Tuna’da su çekildi: Orta ve Güneydoğu Avrupa’da enerji krizi

Kuraklık ve Tuna Nehri’ndeki düşük su seviyesi, enerji üretimini de tehdit ediyor. Macaristan ve Romanya bir enerji krizine doğru sürükleniyor.

Tuna’da su çekildi: Orta ve Güneydoğu Avrupa’da enerji krizi
Yayınlama: 07.08.2026
1
A+
A-

Kurumuş dere yatakları, sıcaktan yumuşayan asfaltlar, kavrulmuş tarlalar…

Orta ve Güneydoğu Avrupa’daki kuraklığın günümüzdeki görüntüsü böyle. Son aylarda rekor düzeyde azalan yağışlar ve yaz boyunca etkili olan sıcak hava dalgaları, bölgede ekonomi ve altyapıda ciddi hasara yol açtı.

Güneydoğu Avrupa’da özellikle mısır ve ayçiçeği hasadının ortalamanın belirgin biçimde altında kalacağı tarım sektöründe bir süredir öngörülüyor. Sıcak hava dalgaları nedeniyle karayolu, demiryolu ve özellikle nehir taşımacılığı da tekrar tekrar aksıyor. Ancak kuraklık, bazı Orta ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinde her şeyden önce elektrik üretiminde benzeri görülmemiş bir krize ve bunun sonucunda şirketlerde üretim kesintilerine yol açtı. Bunun nedeni Tuna Nehri’ndeki tarihi düşük su seviyesi.

Enerji krizinden şu anda en ağır etkilenen ülkeler Macaristan ve Romanya. Tuna kıyısındaki Avusturya, Slovakya, Sırbistan ve Bulgaristan da düşük su seviyesinden zarar görüyor. Ancak bu ülkelerdeki etkiler Macaristan ve Romanya’daki kadar ağır değil.


Tuna’nın Romanya’daki Razova kesiminde suyun çekilmesi, normalde nehir sularının altında kalan geniş alanları açığa çıkardı. Ortaya çıkan manzara yer yer adeta bir çölü andırıyor.Fotoğraf: Vadim Ghirda/AP Photo/dpa/picture alliance

DW, ülkelerdeki mevcut durumu tek tek ele aldı ve aynı hava koşullarına rağmen bazılarının neden daha ağır, bazılarının ise daha hafif etkilendiğine mercek tuttu. 

Macaristan: On yılların en ağır enerji krizi

Bölgede şu anda kuraklık ve sıcaklıktan Macaristan kadar ağır etkilenen başka bir ülke yok. Ülkenin geniş kesimlerinde aylardır ya hiç yağış düşmüyor ya da çok az düşüyor. Başkent Budapeşte’de Çarşamba günü, 5 Ağustos 2026’da 43 derece ölçüldü. Ülke genelinde çok sayıda yerde sıcaklık 40 derecenin üzerine çıktı. Tuna’daki rekor düşük su seviyesi nedeniyle Budapeşte’nin güneyindeki Paks Nükleer Santrali de büyük ölçüde devre dışı bırakılmak zorunda kaldı.

Çünkü hem yeterli soğutma suyu bulunmuyor hem de Tuna’nın suyu fazla sıcak. Santral şu anda kapasitesinin yaklaşık yüzde 12’siyle çalışıyor. Tuna’nın su seviyesi daha da düşerse santralin tamamen kapatılması gerekecek.

Enerji krizi nedeniyle Macaristan hükümeti günlerdir büyük tüketicilere elektrik tasarrufu çağrısı yapıyor. Bu nedenle Audi Györ’ün de aralarında bulunduğu bazı otomobil üreticileri, enerji ve petrol şirketi MOL ile diğer büyük şirketler üretimlerini azalttı.

Macaristan, enerji çeşitliliğinin sınırlı olması sebebiyle son yıllardaki en ağır enerjini yaşıyor. Paks, Macaristan’da üretilen elektriğin yaklaşık yarısını, tüketilen elektriğin ise yaklaşık üçte birini sağlıyor. Nükleer enerjinin yanı sıra yüksek güneş enerjisi kapasitesi bulunsa da depolama imkânları yok. Ayrıca modern doğal gaz santrallerinin sayısı yetersiz, rüzgâr ve hidroelektrik kapasitesi de çok düşük.

Tuna’nın su seviyesi yeniden belirgin biçimde yükselse bile Paks Nükleer Santrali kısa sürede tekrar tam kapasiteyle devreye alınamıyor. Bu süreç zaman alıyor. Bu nedenle Macaristan’daki enerji krizinin en az birkaç hafta daha sürmesi bekleniyor. Bu süre boyunca ülke yüksek fiyatlarla elektrik ithal etmek zorunda kalacak. Kriz nedeniyle Peter Magyar liderliğindeki yeni hükümet kapsamlı bir enerji geliştirme planı hazırlayacağını açıkladı.


Enerji krizinin etkileri Macaristan’da simge yapılara da yansıdı: Budapeşte’deki parlamento binasının gece aydınlatması tasarruf amacıyla neredeyse tümüyle kapatıldı.Fotoğraf: Bernadett Szabo/REUTERS

Romanya: Su için kayalar patlatılıyor

Romanya da benzer, ancak Macaristan’daki kadar dramatik olmayan bir enerji krizi yaşıyor. Ülkenin güneydoğusunda yine Tuna kıyısında bulunan Cernavoda Nükleer Santrali, Romanya’da üretilen ve tüketilen elektriğin yaklaşık beşte birini sağlıyor. Tuna’daki düşük su seviyesi nedeniyle geçen hafta her biri 700 megavat kapasiteye sahip iki reaktörden biri şebekeden çıkarıldı. Romanya, bu hafta Cernavoda Nükleer Santrali’nin güneybatısındaki bir kayayı patlattı. Amaç, Cernavoda’nın da bulunduğu Tuna’nın doğu koluna daha fazla su yönlendirmekti. Ayrıca nehir koluna daha fazla su akmasını sağlamak için onlarca ton kaya Tuna’ya döküldü.

Romanya’nın hidroelektrik ve nükleer enerjinin yanı sıra doğal gaz, kömür ve rüzgâr santrallerinden oluşan görece dengeli bir enerji karması bulunuyor. Ancak hidroelektriğin yüksek payı nedeniyle ülke mevcut kuraklık dönemleri karşısında kırılgan. Hidroelektrik, enerji karmasının yaklaşık beşte birini oluşturuyor ve bunda özellikle Tuna üzerindeki Demirkapı Hidroelektrik Santrali büyük rol oynuyor. Enerji krizi nedeniyle Dacia ve Ford Romania’nın da aralarında bulunduğu bazı büyük şirketler üretimlerini azalttı. Hükümet, gerekirse bazı büyük fabrikalara kararnameyle üretimi durdurma zorunluluğu getireceğini açıkladı.

Romanya genel olarak Güneydoğu Avrupa’da kuraklaşma, yani bir bölgenin uzun dönemler boyunca giderek daha kuru hâle gelmesi süreci ile çölleşmeden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Başka bir ifadeyle ülkede iklim belirgin biçimde kuruyor, topraklar verimsizleşiyor ve çöl benzeri özellikler kazanıyor.


Romanya’da Tuna’nın çekilmesi, su yolunu açık tutmak için sıra dışı müdahaleleri beraberinde getirdi. Izvoarele yakınlarında Romanya Donması tarafından yapılan kontrollü patlatma da bu acil önlemlerden biri. Böylece Cernavoda Nükleer Santrali’nin ihtiyaç duyduğu suyun tedarik sürekliliğinin sağlanması amaçlanıyor. Fotoğraf: Vadim Ghirda/AP Photo/dpa/picture alliance

Sırbistan: Elverişsiz enerji karması

Sırbistan da kuraklık ve Tuna’daki düşük su seviyesinden ağır biçimde etkileniyor. Ülkenin enerji karması, bu tür dönemler açısından Macaristan’ınkine benzer şekilde elverişsiz. Elektriğin yaklaşık yüzde 65’i kömür santrallerinden, yüzde 25’i ise hidroelektrikten sağlanıyor. Ancak Demirkapı’daki iki hidroelektrik santrali şu anda ortalama üretimin yalnızca küçük bir bölümünü gerçekleştirebiliyor. Belgrad’ın doğusunda bulunan ve soğutma için Tuna suyuna bağımlı olan Kostolac A ve B kömür santralleri de üretimlerini azaltmak zorunda kaldı.

Sırbistan ayrıca kömür ve petrokimya ürünlerinin taşınması için Tuna’ya bağımlı. Ancak düşük su seviyesi nedeniyle yük gemileri şu anda kapasitelerinin yalnızca küçük bir bölümünü kullanabiliyor. Buna rağmen enerji krizi henüz büyük sanayi kuruluşlarının üretimlerini azaltmasını gerektirecek kadar dramatik boyuta ulaşmadı.

Kuraklık, enerji üretiminin yanı sıra ülkedeki nehir taşımacılığını da olumsuz etkiliyor. Sırbistan, deniz bağlantısı olmayan bir ülke olduğu için nehir taşımacılığı da özellikle Tuna Nehri (Pan-Avrupa Koridoru VII), Sava ve Tisa nehirleri sayesinde ülke ekonomisi için stratejik bir can damarı niteliğinde.

​Tahıl, demir-çelik, kömür, gübre ve kimyasal hammaddeler gibi ağır yüklerin maliyetsiz ve yüksek hacimde taşınmasında kritik rol oynuyor. Ayrıca düzenli toplu taşımadan ziyade nehir kruvaziyer turizmi açısından büyük gelir sağlıyor. Özellikle Belgrad ve Novi Sad limanlarına yanaşan uluslararası yolcu gemileri ülke turizmine ve yerel ekonomiye önemli katkı sunuyor. Kuraklığın uzun sürmesi durumunda, Sırbistan ekonomisin büyük yara alması kuvvetle muhtemel görülüyor. 


Tuna’daki aşırı düşük su seviyesi Sırbistan’da nehir taşımacılığını da zorluyor. Petrovaradin açıklarında yük gemileri, tam kapasiteyle ilerleyemedikleri için beklemek zorunda kalıyor.Fotoğraf: Darko Vojinovic/AP Photo/picture alliance

Slovakya ve Avusturya daha az etkileniyor

Slovakya’da elektriğin yaklaşık yüzde 60’ı nükleer, yüzde 20’si ise hidroelektrik santrallerinden sağlanıyor. Macaristan ve Romanya’nın aksine, daha küçük nehirlerin kıyısında bulunan Slovakya’daki Bohunice ve Mochovce nükleer santralleri, açık devreli soğutma yerine soğutma kuleleri kullanıyor. Açık devreli soğutmada nehirden büyük miktarda su çekiliyor ve daha sıcak hâlde yeniden nehre bırakılıyor. Soğutma kulelerinde ise su devridaim ediyor ve ısı büyük ölçüde buharlaşma yoluyla dışarı atılıyor. Bu nedenle iki Slovak nükleer santrali daha az soğutma suyuna ihtiyaç duyuyor ve mevcut kuraklıktan daha az etkileniyor.

Buna karşılık Tuna üzerindeki Gabcikovo Hidroelektrik Santrali düşük su seviyesinden ciddi biçimde etkileniyor. Santralde şu anda sekiz türbinden yalnızca biri çalışıyor. Buna rağmen Gabcikovo’daki elektrik üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 12 daha düşük. Slovakya’da şimdiye kadar büyük çaplı üretim kesintileri yaşanmadı.

Elektriğinin yaklaşık yüzde 60’ını hidroelektrikten sağlayan Avusturya’da da kuraklık ve düşük su seviyelerinin etkisi Macaristan’daki kadar dramatik değil. Bunun nedeni hidroelektrik santrallerinin bir bölümünün nehir tipi değil, depolamalı ve pompalı depolamalı santraller olması. Nehir tipi santraller doğrudan nehirdeki su miktarına bağımlıyken depolamalı ve pompalı depolamalı santraller ihtiyaç durumunda baraj ve rezervuarlarda biriktirilen suyu kullanabiliyor. Bu nedenle sıcak ve kurak dönemlerden daha az etkileniyorlar. Avusturya ayrıca elektriğinin yaklaşık yüzde 30’unu diğer yenilenebilir kaynaklardan üretiyor.

Avusturya, ayrıca akıllı sulama sistemleri sayesinde kuraklık dönemlerinde tarımsal kayıpların da asgari seviyede kalması için etkin önlemler alıyor.


Avusturya, kuraklığın tarıma etkisini sınırlamak için akıllı sulama altyapısına dayanıyor. Viyana yakınlarındaki bu tarım alanı, su kıtlığına karşı geliştirilen önlemlerin sahadaki başarılı örneklerinden biri. Fotoğraf: Georg Hochmuth/APA-Images/picture alliance

Bulgaristan: Yüksek depolama kapasitesi

Komşusu Romanya’nın aksine Bulgaristan’daki kuraklık ve sıcaklık şimdiye kadar enerji krizine yol açmadı. Bulgaristan enerjisinin yüzde 40’a kadar olan bölümünü yine Tuna kıyısında bulunan Nükleer Santrali’nden üretiyor. Ancak santralin soğutma sistemi düşük su seviyelerine Macaristan’daki Paks ve Romanya’daki Cernavoda santrallerinden daha iyi uyarlanmış durumda. Bu nedenle Kozloduy şu anda neredeyse tam kapasiteyle çalışıyor. Bulgaristan aynı zamanda hidroelektriğe çok az bağımlı ve son yıllarda güneş ile rüzgâr enerjisi üretim kapasitesini büyük ölçüde artırdı.

Diğer ülkelerle arasındaki en büyük fark ise Bulgaristan’ın büyük batarya depolama kapasitesi. Ülkede şu anda toplam 3,4 gigavat güce ve 8,6 gigavatsaat depolama kapasitesine sahip sistemler bulunuyor. Bu depolama kapasitesi, ülkedeki toplam kurulu elektrik üretim kapasitesinin yüzde 16’sına karşılık geliyor. Şu anda dünyada başka hiçbir ülke bu orana ulaşmış değil.


Bulgaristan, güçlü enerji altyapısı ve yüksek depolama kapasitesi sayesinde, kuraklığın enerji arzı üzerindeki etkilerini bölgedeki birçok ülkeye kıyasla daha sınırlı hissediyor. Görseldeki Maritsa Iztok enerji kompleksi, bu güçlü enerji altyapısının önemli bir parçasını oluşturuyor.Fotoğraf: alimdi/imago images

Bulgaristan bu sayede kendi ülkesindeki arz darboğazlarını ve tüketim zirvelerini pahalı elektrik ithalatına ihtiyaç duymadan dengeleyebiliyor. Aynı zamanda ülke yeni enerji konseptleri alanında bölgesel bir öncüye, elektrik şebekesinin istikrarının ve elektrik ticaretinde fiyat istikrarının sağlanmasında önemli bir merkeze dönüşüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.