Türkiye’nin gizli antik kenti!

Türkiye’nin gizli antik kenti!

Türkiye’nin gizli antik kenti!
Yayınlama: 13.12.2025
8
A+
A-

Büyük İskender’in bile ele geçiremediği Termessos, bugün Türkiye’nin güneybatısındaki dağların zirvesinde, adeta bir kartal yuvası gibi yükselen konumuyla hâlâ ayakta. Yüzyıllardır terk edilmiş bu olağanüstü antik kent, yürüyüş yapmaya hazır herkesin keşfedebileceği bir hazine ancak bunu yapan pek az kişi var.

Termessos, Antalya’nın turistik merkezlerine yakın olmasına rağmen neredeyse tamamen boş geziyor. Bu da ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor: Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden birini kendi başlarına dolaşma imkânı.

Bitki örtüsünün içine gömülmüş lahitler, dev sarnıçlar, tapınaklar, surlar ve Machu Picchu’yu andıran dağ zirvesindeki tiyatro, zamanın aşındırıcı etkisine karşı hâlâ direniyor.

Ölümle başlayan yolculuk

Termessos’un kalbine giden yol, antik agoranın bir ucunda, bitkilerin gizlediği nekropol ile başlıyor. Kentin zenginlerinin mezarlarının sıralandığı bu yol boyunca, yağmalanmış lahitler göze çarpıyor. Bazıları savaşçı sembolleriyle oyulmuş, bazıları devasa büyüklükte; hepsi defineciler tarafından parçalanmış.

Solymler ve İskender’e karşı direniş

Termessos halkı olan Solymler, Luvilerin torunlarıydı. Kuruluş tarihleri bilinmese de konum seçimlerindeki stratejik zekâ çok açık. Hem ticaret yollarını kontrol ediyor hem de yüksek rakım sayesinde kolayca savunuluyordu.

Bu nedenle MÖ 333’te bölgeye gelen Büyük İskender, kenti ne işgal edebildi ne de kuşatmayla teslim olmaya zorlayabildi. Termessos’un tarihe “kartal yuvası” olarak geçmesinin nedeni bu.

Romalılar ise kenti zorla değil, “koruma” adı altında nüfuz ederek kontrol altına aldı.

Eğitim yapıları ve kentin çöküşü

Şehrin yukarı kesimlerindeki jimnazyum, bir zamanlar askeri eğitim alan gençlerin merkeziydi. Banyo bölümü, salonları ve geniş spor alanlarıyla dönemin ileri mühendisliğini gösteriyor.

Termessos’un büyük kısmının MS 4. veya 5. yüzyılda gerçekleşen bir depremle yıkıldığı düşünülüyor. Yıkıntılar, 1.600 yıldır hiç restore edilmeden duruyor. 2025 yılında başlayan kazılarda, anıt mezarlar, su yapıları ve Hadrian Kapısı’nın incelenmesi planlanıyor.

Hayati su sistemi

Az sayıda doğal su kaynağına sahip olan Termessos için devasa yeraltı sarnıçları yaşamsal öneme sahipti. Tamamen kayaya oyulan bu çok bölmeli sarnıçlar 1.500 ton su tutabiliyordu.

Bu sistem, İskender’in kuşatma girişimlerinde bile kenti ayakta tutmuştu. Bugün ise sarnıçlar, kent terk edilirken içlerine atılan sütun parçaları ve çeşitli taşlarla dolu.

Kentin ‘lüks caddesi’

Termessos’ta yer alan bouleuterion, antik meclis binası, ikinci agora ve kolonlarla çevrili ticaret caddesi, şehrin bir dönem ne kadar varlıklı olduğunu gösteriyor. Rehber Uğuz’un ifadesiyle burası kentin “Champs-Élysées”siydi — en iyi yağlar, kumaşlar, deri ürünleri ve Akdeniz’den gelen lüks mallar burada satılırdı.

Dağların zirvesindeki büyüleyici tiyatro

Kentin en etkileyici yapısı, şüphesiz, dağların üzerinde bir seyir terası gibi duran antik tiyatro. 4.000 kişilik kapasitesiyle hem bir mühendislik harikası hem de olağanüstü bir manzara noktası.

Tiyatronun karşısında, kente kutsal kabul edilen dağ duruyor. Hava açıksa Antalya limanına kadar uzanan görüntü, ziyaretçileri adeta 2.000 yıl öncesine götürüyor.

Bir arkeolog cenneti: Doğa, sessizlik ve tarih

Rehber Önder Uğuz, Termessos’un etkileyici atmosferinin kendisini her yıl yeniden şehre çektiğini söylüyor:

“Genelde eşimle ardıç ağacının altında oturup manzarayı izliyoruz. Gökyüzü masmavi, etrafta sincaplar dolaşıyor. Arkeoloji ve doğa… Eksik olan tek şey soğuk bir bira.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.