SIPRI raporu: Nükleer silahlar yeniden önem kazanıyor

Birçok ülke yeniden nükleer caydırıcılığa yöneliyor. İsveç merkezli barış araştırmaları enstitüsü SIPRI, silahlanmayla birlikte risklerin de arttığı uyarısında bulundu.

SIPRI raporu: Nükleer silahlar yeniden önem kazanıyor
Yayınlama: 08.06.2026
0
A+
A-

Silahlanma birçok ülke için öncelikli gündem maddelerinden biri hâline geldi. Buna nükleer silahlar da dahil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerine göre, nükleer silaha sahip dokuz ülkenin tamamı 2025 yılında cephaneliklerini modernize etti ve genişletti.

Yeni nükleer silahların yanı sıra hem konvansiyonel hem de nükleer savaş başlıkları taşıyabilen ek taşıyıcı sistemler de envantere katıldı.

Barış araştırmacıları, 2026 yıllık raporlarında genel bir eğilime dikkat çekiyor: Giderek daha fazla ülke ulusal savunmada yeniden nükleer silahlara dayanıyor.

SIPRI’nin Kitle İmha Silahları Programı’nda görev yapan araştırmacı Tytti Erästö, bu durumu Finlandiya ve İsveç örneği üzerinden açıklıyor. Erästö’ye göre bu iki ülkenin nükleer silahlara yönelik politikaları, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ve NATO’ya katılmalarının ardından köklü biçimde değişti.


SIPRI raporuna göre, nükleer silah sahibi ülkeler modernizasyon çalışmalarını sürdürüyorFotoğraf: RU-RTR Russian Television/AP Photo/dpa/picture alliance

Erästö DW’ye yaptığı açıklamada, “Tarihsel olarak bağlantısız ve nükleer silahsızlanmayı savunan ülkeler olarak bilinen bu devletler artık NATO’nun nükleer politikasına aktif biçimde katılıyor. Buna nükleer silah kullanımının simüle edildiği tatbikatlara iştirak etmek de dahil” dedi.

Nükleer silahlanma yeni riskler doğuruyor

SIPRI’nin araştırmalarına göre, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 12 bin 200 nükleer silah bulunuyordu.

Bu sayı bir önceki yıla göre hafif düşmüş olsa da araştırmacılar bunun bir silahsızlanma göstergesi olmadığı görüşünde.

Şu anda hizmet dışına çıkarılan eski savaş başlıklarının sayısı yeni üretilenlerden daha fazla. Ancak araştırmacılara göre bu durum uzun sürmeyecek.

SIPRI raporunda, “Eski silahların sökülme hızının yavaşlaması ve yeni nükleer silahların konuşlandırılmasının hızlanması nedeniyle önümüzdeki yıllarda bu eğilimin tersine dönmesi bekleniyor” denildi.


ABD’nin Minuteman kıtalararası balistik füzesiFotoğraf: Jim Lo Scalzo/dpa/picture alliance

Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın, 2009 yılında “nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya” vizyonu nedeniyle övgü topladığı hatırlatılan raporda, bugün ise gelişmelerin tam tersi yönde ilerlediğine dikkat çekildi.

Şubat ayında, ABD ile Rusya arasındaki ve nükleer silah sayılarını sınırlayan son uluslararası mutabakat olan “New START” anlaşmasının süresi doldu.

SIPRI’nin Kitle İmha Silahları Programı’nda ve Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu’nda (FAS) görev yapan nükleer silah uzmanı Hans M. Kristensen, “Nükleer silaha sahip devletlerin silahsızlanma yükümlülüklerini ihmal ettiğine ya da tamamen terk ettiğine ve bunun yerine nükleer güçlerini sergilediğine dair giderek daha fazla işaret görüyoruz” dedi.

Kristensen, “Devletler, nükleer çözümlere yönelerek yeni riskler doğuruyor ve silahlanma yarışını körüklüyor” ifadelerini kullandı.

SIPRI’ye göre, dünyada dokuz ülke nükleer silaha sahip: ABD ve Rusya’nın yanı sıra İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve nükleer silah sahibi olduğunu resmen doğrulamayan İsrail.

SIPRI verilerine göre, kullanıma hazır nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 83’ü Rusya ve ABD’nin elinde bulunuyor.

Kuzey Kore de nükleer kapasitesini geliştirmeyi sürdürüyor. SIPRI tahminlerine göre, ülke yaklaşık 60 savaş başlığı üretmiş durumda ve en az 30 savaş başlığı daha üretmeye yetecek nükleer malzemeye sahip.

Pyongyang yönetimi 2025 yılında kıtalararası balistik füze Hwasong-20 dahil yeni füze sistemlerini tanıttı ve test etti.


Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, uranyum zenginleştirme tesisinde inceleme yapıyorFotoğraf: KCNA/KNS/AFP

Çin yeni nükleer füze siloları inşa ediyor

Nükleer kuvvetlerini en hızlı genişleten ülke ise Çin.

SIPRI’nin tahminlerine göre, Çin’in yaklaşık 620 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu sayı bir yıl önce 600 seviyesindeydi.

Çin ordusu, Eylül 2025’te düzenlenen askerî geçit töreninde ilk kez tam kapsamlı bir “nükleer üçlü kapasiteyi” sergiledi. Bu kavram, “kara, deniz ve hava unsurlarından fırlatılabilen nükleer silahları” ifade ediyor.

Nükleer başlık taşıyabilen füzeler, Çin’in kuzeyindeki üç büyük füze silosu sahasında konuşlandırılıyor. SIPRI’ye göre burada yüzlerce silo bulunuyor.

Ayrıca ülkenin doğusundaki üç dağlık bölgede 30 yeni silo üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.

SIPRI raporunda, “Çin’in kuvvet yapısını nasıl şekillendireceğine bağlı olarak, ülke on yılın sonuna kadar Rusya veya ABD kadar kıtalararası balistik füzeye sahip olabilir” değerlendirmesi yer aldı.

Bununla birlikte Çin’in savaş başlığı sayısı hâlâ Rusya ve ABD’nin çok gerisinde bulunuyor.

Ancak Pekin’in mesajı açık görünüyor: Çin, diğer ülkeleri olası bir nükleer saldırıdan caydırabilecek güvenilir bir kapasite oluşturmak istiyor.


Çin son yıllarda nükleer kapasitesini en hızlı artıran ülke konumundaFotoğraf: China Daily/Reuters

Avrupa’da Fransa nükleer koruma teklif ediyor

Batı Avrupa’da yalnızca İngiltere ve Fransa’nın nükleer silahları bulunuyor.

Fransa’nın envanterinde 290 nükleer savaş başlığı yer alıyor. Bu silahlar nükleer denizaltılardan veya Rafale savaş uçaklarından ateşlenebiliyor.

Fransız hükümeti nükleer kuvvetlerini sürekli geliştirirken, diğer Avrupa ülkelerine de bu nükleer koruma şemsiyesinden yararlanma teklifinde bulunuyor.

Almanya’nın ise kendi nükleer silahlarına sahip olmasına izin verilmiyor. Bu durum, diğer düzenlemelerin yanı sıra 1990 tarihli Alman yeniden birleşmesini düzenleyen “İki Artı Dört Anlaşması” ile güvence altına alınmış durumda.

Bu nedenle Almanya, tahminen 20 ABD nükleer bombasının konuşlu bulunduğu Amerikan nükleer şemsiyesi altında yer alıyor.

NATO, ABD nükleer silahlarına dayanan bu ortak caydırıcılık politikasını “nükleer paylaşım” olarak adlandırıyor.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, zaman zaman Washington’ın NATO’ya bağlılığı konusunda şüphe uyandıran açıklamalar yapması nedeniyle Almanya hükümeti, kısa süre önce Fransa ile nükleer caydırıcılık alanında daha yakın iş birliği imkânlarını görüşmeye başladı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.