Asgari Ücret Tespit Komisyonu önümüzdeki yılın asgari ücretini belirlemek üzere toplanıyor. Peki gerçek yaşam maliyetlerinden çok altında kalan asgari ücret nasıl belirleniyor?
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere bugün ilk toplantısını yapıyor.
Görüşmeler hem yüksek enflasyon hem de komisyonun yapısına dönük eleştirilerin arttığı bir dönemde başlıyor. Türk-İş, bu koşullarda masaya oturmayacağını açıkladı. Bu durum, karar sürecinde işçi temsilinin daha da zayıflayacağı yönünde soru işaretleri yaratıyor.
Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetecek en düşük ücret olarak tanımlanıyor.
2025 yılı için net asgari ücret 22 bin 104 lira 67 kuruş. Gayrimenkul değerleme platformu Endeksa’nın verilerine göre ise Kasım 2025 itibarıyla Türkiye genelinde ortalama konut kira bedeli 24 bin 898 lira.
Yani net asgari ücret, ülke genelindeki ortalama kirayı tek başına karşılamaya yetmiyor.
Komisyonun yapısı neden tartışılıyor?
Asgari ücreti belirleyen Asgari Ücret Tespit Komisyonu 15 üyeden oluşuyor. Hükümet, işçi ve işveren tarafı beşer temsilciyle masada yer alıyor. Kararlar oy çokluğuyla alınıyor; oyların eşitliği halinde komisyon başkanının oyu belirleyici oluyor. Bu yapı, işçi temsilcileri katılmasa bile hükümet ve işveren oylarıyla asgari ücretin belirlenebilmesine imkân tanıyor.
Türk-İş bu dengeyi işçi aleyhine bulduğunu belirterek görüşmelere katılmayacağını açıkladı. Hak-İş, hükümetin komisyonda taraf olmaktan çıkarılarak düzenleyici bir konuma çekilmesini savunuyor.
DİSK ise uzun süredir komisyonda yer almıyor ve yapıyı “antidemokratik” olarak nitelendiriyor.

Tüm bu itirazlar, komisyonun hem temsil açısından hem de karar süreçleri bakımından yeniden düzenlenmesi gerektiği tartışmasını güçlendiriyor.
Asgari ücret tanımıyla bugünkü tablo ne kadar örtüşüyor?
Türk-İş’in Kasım 2025 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 29 bin 828 lira.
Aynı ay için yoksulluk sınırı ise 97 bin 159 lira olarak hesaplanıyor. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 38 bin 752 lira.
Bu rakamlar, net asgari ücretin açlık sınırının yaklaşık 7 bin lira, tek bir çalışanın yaşama maliyetinin ise 16 bin lira altında kaldığını gösteriyor.
Birleşik Kamu-İş’in Kasım 2025 verileri de tabloyu destekliyor.
Dört asgari ücret bile yoksulluk sınırına yetmiyor
Verilere göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 30 bin lira seviyesini aşmış durumda. Yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira olarak hesaplanıyor. Aynı ayda dört kişinin tamamının asgari ücretle çalıştığı bir hanede toplam gelir bu sınırı aşamıyor. Arada halen birkaç bin liralık bir açık var. Bu durum, “çalışan yoksulluğu” olgusunun ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor.
Türk-İş’in bekar bir çalışanın yaşama maliyeti için açıkladığı 38 bin 752 liralık seviye ise, asgari ücretin tek bir kişi için bile yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Ücret, hane değil, birey bazında dahi “asgari” geçim koşulunu sağlayamıyor.
Bu veriler, asgari ücretin tanımında yer alan “gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür” gibi zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini ortaya koyuyor. Ücret, tek bir kalemi bile tam olarak karşılayamıyor; kalemler bir araya geldiğinde ise aradaki fark daha da büyüyor.
Gıda, kira, ulaşım: Ücret hangi kalemlere yetmiyor?
Güncel kira ve gıda verileri, ücretin günlük hayattaki karşılığını somutlaştırıyor. Net asgari ücret, ülke genelinde ortalama bir kirayı tek başına karşılayamıyor. Dört kişilik bir ailenin zorunlu gıda harcaması, asgari ücretin yaklaşık 7 bin lira üzerinde. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise asgari ücretin neredeyse iki katına yaklaşıyor.

Elektrik, doğal gaz ve su faturaları, şehir içi ulaşım,çocukların eğitim giderleri ve sağlık harcamaları eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre cepten sağlık harcamaları 2024’te yüzde 100 arttı. Ekonomistler 2025’te daha yüksek bir artış bekliyor. Kasım itibariyle sağlık grubunda enflasyon yüzde 30’a yakın. Diğer yandan enflasyon ulaştırma grubunda yüzde 29, eğitimde yüzde 66’nın üzerinde.
Asgari ücretli bir çalışan, maaşıyla aynı anda hem kira hem gıda hem ulaşım giderlerini karşılayamıyor. Çoğu hanede tek bir temel gider seçiliyor; diğer kalemler ya erteleniyor ya da borçla karşılanıyor. Bu durum, tanımda yer alan “asgari geçim” kriterinin fiilen işlemediğini gösteriyor.
Asgari ücret ortalama ücrete dönüştü
DİSK-AR’ın TÜİK mikro verileriyle yaptığı çalışmaya göre ücret dağılımında ciddi bir sıkışma yaşanıyor. Yaklaşık 16,1 milyon ücretli işçinin 8,8 milyonu asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altında gelir elde ediyor. Yaklaşık 3,6 milyon işçi ise yasal asgari ücrete bile ulaşamıyor.
Bu tablo, asgari ücretin istisnai bir taban değil, fiilen ortalama ücret haline geldiğini ortaya koyuyor. Ücret bu kadar geniş bir kesim için referans haline geldiği için, düşük belirlendiğinde otomatik olarak ücret skalasının tamamını aşağı çekiyor. İşyerlerinde “asgari ücretin biraz üzerinde” tanımlanan ücretler de düşük seviyede kalıyor.
Bu durum, çalışanların milli gelirden aldığı payın gerilemesine yol açıyor. Avrupa ile karşılaştırma farkı daha görünür kılıyor.
DİSK-AR’ın aktardığı Eurostat verilere göre Avrupa Birliği ülkelerinde asgari ücret civarında çalışanların oranı ortalama yüzde 4 düzeyinde. Türkiye’de ise asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 50’ye yaklaşmış durumda. Yani her iki çalışandan biri, asgari ücret veya ona çok yakın bir gelirle yaşamını sürdürüyor.
Enflasyon asgari ücreti nasıl eritiyor?
TÜİK’e göre Kasım 2025 itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 31,07 seviyesinde. Resmi enflasyon bile asgari ücret artışını yıl içinde büyük ölçüde eritmiş durumda. 2024 yılı yıl sonu resmi enflasyonu yaklaşık yüzde 45 olarak açıklanmasına rağmen bu yıl için asgari ücrete “hedef enflasyon” doğrultusunda yüzde 30 zam yapılmıştı.
DİSK-AR’ın 2026 asgari ücret araştırması, 2024 Ocak ile 2025 sonu arasındaki 24 aylık döneme odaklanıyor. Hesaplamaya göre asgari ücret bu 24 ayın yalnızca dört ayında açlık sınırının üzerinde kaldı. Kalan 20 ayda açlık sınırının altında seyretti. Bu bulgu, asgari ücrette yapılan artışların birkaç ay içinde temel harcamalar karşısında eridiğini gösteriyor.
Aynı araştırma, 2025 yılı boyunca asgari ücretlinin yıllık alım gücü kaybının 50 bin liranın üzerine çıktığını ortaya koyuyor. Net ücret nominal olarak 22 bin lira seviyesinde görünse de fiili satın alma gücü aylık 14 bin lira bandına geriliyor. Böylece asgari ücret, yıl sonuna gelindiğinde kağıt üzerinde başka, markette ve kirada bambaşka bir anlama sahip oluyor.
Bu tabloya rağmen komisyondan sürpriz çıkar mı?
Mevzuata göre komisyon, asgari ücret belirlenirken işçinin geçim şartlarını, fiyatlar genel seviyesini, ekonomik durumu, verimlilik ve istihdamı dikkate almak zorunda. Ancak son yıllarda açıklanan oranlarla geçim göstergeleri arasındaki fark, bu kriterlerin ne ölçüde esas alındığı sorusunu gündeme getiriyor.
Bu yıl masaya, kira ve gıda verileri, açlık ve yoksulluk sınırı, tek kişinin yaşama maliyeti ve alım gücü kaybı gibi göstergeler daha güçlü biçimde konulacak. İşçi örgütleri, en azından açlık sınırının asgari ücret için alt sınır kabul edilmesini, mümkünse yoksulluk sınırına doğru bir yakınlaşma sağlanmasını talep ediyor. İşveren kesimi ise maliyet ve istihdam kaygılarına vurgu yapıyor. Hükümetten gelen açıklamalar, yıl içinde ikinci bir artış yapılmayacağı yönünde.
Türk-İş’in komisyona katılmama kararı, işçi tarafının masadaki ağırlığını zayıflatırken, yeni ücretin daha çok hükümet ve işveren dengesiyle belirleneceği yorumlarına yol açıyor. Bu nedenle “sürpriz” olarak nitelenebilecek, açlık ve yoksulluk sınırıyla uyumlu bir artış beklentisi zayıf. Yine de bugün başlayan görüşmelerde tarafların hangi verilere nasıl başvuracağı, belirlenecek ücretin Türkiye’de geçim koşulları ve gelir dağılımı açısından nasıl bir mesaj vereceğini gösterecek.