Suruç saldırısında hayatını kaybeden 33 genç anıldı, dava hangi aşamada?

Suruç atağında hayatını kaybeden 33 genç anıldı, dava hangi basamakta?

Suruç saldırısında hayatını kaybeden 33 genç anıldı, dava hangi aşamada?
Yayınlama: 20.07.2023
12
A+
A-

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 33 kişinin hayatını kaybettiği bombalı hücumun üzerinden sekiz yıl geçti.

Saldırıda hayatını kaybedenler için patlamanın yaşandığı Suruç başta olmak üzere İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Rize, Çanakkale, Samsun ve Adana’da anma programları yapıldı. Atakta hayatını kaybeden gençlerin mezarları ziyaret edildi.

Patlamanın yaşandığı Amara Kültür Merkezi’nde yapılan anmaya Yeşil Sol Parti milletvekilleri, siyasi parti yöneticileri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı; kültür merkezi bahçesine güller bırakıldı.

Saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri, arkadaşları ve yaralı kurtulanların kısa birer konuşma yaptığı anmada faillerin hala yakalanmadığı, taarruzun unutturulmaya çalışıldığı, yaşanılan adaletsizliklerin artarak devam ettiği ifade edildi.

20 Temmuz 2015 tarihinde, Suriye’nin kuzeyindeki Kobani’ye çocuklara oyuncak ve yardım eşyası götürmek amacıyla Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi onlarca genç, Suruç ilçe merkezindeki Amara Kültür Merkezi’nde toplanmıştı.

Bu taarruzdan üç ay sonra 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen ve 103 kişinin öldüğü Ankara Gar saldırısının faillerinden Yunus Emre Alagöz’ün, Adıyaman nüfusuna kayıtlı Suruç saldırganı Abdurrahman Alagöz ile kardeş oldukları ortaya çıktı.

Suruç saldırısı, tahlil sürecini fili olarak sona erdiren olaylardan biri olarak kabul ediliyor.

Dava süreci hangi evrede?

Suruç saldırısı ile ilgili yargılama süreci, taarruzdan 18 ay sonra, 5 Mayıs 2017’de başladı.

İddianamede Pir Abdurrahman Alagöz’ün yanı sıra, Gaziantep’te üzerindeki bombayı patlatarak ölen Yunus Durmaz, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bombalı hücumda ölen Halil İbrahim Dingin ve Ankara Gar saldırısı şüphelilerinden tutuklu Yakup Şahin, örgütün Türkiye-Suriye sınır sorumlusu Deniz Büyükçelebi ve örgütün Suriye’deki “emiri” İlhami Balı da hücumun failleri olarak yer aldı.

Şanlıurfa Savcılığının 15 şahısla başlattığı soruşturma üç kişi ile devam etti ve hazırlanan iddianamede, üç kişi hakkında “Anayasal sistemi ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama yahut nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçlarından 104’er defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyordu.

Davadaki tek tutuklu sanık, Ankara Garı Saldırısı davasından da tutuklu bulunan Yakup Şahin ve Hilvan Cezaevi yerleşkesinde görülen yargılamada Şahin bir defa bile mahkemeye getirilmedi.

22 Ekim 2021’de görülen oturumda, mahkeme Yakup Şahin’e 34 kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi ve yargılama firari sanıklar Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı tarafından hala devam devam ediyor.

Avukatlar, Suruç Katliamı soruşturmasının aktif bir şekilde yürütülmediği için Ankara, İstanbul, Gaziantep’teki İŞİD akınlarının gerçekleştiğini savunuyor.

Şanlıurfa Baro Başkanı Öncel: “Dönemin yetkilileri yargı önüne çıkarılıp dinlenilmeden maddi gerçek ortaya çıkmaz”

Davayı takip eden avukatlardan biri de Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel. Bugün Suruç’ta yapılan anmalara da katılan Öncel, BBC Türkçe’ye türel süreçle ilgili bilgi verdi ve İŞİD taarruzlarının başladığı 2015 yılını ülkenin karanlık periyotlarından biri olarak tanımladı.

İŞİD akınlarıyla ilgili başlayan davalarda aynı isimlerin yargılandığına dikkati çeken Öncel ”Bu tıp evraklarda havuzun içinde üç dört isim vardır ve tüm taarruzlar bu isimlere mal edilmeye çalışılır’’ diye konuştu.

Öncel, o periyotta ülkede, İŞİD dahil, Ortadoğu siyasetini belirleyen, taraf veren yetkililerin yargı önüne çıkartılmadan buna benzeyen dava belgelerinden adil yargılama beklemenin gerçekçi olmayacağını ifade etti.

”O devrin yetkilileri yargı önüne çıkarılıp dinlenilmeden maddi gerçek ortaya çıkmaz. Çok acı ki, mahkemede ifade veren İŞİD militanları, Suriye’de yaralandıklarında Akçakale’deki hastanelerde tedavi edildiklerini, sınır karakollarının yanından ellerini, kollarını sallayarak geçtiklerini anlattılar” dedi.

Öncel, Suruç saldırganı Alagöz’ü ilçeye getiren, destekleyici şahısların tespit edilmeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılamayacağını söyledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.