Sözcü yazarı Saygı Öztürk, bugünkü “Ara seçim mücadelesi veren tek CHP’li” başlıklı yazısında, “Ara seçim yapılması gerektiğini söyleyenlerden Özel hariç yakın çevresi bile seçim yapılacağına inanmıyor.” ifadelerini kullandı. Sözcü yazarı Öztürk …
Sözcü yazarı Saygı Öztürk, bugünkü “Ara seçim mücadelesi veren tek CHP’li” başlıklı yazısında, “Ara seçim yapılması gerektiğini söyleyenlerden Özel hariç yakın çevresi bile seçim yapılacağına inanmıyor.” ifadelerini kullandı.
Sözcü yazarı Öztürk, bugünkü yazısında, CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın ara seçimle ilgili yorumlarını aktardı. Öztürk, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündeminde boşalan 8 milletvekilliği için ara seçim yapılması var. Bunun için siyasi parti genel başkanlarıyla görüşüyor. Ancak, seçim yapılması gerektiğini söyleyenlerden Özel hariç yakın çevresi bile seçim yapılacağına inanmıyor.” ifadelerini kullanarak, CHP’nin hukukçu milletvekili Karaca’nın söylediklerini aktardı:
“AKP ve diğer muhalefet partileri ara seçim konusundaki kararını net bir şekilde ortaya koydu. Ara seçim formülüyle sonuç elde edecek bir çalışma olduğunu düşünmüyorum. Şu anda TBMM’de 8 değil, 7 milletvekilliği boş. Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliği düşmedi. Can Atalay milletvekilidir. Mahkeme kararı uyarınca yemin edip görevine başlatılmalı. Yani, seçim 8 milletvekilliği için değil, yapılacaksa 7 milletvekili için yapılacaktır.
Hem Meclis içtüzüğü hem de Anayasa başka koşulları da ortaya koymuş. Ancak baktığımız zaman da bu ara seçim formülü Mecliste kabul görecek durumda değil. Özellikle Can Atalay meselesi. Can Atalay’ın da vekilliği düşmüş kabul edildiğinde Anayasal süreçler sıfırlanmış olur.”
Öztürk, köşesinde şu yorumu yaptı:
“Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’la ilgili üç kararda da ihlal verdi. Milletvekili düşürülmesini hak ihlali kabul etti. Bu durumda Anayasa’nın milletvekillerinin dokunulmazlığına ilişkin düzenlemeleri uyarınca kesinleşmemiş bir yargı hükmü var. Bu yargı hükmü uyarınca yargılamanın durdurulması gerekiyordu. Milletvekili seçilip kütüğe kaydedilmiş bir milletvekilinden bahsediyoruz. Dokunulmazlık hakkı kazanmıştır. Hakkındaki yargılamaların durdurulması, eğer hüküm kesinleşmiş ve hüküm infazına başlanmışsa infazın durdurulması gerekiyordu. Anayasa Mahkemesi buna hükmetti. Bu durumda aslında Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca milletvekili olarak görevi devam ediyor.
Eğer Can Atalay’ın da milletvekilinin hükümsüzlüğünü CHP kabul ederse, Anayasa Mahkemesinin kararlarının iktidar tarafından uygulanmasını ve Anayasanın ihlalini de kabul etmiş olur. Bu durumda Tayfun Kahraman’ın, Osman Kavala’nın hakkı, hukuku da savunulamaz.”
Yazının tamamını okumak için .