Psikologlar, Dilan ve Engin Polat çiftinin sosyal medyadaki gösterişli hayatını nasıl yorumluyor?

Psikologlar, Dilan ve Engin Polat çiftinin sosyal medyadaki gösterişli hayatını nasıl yorumluyor?

Psikologlar, Dilan ve Engin Polat çiftinin sosyal medyadaki gösterişli hayatını nasıl yorumluyor?
Yayınlama: 07.11.2023
22
A+
A-

Burak Abatay

“Burası benim hayatım. Ağlarken de, gülerken de, sıkıntı yaşarken de, para harcarken de paylaşım yapıyorum. Benim hayatım bu.”

Güzellik merkezleri sahibi Dilan Polat, 21 Eylül’de Armağan Çağlayan’ın sunduğu YouTube programı Gör Beni’de Instagram paylaşımlarıyla ilgili bu tabirleri söyledikten yaklaşık 1,5 ay sonra kara para aklama suçlamasıyla tutuklandı.

33 yaşındaki sosyal medya fenomeni ve eşi Engin Polat’ın sosyal medyada, lüks ve gösterişli hayatlarıyla ilgili yaptığı paylaşımlar aylarca Türkiye kamuoyunu meşgul etti.

Instagram’da ve TikTok’ta milyonlarca, Twitter’da yüzbinlerce takipçisi bulunan Polat, sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarda gösterişli hayatını cömertçe sergilemekten kaçınmadı.

Bu paylaşımlarında, altın tozu attığı Türk kahvesini içerkenki anlarına da, eşinden kendisine gelen 100 dolarlarla bezenmiş tepsiye de yer verdi.

‘Ben yaptım, siz de bunu görün’

Uzman psikolog Cemre Soysal, sosyal medya kullanıcılarının parayla kurduğu bağlara göre üçe ayırılabileceğini söylüyor. Bu kümenin birincisi direkt sosyal medyadan para kazanan insanlar. Başkası para kazandığı mevzuyu sosyal medyadan sunan insanlar. Üçüncüsü ise oluşturmak istedikleri popülerlikle sosyal medyadan para kazanmaya çalışan insanlar.

Gör Beni’de konuşan Dilan Polat, hayatının her anını sosyal medyada paylaşmasının, işinin bir kesimi olduğunu söylüyor.

Instagram kıssalarının ortalama 3-4 milyon bireye ulaştığını kaydeden Polat sosyal medya stratejisini, “Bu sayede şubelerime müşteri kazandırıyorum. Eserlerimi tanıtıyorum. Daima ürün tanıtım yaptığınız zaman insanlar sizi bu kadar izlemeyi sevmeyebiliyor. Bundan Ötürü ortalara kendi hayatından kesitler paylaşmam gerekiyor” sözleriyle açıklıyor.

Ancak Soysal’a göre Polat çiftinin ilan ettiği gösterişin yokluktan çıkmış olması muhtemel. Çiftin “Ben hiçken, şu kadar para kazandım ve başardım. Siz de bunu görün” benzeri bir bakış açısına sahip olabileceğini söyleyen Soysal şöyle devam ediyor:

“Sosyal medya olmasaydı da bunu öteki yerlerde görürdük. Bu insanların yeni keşfettikleri zfı değil. Sosyal medya, olağanda ulaşamayacakları insanlara da ulaşmalarını sağlıyor.”

Bu tip bir bakış açısının sosyal medyada hatrı sayılır bir kitle oluşturabileceğini savunan Soysal, “‘Bu şahıslar benim için de potansiyel bir ihtimal ifa ediyor’ kısmına aldanmak insanın çok temelde düşeceği bir tuzak” diyor.

Soysal, buradaki temel sorunu dijital para kazanma sistemlerinin ortaya çıkması ve pandemi sonra yaşanan ekonomik krizin, insanların “fast food” benzeri “fast zenginleşme” hayalini ortaya çıkarması olarak görüyor:

“Bu insanlar da, bu hayali olan şahıslara bunun mümkün olabileceğini gösteriyor. Beş yıl önce hiçbir şeyi yokken, bir anda altın kahveler içiliyor.

‘Bu işlere girmenize sebep olan ferdî özellikler, çöküşü de hazırlıyor’

Dilan ve Engin Polat çifti kendilerine yöneltilen kara para aklama suçundan tutuklu yargılanıyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sinan Alper çift hakkında katılaşmış bir kararın şimdi olmadığını hatırlatıyor. Haklarındaki bilgilerin de fakat basın üzerinden öğrenildiği kadar olduğunu söylüyor.

Ancak insanlarda narsisizm, psikopati, Makyavelizm ya da sadizm benzeri karanlık kişilik özelliklerinin ufak dozlarda yahut belli skalalarda olması durumunda yasa dışı yahut kabul edilemez yollardan para kazanma ihtimalinin artabileceğini belirten Alper şunları dile getiriyor:

“Madalyonun diğer yüzü de var. Bu işlere girmenize sebep olan kişilik özellikleri bu çöküşünüzü de hazırlıyor. Aynı kişilik özellikleri bu sefer ziyadesiyle gösteriş yapma, diğer insanların üzerine çıkma, onlardan daha iyi olma, en iyi olmayı da beraberinde getirebiliyor. Örneğin insanların sizin şatafatlı görüntülerinizi izlerken duyacağı pay karşı tamamen duyarsız olma, gelen tenkitlere daha yüksek sesle yanıt verme gibi.”

Alper, insanları yasa dışı işlere sokan kişilik özelliklerinin, işler devam ettiği sırada bunlardan böbürlenmesine neden olan özellikleriyle parallelik gösterebileceğini de sözlerine ekliyor. Fakat problemin yalnızca bundan ibaret olmayacağını da ifade ediyor.

Kişisel ihtiyaçlar

Peki bu insanlar neden gösterişli hayatlarını gösterme ihtiyacı duyuyorlar?

Cemre Soysal’a göre mutlak surette bu insanların parayla olan alakalarını, var olsa da olmasa da paranın bu insanlar için ne mana ifade ettiğine bakmak gerekir.

“Dürüst olalım, paraya gereksinimim yok diyen hiç kimse yok” diye kelamına devam eden Soysal, elde bir miktar para olmasının akabinde insanın bununla ne yapacağının çok çok önemli olduğunu kaydediyor.

“‘Param olsun, ben dünyayı gezeyim’ demek diğer bir şey, yalnızca ‘Param olsun’ demek öteki. Zira paramın olması benim için bir şey söze ediyor.”

Çiftlikbank’ın sahibi Mehmet Aydın ve Dilan Polat için de bu durumun geçerli olduğunu ifade eden Soysal, şunlar söylüyor:

“Türkçede ‘sonradan görme’ dediğimiz bir tabir var. Gördüğü bir şey yok, para görmediğinin üstünü kapatacak bir makyaj benzeri bu insanların hayatında.

“Çünkü paranız olduğunda zamanla yapabilecekleriniz, onu neyin aracı olarak kullanacağınıza dair vizyonunuz gelişiyor. Bu yavaş yavaş gelişecek bir şey. Siz bir bitkiyi çok çabuk büyüsün diye olağanda alacağının beş katı kadar sularsanız o bitki çürür. Sağlıklı büyüyebilmesi için onu vaktinde sulamaya gereksiniminiz var. Para, insan gustosunda bu türlü bir tesire sahip.”

Sinan Alper de dünyanın pek çok yerinde olduğu benzeri Türk kültüründe de gösterişin saklanan bir varlık olduğunu söylüyor.

Türk halkının “gözüne sokmayalım, nazar değer” benzeri kültürel kodlara sahip olduğunu belirten Alper, fakat Polat çifti için durumun bundan taban tabana zıt bir noktada olduğunu söylüyor:

“Burada ferdî bir gereksinimden da kaynaklanıyor gibi.”

‘Sosyal sermayeden çıkıp kapital sermayeye dönüşüyor’

İllegal yollarla para kazandığı katılaşmış suç dünyasındaki insanlardan profillerini mümkün olduğunca gizlemesinin beklenebileceğini kaydeden Alper, lakin çoklukla bunun tam zıddının yaşandığını dile getiriyor.

Alper, “Zaten o kişiyi kanunları görmezden gelecek şekilde suç dünyasının içine iten özellikleri de bu dürtüselliği kapsadığı için elindekiyle gösteri yapması da beraberinde geliyor” diye devam ediyor.

“Mesela uyuşturucu ticareti yapan insanların göz önünde olmamak için düşük bir profil çizmeleri gerekir. Ama en pahalı otomobilleri alırlar, en pahalı yerlerde tatile sarfiyat ve bunu paylaşırlar. Bunun birçok örneği var.

“Aynı özelliğin bir yandan suç dünyasında muvaffakiyet getirmesi, diğer yandan da çok fazla kafasını kaldırdığı için de yakalanma ihtimalini artırması, çift yüzlü bir madalyon gibi.”

Cemre Soysal, insanların sosyal medya kullanımında gösterişli hayatını paylaştıkça paylaşmasının tamamen gereksinimlerle alakalı olabileceğini savunuyor.

Paranın elde edilen görünürlüğü, tanınırlığı artırmasının, bu insanların hayatlarında bir gereksinime karşılık gelmesi durumunda bu paylaşımların da daima olarak artmasının olağan olduğunu belirten Soysal, şunları söylüyor:

“Her zaman ödüllendirilen davranış artar. Şayet, görülmek, bilinmek, tanınmak, onlar için bir ödül manasına geliyorsa bu mükafatı aldıkça daha çok yapmaya devam ediyor. İşin bir yerinden sonrası da aslında görünürlükle de para kazanmaya başladığı için artık yumurta-tavuk münasebetine dönüyor.

“Bu sosyal bir sermayeden çıkıp, kapital bir sermayeye dönüşüyor.”

Sinan Alper gösterişli hayatın sosyal medyaya yansımasının birçok insanın potansiyel olarak yapabileceği bir şey olabileceğini düşünüyor.

Ama bunun için öncelikle insanların varlıklı olmasını belirten Alper, “Bunu pratikte bu türlü gözlemleyemeyeceğiz, zira bu türlü varlıklı çok az insan var” diyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.