Türkiye’ye COP çağrısı: ‘Sağlık’ müzakerelere dahil edilsin

İklim krizi dünya çapında sağlık sistemlerini de olumsuz etkiliyor. Uluslararası kuruluşlar, Kasım’da Türkiye’de yapılacak COP31 gündemine sağlık başlığının eklenmesini istedi.

Türkiye’ye COP çağrısı: ‘Sağlık’ müzakerelere dahil edilsin
Yayınlama: 09.06.2026
4
A+
A-

Dünyanın önde gelen sağlık, iklim ve çevre kuruluşlarından 74’ü, iklim krizinin sağlık boyutunun Dünya İklim Konferansı’nda (COP) düzenlenecek müzakerelerin merkezine yerleştirilmesini talep etti.

COP31 Başkanlığı’na yapılan ortak çağrı, Türkiye’den Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) koordinasyonunda hazırlandı.

Çağrının imzacıları arasında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lancet Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayımı, Columbia Üniversitesi İklim ve Sağlık Eğitimi Küresel Konsorsiyumu, Avrupa Solunum Derneği (ERS), Avrupa Halk Sağlığı Birliği (EUPHA), Küresel İklim ve Sağlık İttifakı (GCHA) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) yanı sıra çok sayıda uluslararası kuruluş yer alıyor.

Söz konusu çağrı, COP31 öncesindeki en kritik müzakere süreci olan Bonn İklim Değişikliği Konferansı (SB64) kapsamında yapıldı. Çağrı, Almanya’nın Bonn kentinde 18 Haziran’a kadar sürecek konferans öncesinde COP31 Başkanlığı’na sunuldu.

“Fosil yakıtlar sağlığa zararlı ürün olarak tanımlansın”

Çağrıda üç temel talep öne çıktı. Sağlığın COP31 Eylem Gündemi’nde bağımsız ve güçlü bir öncelik alanı olarak ele alınmasının yanı sıra enerji, ulaşım, sanayi, tarım, atık ve uyum başta olmak üzere tüm iklim politikalarına sağlık perspektifinin entegre edilmesi de talep edildi.

Çağrıda, “Sağlığın iklim politikalarına sistematik biçimde entegre edilmesi, iklim kaynaklı sağlık risklerini ve eşitsizlikleri azaltacak ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirecek” ifadelerine yer verildi.

Ayrıca fosil yakıtların, yaşam döngüleri boyunca yarattıkları etkiler nedeniyle sağlığa zararlı ürünler olarak tanınması talebi de çağrıda yer alan önemli maddelerden oldu.

Çağrıda, “Uzmanlara göre sağlık sistemlerinin iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkabilmesi, tüm sektörlerde uygulanacak (emisyon) azaltım ve uyum politikalarına bağlı. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde sağlık sistemleri bu etkiler karşısında yetersiz kalabilir” değerlendirmesine yer verildi.

İklim krizi sağlık sistemlerini zorluyor

Söz konusu çağrı, Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi’ne “Dinamik ve Dirençli SağlıkSistemleri” başlığını bağımsız bir konu olarak dahil etmesinin hemen ardından geldi. Söz konusu adımı önemli bulduklarını ifade eden imzacı kuruluşlar, sağlığın tüm iklim politikalarının ve müzakerelerinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“COP31 Başkanlığı olarak Türkiye’nin sorumlu olduğu Eylem Gündemi’nin ilk taslağında yer almayan sağlık konusunun, daha sonra gündeme dahil edilmesini çok önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz” diyen THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu kararda, THHP’nin öncülüğünde bir araya gelen tüm dünyadan 74 kuruluşun ortak çağrısı da dahil olmak üzere, uluslararası sağlık örgütlerinden, sivil toplumdan ve akademiden gelen talepler etkili oldu. Bu gelişme, COP31’in yapılandırılmasında devlet dışı aktörlerin sesinin duyulması açısından da değerli. Şimdi sıra Bonn’da yürütülecek müzakerelerden başlayarak iklim eylemini esas olarak bir halk sağlığı önceliği olarak tanımlamakta.”

Lancet İklim ve Sağlık Geri Sayım Raporu İcra Direktörü Dr. Marina Romanello ise, “Ülkeler COP31’e hazırlanırken, iklim eylemlerinin bu dönüştürücü sağlık kazanımlarını sağlayacak şekilde kurgulanması artık açık bir zorunluluk. Bu yaklaşım hem yaşamları koruyacak hem de daha müreffeh ve daha dirençli bir geleceğin önünü açacaktır” değerlendirmesini yaptı.

GCHA İcra Direktörü Dr. Jeni Miller ise, “Hükümetler, sağlık sistemlerini güçlendirmeye çalışırken aynı zamanda bu sistemleri giderek daha fazla zorlayan iklim krizini körüklemeye devam edemez” dedi.

DW / BÜ,MUK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.