Peter Thiel: Trump’ın milyarderi, Palantir ve Deccal
Donald Trump’ın ilk destekçilerinden biriydi, Facebook’a erken yatırım yaptı. Dünyanın en zengin ve etkili isimleri arasında yer alan Peter Thiel, demokrasi ile özgürlüğün bağdaşmadığını düşünüyor.
“Demokrasi ile özgürlük artık birbirleriyle bağdaşmıyor” diyen bir zengine demokrasi ödülü verilebilir mi? Evet. Hem de Almanya’da.
Alman-Amerikalı teknoloji milyarderi ve yatırımcı Peter Thiel, Almanya’nın medya devlerinden Axel Springer grubunun CEO’su Mathias Döpfner tarafından demokrasi ödülüne layık görüldü. Thiel, 2009 tarihli, demokrasinin özgürlükle bağdaşmadığını savunduğu yazısı ve Donald Trump ile JD Vance’e verdiği destek nedeniyle eleştirilirken, Berlin’deki törende demokrasi karşıtı olmadığını söyledi. Thiel, 2009 tarihli yazısında kullandığı ifadelerin yıllardır kendisine karşı kullanıldığını belirtti. Thiel, asıl itirazının toplumda siyasetin giderek daha fazla yer kaplamasına olduğunu söyledi.
Thiel’in törende dikkat çeken açıklamalarından biri ise, Almanya’daki gençlerin neden Sol Parti‘ye oy verdiğini anlayabildiğini söylemesi oldu. Thiel, özellikle konut sıkıntısının ve “kuşaklar arasındaki toplumsal sözleşmenin bozulmasının” gençlerin sola yönelmesinde etkili olduğunu ifade etti. Thiel, aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) seçmenlerine anlayış göstermesinin daha beklenilir bir durum olduğunun bilincinde olduğunu da sözlerine ekledi.
Ödül töreninde Thiel, teknoloji ve yatırım dünyasındaki etkisi nedeniyle övülürken, kendisi hakkındaki “Yeni Sağ’ın düşünsel öncüsü” imajından da uzak durdu. PayPal’ın kurucularından olan Thiel, Facebook, SpaceX, Spotify ve Airbnb gibi şirketlere erken dönemde yaptığı yatırımlarla milyarlarca dolarlık bir servet oluşturdu. Öte yandan özellikle medya, demokrasi ve gözetim teknolojileri konusundaki tutumu nedeniyle tartışmalı bir figür olmaya devam ediyor.
Perde arkasında çalışmayı seviyor
ABD Başkanı Donald Trump, teknoloji milyarderi Elon Musk ve birçok arkadaşı ve meslektaşının aksine Peter Thiel göz önünde olmayı sevmiyor. Buna rağmen yalnızca dünyanın en zengin insanlarından biri değil, aynı zamanda en etkili isimlerinden biri. Thiel, 1967 yılında, o dönemde henüz ikiye bölünmüş olan Almanya’nın batısındaki Frankfurt şehrinde doğdu. Bir yaşındayken ailesiyle ABD’ye taşındı. Aile 1971’den itibaren önce Güney Afrika’da, daha sonra da bir süre Güney Afrika yönetimindeki Güneybatı Afrika’da, bugünkü Namibya’da yaşadı. 1977’de ise ABD’ye geri döndü.
Thiel, teknoloji şirketleri ve yatırımlarıyla tanındı. Asıl çıkışını PayPal’ın kurucu ortağı ve bir dönem CEO’su olarak yaptı. Şirket, Confinity ile Elon Musk’a ait X.com’un birleşmesiyle ortaya çıktı. Thiel ayrıca Facebook’un ilk dış yatırımcısıydı.
Thiel’in risk sermayesi şirketi Founders Fund bugün SpaceX ve OpenAI dahil çeşitli şirketlere yatırım yapmış durumda. Forbes’a göre Thiel’in kişisel serveti yaklaşık 35 milyar dolar.
Thiel’in kurucu ortaklarından ve yönetim kurulu başkanı olduğu Palantir ise özellikle büyük bir nüfuza sahip. Gözetim, yapay zeka ve veri analizi alanında faaliyet gösteren şirket, Pentagon ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) için yazılım geliştirilmesini kapsayan milyarlarca dolarlık kamu ihaleleri aldı. Palantir Nisan ayında 22 maddelik bir manifesto yayımladı. Eleştirmenler manifestoda tekno-faşist eğilimler görüyor.
Thiel’in nüfuzu ekonominin çok ötesine, siyasete kadar uzanıyor. Üstelik bu yalnızca ABD için geçerli değil. Hollanda, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkeleri güvenlik endişeleri nedeniyle Palantir ile hükümet ve askeri düzeydeki ilişkilerini gözden geçirmeye veya sonlandırmaya başlamış olsa da şirket dünya genelinde faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor.
Thiel, ailesiyle birlikte en azından zamanının bir bölümünü artık Arjantin’de geçiriyor. Burada liberteryen Devlet Başkanı Javier Milei ile de bir araya geldi. Milei hükümeti, yabancı şirketleri teşvik edecek ve yapay zeka veri merkezlerine yatırımları destekleyecek bir dizi önlem hayata geçirmek istiyor.

Palantir’in gözetim ve veri analiz yazılımları eleştirilerin odağında. Almanya dahil bazı Avrupa ülkeleri, güvenlik endişeleri nedeniyle şirketle iş birliğini sorguluyor.Fotoğraf: NurPhoto/IMAGO
Trump’a verdiği desteğin karşılığını alıyor
Thiel, 2016 yılında Silikon Vadisi’nde Donald Trump’ın en önde gelen destekçileri arasında yer aldı ve daha sonra danışmanlığını yaptı. Aynı yıl, daha sonra başkan seçilecek Trump’ın seçim kampanyasına 1,25 milyon dolar bağışladı. Silikon Vadisi’nin genel olarak hâlâ sol eğilimli kabul edildiği o dönemde Cumhuriyetçi Parti’nin kurultayında da bir konuşma yaptı. Söz konusu konuşmasında, Trump’ın rakibi Hillary Clinton’ı Ortadoğu’da savaş başlatmakla suçlayan Thiel’in sarf ettiği şu cümle, bugünden geriye bakıldığında oldukça ilginç: “Donald Trump haklı. Aptalca savaşları bitirmenin ve ülkemizi yeniden inşa etmenin zamanı geldi.”
Thiel, son yıllarda aralarında JD Vance’in de bulunduğu Cumhuriyetçi adayları ve seçim kampanyalarını yüksek miktarlarda bağışlarla destekledi.
Thiel’in kendi siyasi görüşlerini belirli bir kategoriye yerleştirmek kolay değil. Aralarında “liberteryen milliyetçi” tanımlamasının da bulunduğu farklı nitelemeler yapılıyor. Thiel, teknolojinin “siyasetin alternatifi” olduğu görüşünü sık sık dile getiriyor. Devlet otoritelerine, düzenlemelere ve liberal elitlere kuşkuyla yaklaşıyor. Özellikle demokratik kurumların karar alma süreçlerini verimsiz buluyor.
2021 yılında Thiel’in biyografisini yayımlayan Max Chafkin, “Time Magazine”e verdiği röportajda şu değerlendirmeyi yaptı:
“Faşizmin sınırında. Şirketlerin hükümetlerden daha iyi yönetildiğini çünkü kararların tek bir kişi, aslında bir diktatör tarafından alındığını söylüyor. Demokrasi fikrine düşmanca yaklaşıyor. Dahil olduğu şirketlerin oynadığı rol düşünüldüğünde bu oldukça ürkütücü.”
Thiel, Stanford Üniversitesi’ndeki yıllarında da Amerikan üniversitelerindeki hâkim düşünce ortamına karşı çıkıyordu. 1987’de Norman Book ile birlikte muhafazakâr öğrenci gazetesi “Stanford Review”u kurdu. Gazete, Thiel’in üniversitedeki liberal düşünce ortamı olarak gördüğü anlayışa karşı görüşlere yer veriyordu. Thiel daha o dönemde, bugün “woke” olarak nitelendireceği görüşlere karşı çıkıyordu.

Peter Thiel, Donald Trump’ın 2016’daki ilk başkanlık kampanyasının Silikon Vadisi’ndeki en önemli destekçileri arasındaydı. İkilinin siyasi ilişkisi sonraki yıllarda da devam etti.Fotoğraf: Albin Lohr-Jones/dpa/picture alliance
Hristiyanlık karşıtı figür ve yapay zeka
Thiel, katı Hristiyan değerlerinin benimsendiği bir ailede büyüdü. Dini meseleler uzun zamandır düşünce dünyasında önemli bir yer tutuyor. Kendisini yakın zamanda “küçük o ile ortodoks Hristiyan” olarak tanımladı. Thiel aynı zamanda eşcinsel olduğunu açıkça ifade ediyor ve ABD’li finansçı Matt Danzeisen ile evli. Bu durum, siyasi açıdan bağlantılı olduğu muhafazakâr Hristiyan çevrelerin bazı kesimleriyle bir çelişki oluşturuyor.
Thiel birkaç yıldır “Antichrist” (Hristiyanlık karşıtı figür) kavramıyla giderek daha yoğun biçimde ilgileniyor ve dünya çapında bu konuda konferanslar veriyor. Ancak burada söz konusu olan, İncil’de geçen ve İslam dünyasındaki karşılığı “Deccal” olan bu figürden ziyade, Thiel’in düşüncesine göre kıyametvari bir düzenin önünü açan güçler veya kişiler. Thiel’e göre bunlar teknoloji korkusunu kullanıyor ve insanları “barış ve güvenlik” vaadiyle baştan çıkarıyor.
Thiel bu kesime, “bütün bilimi durdurmak isteyen bir makine karşıtı” olarak nitelendirdiği çevre aktivisti Greta Thunberg’in yanı sıra yapay zekayı düzenlemek isteyen hükümetleri de dahil ediyor. Temmuz ayında, yapay zekanın daha sıkı biçimde düzenlenmesi çağrısı nedeniyle Papa 14. Leo’yu “Çinli komünistlerin ajanı” olarak nitelendirdi.
Thiel’in teknoloji sektöründeki bağlantılarının yanı sıra Musk, Trump ve Vance’in de dahil olduğu geniş bir siyasi ağı bulunuyor. Thiel, 2014 yılında “Washington Post”a yaptığı açıklamada bu ilişkileri şöyle anlatmıştı:
“Yıllar içinde birlikte çalıştığım insanlarla çok güzel dostluklar kurdum. Bunun, toplumumuzda uzun vadede başarılı olmayı mümkün kılan gerçekten önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum.”

Hristiyan geleneğinde kıyamet öncesinde ortaya çıkacağına inanılan Antichrist’ın 12. yüzyıldan bir tasviri. İslamî kaynaklardaki Deccal anlayışıyla benzerlikler taşıyan figür, kötülüğü ve inanca karşı mücadeleyi simgeliyor.Fotoğraf: CPA Media Co. Ltd/picture alliance
JD Vance gelecek için bir güvence mi?
Thiel açısından JD Vance ile uzun yıllara dayanan ilişkisi gelecekte özellikle önem kazanabilir. İkili 2011 yılında Thiel’in Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde verdiği bir konferansta tanıştı. Vance daha sonra Hristiyan dergisi “The Lamp”te Thiel’in, kendisinin o zamana kadar kafasında oluşturduğu şu klişeyle çeliştiğini yazdı:
“Aptal insanların Hristiyan, akıllı insanların ise ateist olduğu.”
Thiel zamanla Vance’in önemli bir akıl hocası ve destekçisi oldu, Trump’a yakınlaşmasına da destek verdi. Her şeyden önce ise Vance’in 2022’deki Senato adaylığını destekleyen “Protect Ohio Values” adlı Super PAC’e 15 milyon dolar bağışladı. Bu, o tarihte bir Senato adayını desteklemek amacıyla yapılan en büyük tekil bağıştı. Bugün ABD Başkan Yardımcısı Vance’in adı 2028’de Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adaylığı için geçiyor. Böylece Thiel açısından, yaklaşık 15 yıl önce Yale Hukuk Fakültesi’ndeki bir konferansta başlayan bu ilişki karşılığını verebilir.