Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Yöneticisi ve Rus Tarih Kurumu Başkanı Sergey Narışkin, Rusya’nın 1814’te İngiltere ve Prusya’ya Fransa’yı parçalamasına ve Avrupa’daki güç istikrarını bozmaya izin vermeyerek Fransa’nın büyük güç olarak kalmasını sağladığını hatırlattı.
Rus ordusunun Paris’e girişinin 210. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen bir toplantıya katılan Narışkin, “Ülkemiz 1814 yılında Avrupa halklarına kanlı savaşı bir an önce bitirmeye yardımcı olmakla kalmadı, aynı vakitte savaş sonrası adil bir dünya tertibinin kurulmasına da mümkün olan her şekilde katkıda bulundu. Fransa’yı birkaç kesime bölmekte ısrar eden İngiltere ve Prusya başta olmak üzere müttefiklerine muhalefet eden Rusya, Fransa’yı küçük düşürmeye, yani güç istikrarını bozmaya izin vermedi. Böylelikle Rusya, Fransa’nın büyük bir Avrupa gücü olarak kalmasını sağladı” diye konuştu.
Rus diplomasisinin öncülüğünde düzenlenen Viyana Kongresi’nin, Avrupa’ya onlarca yıllık barış sağlayan yeni bir uluslararası ilişkiler sistemini geliştirdiğini anlatan Narışkin, bu sistemin, Kırım Savaşı’nda Rusya’ya karşı çıkan Avrupalı güçler tarafından yıkılıncaya kadar sürdüğünü anımsattı.
‘Fransa, Sovyetler’in yardımını unuttu’
2. Dünya Savaşı’nda yaşananlara da değinen Narışkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Normandie-Niemen isimli savaş filosunun pilotlarını hatırlıyor, onları hürmetle anıyoruz. Fransız Direnişini hatırlıyoruz. Ama aynı vakitte Hitler bayrağı altında Fransız alaylarının ve tümenlerinin Rus topraklarına geldiğini de hatırlıyoruz. Tüm bunları hatırlıyoruz. Buna karşın Stalin şahsında Sovyetler Birliği, Nazi Almanya’sının tam ve şartsız teslimiyetine ilişkin belgeyi imzalandığında, Fransız temsilcileri muzaffer güçlerin safına oturttu. Hepimiz bunu hatırlıyoruz. Büyük Fransız ve dünya lideri General de Gaulle de bunu hatırlıyordu. Lakin her durumda, Fransa’daki mevcut siyasi sınıfın büyük kısmı ne yazık ki bunu unuttu.
Rus ordusunun 1814’te Paris’e girişi, Altıncı Koalisyon ülkelerinin (Rusya, Prusya, Avusturya ve diğer ülkeler) Fransa’ya karşı savaşının son evresi olmakla birlikte Napolyon’un tahttan çekilmesine yol açmıştı. 1814 başlarında, müttefik ordular farklı istikametlerden Fransa’ya saldırmaya başlamış, 30 Mart 1814’te Peter Wittgenstein komutasındaki Rus birlikler Paris’e girmişti.
Napolyon’un Rusya’daki başarısız seferi ve uzun süren savaşlar nedeniyle zayıflayan Fransız birlikleri tesirli bir direniş gösterememişti.
Fransa, Paris Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalıp topraklarının bir kısmını kaybetmişti.