RİTB CEO’su Recep Haki’ye göre swap ve vadeli işlem altyapıları kurulursa, Türk-Rus ticaretinde yerel para birimlerinin önemi artacak. Türkiye ve Rusya ekonomik ilişkilerinde bilgi teknolojilerinin son dönemde ivme kazandığına değinen Haki, karşılıklı yatırımlardaki artışa dikkat çekti.
Rusya’nın önde gelen uluslararası etkinliklerinden birisi olan St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nun (SPIEF) yirmi sekizincisi, Leningrad savunucularının anısına ağaç dikimi etkinliği ile başladı.
Etkinliğin bu yılki ana teması ‘Ortak Değerler: Çok Kutuplu Dünyada Büyümenin Temeli’ olarak belirlendi.
Foruma, 140 ülkeden 20 binden fazla temsilcinin katıldığı, bilhassa özel sektörün foruma yoğun ilgi gösterdiği aktarıldı. SPIEF-2025’in iş programında, küresel ekonomik eğilimlerden ve dijital dönüşümden sürdürülebilir kalkınmaya, teknolojide liderliğe ve insani bağların güçlendirilmesine kadar çok çeşitli konuları kapsayan 150’den fazla etkinlik yer alıyor.
St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’na ayrıca Türk şirketlerinin de ilgisi mevcuttu. Özellikle genç Türk girişimcilerin foruma yüksek katılım sağladığı belirtildi.
Türkiye ve Rusya arasındaki ticareti, ekonomik ilişkilerin durumunu, ticaretin hacmini ve yerel para birimleriyle ticaretin rolünü, Rus-Türk İş İnsanları Birliği (RİTB) Genel Müdürü Recep Haki ile konuştuk.
‘Türk-Rus ticareti domatesten ve doğalgazdan çok daha fazlası: Makina, kimya, sağlık gibi birçok alanda karşılıklı yatırımlar var’
Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin genellikle domates ve doğalgaz ticareti ile anıldığını belirten Haki, günümüzde makinadan kimyaya, bilgi teknolojilerinden sağlığa kadar çok fazla alanda karşılıklı yatırımların giderek arttığını vurguladı:
“Türkiye-Rusya ilişkileri sadece uzun yıllara dayanmıyor; yüz yıllara dayanıyor. Siyaset kadar ticaret de bu hikayenin odağında. Siyasette, ekonomide vs. dünya her daim farklı trendlere evriliyor. Fakat bu coğrafyada istikrarlı iki cumhuriyet ve iki devlet, ilişkilerini her koşulda devam ettiriyor. Zaman zaman stresli, zaman zaman iyi olsa da. Açık söylemek gerekirse, mevcut koşullarda öfkeli bir süreçte değiliz. Jeopolitik süreçlerin getirdiği ticaret, yatırım, işletme gereksinimleri kapsamında ilişkiler sürdürülüyor. Burada bir artış var tabii ki. Bunun sebeplerinden ilki, Türkiye ve Rusya’nın coğrafi sebeplerden dolayı ‘komşuluk’ denilebilecek yakınlıkta bulunması. Lojistikte kara, deniz, hava ve raylı sistem üzerinden ticaret yapılabiliyor iki ülke arasında. Bugün itibarıyla bakarsak bazı şeyleri göremeyebiliriz. Ama bir otuz yıl öncesinden bakalım. Türk taahhüt sektörünün Rusya’da başladığı ve 100 milyar dolar seviyesine kadar gelen ve hatta aşan iş bitirme sürecine geldiği, önderlik eden bir yapı var. Türkiye-Rusya ticari ilişkilerinin tek boyutu Türk taahhüt sektörünün Rusya’da bitirdiği işler değil elbette. Bu karşılıklı. İki ülke arasında ticaret de yatırım da karşılıklı. Türkiye açısından bakarsak 30 yıl önce taahhüt sektörünün önderliğinde başlayan bu süreçte bugün turizm, sanayi, ticaret, gibi Türk firmalarının kurduğu üretim atları faaliyetlerine devam ediyor. Burada gelinen noktada Türkiye-Rusya ilişkileri, diğer başka ülkelerde görmediğimiz kadar çok farklı sektörlere, alanlara ve hizmetlere yönelmiş durumda.
Kamuoyundaki genel algı şu: Türkiye domates satar, Rusya da doğalgaz satar. Ama bugün geldiğimiz noktada turizm tarafında çok önemli bir piyasa payı var. Sanayinin pek çok alanında pek çok liderlik elde edinilmiş durumda. Rusya ekonomisi içerisinde, sadece burada yaratılan ekonomik büyüklük 50 milyar doları aşmış durumda. Makina, kimya, sağlık, gıda, tarım gibi pek çok sektör mevcut. Sadece ticaret değil: Ara mallar, imalat, üretime yönelik makinelerin ve malzemelerin karşılıklı ticareti de var. Karşılıklı fabrikalar da kuruluyor. Beni son zamanlarda en çok sevindiren şeylerden birisin, bilgi teknolojileri konusunda da girişimler olması. Türkiye açısından bakarsak artık tek yönlü bir ticaret yok. Ekonominin hemen hemen her alanına dokunuyor. Özel ya da tüzel kişileri destekleyebilecek her türlü hukuki destek, bankacılık desteği, mali müşavirlik desteği gibi desteklerin olduğu, tam yerleşik düzende bir yapı var. Rus tarafında da benzer bir yapı görüyoruz. Son dönemlerde enerji üretimine, karbon kaynaklı üretime yönelik yatırımlar görüyorduk. Ama artık ticari malların ortak proje geliştirme süreçlerinin arttığını da görüyoruz. Tam sayı vermek kolay değil fakat Türk şirketlerinin bin 200’e yakın bir sayı ile Rusya’da bulunduğunu düşünüyoruz. Rusların Türkiye’deki firma sayısı üç binlere dayanmış durumda. Farklı alanlarda faaliyet gösteriyor bunlar tabii ki. Petrol ve petrole dayalı üretim dışında inşaat, tarım, makina, kimya gibi konularda işbirliklerinin arttığını görüyoruz.”
‘Burada bir uyum süreci yaşanıyor’
Dünyadaki ticaret savaşları olarak da bilinen çekişmeye değinen Haki, üretim ve lojistik süreçlerini detaylı bir şekilde anlattı:
‘Türk-Rus ticaretinin yüzde 40’ından fazlası yerel para birimleriyle yapılıyor’
Türk-Rus ticaretinin yüzde 40’ının yerel para birimleriyle gerçekleştiğini aktaran Recep Haki, karşılıklı olarak kurulacak swap ve vadeli işlem altyapıları ile bu oranın artabileceğini kaydetti:
‘Büyük proje bağımlılığı birkaç sene içinde kalmayacaktır’
Konjonktürel gelişmeler sebebiyle bazı projelerde aksama yaşansa da Türk-Rus ticaretinin gelişmeyi sürdürdüğünü kaydeden Haki, büyük proje bağımlılığının birkaç sene içinde ortadan kalkacağını ifade etti: