleşen deprem sonucu 11 ilde tamamen yıkılan eserleri yeniden ayağa kaldırdıklarını ayrıca yurt dışında da ata yadigarı eserlerin ihyası için önemli adımlar atıldığını kaydetti.
‘Tarihinin en kapsamlı restorasyon projesi uygulanıyor’
Ayasofya-i Kebir Cami’sinde yürütülen çalışmalar kapsamında kuzey, doğu ve güney cepheler ile minarelerde yaklaşık 11 bin metrekarelik iskele kurulumu gerçekleştirildiğinin altını çizen Ersoy, “Ayasofya-i Kebir Cami için de bu vizyon tam olarak hayata geçirilmiştir. Roma’nın kadim mirası ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürürken aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetine sahip çıkılmış, İslam’ın bu kutlu mabedi cemaatine kavuşturulmuştur. Daha nice asırlar boyu tüm insanlığı kubbesi altında buluşturabilmesi için yapının korunması, özgün malzemenin yaşatılması ve uzun vadeli yapısal güvenliğin sağlanması hedefleri doğrultusunda tarihinin en kapsamlı restorasyon projesi uygulamaya alınmıştır.” dedi.
Analizler sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvaların tespit edildiğine dikkati çeken Ersoy, şu bilgileri verdi:
Mehmet Nuri Ersoy, minareler ve kubbe üzerindeki çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü ifade etti.
Statik analizler çerçevesinde kuzeydoğu minaresinde şerefe altına kadar kontrollü söküm gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, sökülen taşların tek tek belgelendiğini, kullanılabilir durumdaki taşların özgün yöntemlerle onarılarak yerlerine yerleştirildiğini vurguladı.
Bakan Ersoy, minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerinin tamamlandığını, şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarının yapıldığını, bakır alem onarımıyla altın varak kaplama çalışmalarının sonuçlandırıldığını, yüzey temizliğinin tamamlandığını, külah kaplama ve kurşun işlerinin ise devam ettiğini dile getirdi.
Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, çimento esaslı uygunsuz müdahalelerin temizlendiğini, taş onarımlarının gerçekleştirildiğini ve derz ile kozmetik onarım çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.
‘Hiçbir işi çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz’
Bakan Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami’sinin kubbesinin tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: