Sertaç Çomak İstanbul’daki İsrail Konsolosluğuna saldırı, dikkatleri bir kez daha IŞİD’e çevirdi. Son aylarda saldırı ve operasyonlarla görünürlüğü artan örgütün Türkiye’deki varlığı ne durumda? İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da dün İsrail …
Sertaç Çomak
İstanbul’daki İsrail Konsolosluğuna saldırı, dikkatleri bir kez daha IŞİD’e çevirdi. Son aylarda saldırı ve operasyonlarla görünürlüğü artan örgütün Türkiye’deki varlığı ne durumda?
İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da dün İsrail Başkonsolosluğu yakınında meydana gelen silahlı saldırının faillerinden Yunus Emre S.’nin “dini istismar eden terör örgütü”yle bağlantılı olduğunu açıkladı ancak örgüt ismi vermedi. Ancak bu tanımlama resmi makamlar tarafından genellikle IŞİD ve El Kaide örgüleri için kullanılıyor. Nitekim saldırı sonrası çıkan çatışmada öldürülen failin 2018 yılında IŞİD bağlantılı bir davada yargılandığı da ortaya çıktı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek de İstanbul’da İsrail Başkonsolosluğu yakınında düzenlenen saldırının ardından 34 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda IŞİD’le bağlantılı 198 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
Olay, dün öğlen saatlerinde İsrail Konsolosluğu’nun da bulunduğu plazanın önünde meydana geldi. Uzun namlulu silahlarla gelen üç saldırgan güvenlik tedbiri alan polislere saldırı düzenledi. Polis ekiplerinin karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Çatışmada saldırganlardan biri öldürülürken iki saldırgan yaralı olarak yakalandı. İki polis ise hafif yaralandı.
Halk TV yazarı İsmail Saymaz, saldırıda öldürülen Yunus Emre S.’nin 31 Aralık 2018’de Kocaeli’nden Tekirdağ’a giden bir araçta IŞİD bağlantılı materyallerle yakalandığını ve 11 Ocak 2019’da tutuklandığını yazdı.
Saymaz’ın edindiği bilgilere göre “IŞİD üyeliği” iddiasıyla düzenenlenen iddianamede “eylem hazırlığındayken yakalandığı” belirtilen Yunus Emre S., beş ay sonra tahliye edildi. Zanlının 7 Nisan 2021’de dondurulan malvarlığı, beraat kararı sonrası Ağustos 2024’te tekrar kullanıma açıldı.
Saldırıdı yaralı olarak yakalanan faillerden Onur Ç.’nin de uyuşturucu suçuyla bağlantılı kaydının olduğu belirlendi.
IŞİD’in Türkiye’de düzenlediği eylemler
Bu saldırı, Türkiye’deki IŞİD bağlantılı saldırıların ilki değil.
Suriye iç savaşıyla 2014’te güç kazanıp bölgedeki birçok ülkede bombalı saldırılar düzenleyen örgüt, Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırılarını gerçekleştirdi.
2015 yılındaki 34 can kayıplı Suruç Katliamı, 103 can kayıplı Ankara Gar Katliamı, 2016 yılındaki 45 can kayıplı Atatürk Havalimanı Saldırısı ve 2017’deki 39 can kayıplı İstanbul Reina Katliamı bunlardan bazıları olarak kayda geçti.
Ankara’da Ana Tren Garı’nın önünde 10 Ekim 2015 yılında düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetmişti
Türkiye’de ve başka ülkelerde de onlarca saldırı düzenleyen örgüt, ABD’nin başını çektiği koalisyon ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) saldırılarıyla 2017’de zayıflamaya başladı, 2019’da ise lideri Ebubekir el Bağdadi’nin ölümüyle etkisini büyük ölçüde kaybetti.
Bu tarihten itibaren “içine kapanan” IŞİD, daha adem-i merkeziyetçi bir strateji benimsedi. Buna göre örgüt, özellikle Batılı ülkelerde sosyal medya gibi propaganda yollarıyla takipçilerini etkilemeye odaklandı. Son yıllarda örgütün propagandasından ilham alarak tek başlarına harekete geçen “yalnız aktör” saldırganlar bu politikanın bir sonucu.
Öyle ki Almanya iç istihbarat birimi olan Anayasayı Koruma Teşkilatı, 2018’de tek başına hareket eden ve “yalnız aktör” olarak tanımlanan IŞİD sempatizanı eylemcilerin saldırı çağrılarında artış tespit ettiğini açıklamıştı. Kurum, örgütün hedefinde çocuklar olduğunu kaydetmişti.
Kilise saldırısı: Gözler tekrar IŞİD yapılanmasında
Tüm dünyada hayatı donduran pandeminin ardından örgüt, uzun bir aradan sonra ilk eylemini İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunan İtalyan Santa Maria Latin Katolik Kilisesi’ne Ocak 2024’te düzenledi.
İstanbul Sarıyer’de saldırı düzenlenen Santa Maria Katolik Kilisesi
Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir ayin sırasında kiliseye silahlı saldırı düzenleyip bir kişiyi öldüren zanlılardan birinin Rus diğerinin ise Tacikistanlı olduğunu söyleyerek “DEAŞ’lı (IŞİD) olduklarını değerlendiriyoruz” dedi. Yerlikaya’nın açıklaması, gözleri bir kez daha Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Türkiye yapılanmasına çevirmişti.
Aynı dönemde DW Türkçe’ye konuşan ve IŞİD üzerine haberleriyle tanınan deneyimli gazeteci Hale Gönültaş, IŞİD’in Türkiye’de güçlü bir yapılanması olduğuna dikkat çekmiş, sınırdan kaçak yollarla Türkiye’ye geçen yabancı uyruklu IŞİD’lilerin, özellikle de Suriye ve Irak uyrukluların, Türkiye’deki selefi yapılanmaların da desteğiyle kendilerine yaşam alanı sağladıklarını anlatmıştı.
Haber takipleri sırasında çok sayıda ilde de bu militanların Türkiye’deki selefi yapılarla ilişkileri olduğu, kendi eğitim kurumlarının bulunduğunu ve şeriat esaslarına yaşadıklarına da tanıklık ettiğini ifade eden Gönültaş, “Bu kişilerin her biri aslında potansiyel tehlike” demişti.
Yalova saldırısı: Örgüt üyeliğinden beraat eden zanlı, polis öldürdü
Türkiye’de IŞİD varlığı ile ilgili dikkat çeken bir diğer önemli gelişme de geçen yıl Yalova’da yaşandı.
Güvenlik güçleri, IŞİD’in 31 Aralık 2025 günü İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde saldırı düzenleyebileceği istihbaratı üzerine İstanbul’da 125’e yakın adrese operasyon düzenledi. Saldırıyı gerçekleştirmesi muhtemel hücrenin Yalova’da olduğunun tespit edilmesinin ardından 29 Aralık’ta düzenlenen operasyonda üç polis hayatını kaybetti, sekiz polis ve bir bekçi de yaralandı.
Yalova’da IŞİD’lilere yönelik düzenlenen operasyonda çatışmaların yaşandığı ev Fotoğraf: Umit Bektas/REUTERS
Operasyon sırasında teslim olmayı reddederek polisle çatışmaya giren ve üç polis memurunu katleden IŞİD üyesi altı kişiden beşinin daha önceterör örgütü üyeliği suçlamasından beraat ettiği ortaya çıktı. Buna göre söz konusu beş zanlı, 2024’te “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Yargılama sonunda Yalova’daki çatışmadan sadece iki ay önce, Ekim 2025’te ise beraat etttikleri anlaşıldı.
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 138 sayfalık iddianame de IŞİD’in Türkiye yapılanmasına dair dikkat çekici bilgiler içeriyor.
İddianamede, 2024’te düzenlenen bir operasyonda IŞİD yanlısı grupların “Ahlak ve Sünnet” çatısı altında toplayıp mescitler açarak cihat grupları oluşturma hazırlığında olduğuna işaret ediliyor ve 18 şüpheli saptandığına dikkat çekiliyor. İddianamede, bu grubun yasal bir dernek gibi görünmeye çalışarak arka planda suikast ve eylem altyapısı oluşturduğu tespiti yer alıyor.
“Dini eğitim” adı altındaki sohbetlerde; savaşa hazırlık, bireysel silahlanma ve askeri eğitim gibi konuların işlendiği, Yalova’da yatılı bir kurs açılmasının planlandığı da belirtiliyor. İddianameye göre Türkiye’nin 24 ilinde örgüte bağlı 97 dernek, kitabevi ve mescit bulunuyor.
Yakalanan şüphelilerin dijital materyallerinde yapılan incelemede, AKP Yalova İl Başkanı Umut Güçlü’ye suikast hazırlığına dair somut kanıtlar da bulunmuştu.
Türkiye 97 kişiyi arıyor
İçişleri Bakanlığının “Terör Arananlar” listesinde, IŞİD üyesi olduğu gerekçesiyle 97 kişi hakkında yakalama kararı bulunuyor. Bunlardan 16’sı, başına 20 milyon TL’ye kadar ödül konulan kırmızı kategoride yer alıyor.
Kırmızı listede, Ankara Tren Garı Katliamı davasının firari sanıkları arasında yer alan İlhami Balı, Deniz Büyükçelebi ve Nusret Yılmaz da bulunuyor. Gar katliamı davasındaki 17 firari sanığın tamamı arananlar listesinde yer alıyor.
Kırmızı kategoride aranan isimlerden biri de 2016’da Suriye’de iki Türk askerinin yakılarak öldürülmesi olayında rol aldığı belirtilen Talip Akkurt. Adıyaman merkezli “Dokumacılar” grubunun lideri Mustafa Dokumacı da aynı kategoride aranıyor. Ankara Gar katliamını düzenleyen Yunus Emre Alagöz ile Suruç katliamını yapan Şeyh Abdurrahman Alagöz, “Dokumacılar” grubuna bağlıydı.
Bununla birlikte Şubat 2026’da Suriye’de SDG kontrolündeki hapishanelerden Irak’a sevk edilen yaklaşık 5 bin IŞİD mensubu arasında 165 Türk vatandaşının bulunduğuna ilişkin Irak Adalet Bakanlığının açıklaması gözleri Türkiye’nin aradığı örgüt üyelerine çevirmişti. Ancak DW Türkçe’ye konuşan diplomatik kaynaklar bu sayının henüz teyit edilmediğini belirtmişti.
Suriye’de kapatılan El Kampı’nda aileleri ile birlikte tutulan IŞİD’liler Irak’a nakledilmişti Fotoğraf: Khalil Ashawi/REUTERS
Diplomatik kaynaklara göre, Irak’tan iade edilecek Türk vatandaşı IŞİD mensupları Türkiye’de yargılanacak. Suça karışmamış kadın ve çocuklara yönelik ise entegrasyon çalışmaları yürütülecek. Bu sürecin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilmesi bekleniyor.
Suriye iç savaşı sırasında binlerce IŞİD mensubu ve aileleri SDG tarafından ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda oluşturulan özel kamp ve hapishanelere yerleştirilmişti. Ailelerin kaldığı en bilinen ve büyük kamp ise El Hol’du.
El Hol’da çoğu IŞİD savaşçılarının eş ve çocukları olmak üzere son bilgilere göre yaklaşık 24 bin kişi bulunuyordu. Bunlar arasında da ne kadarının Türkiye vatandaşı olduğu ise bilinmiyor.