Mustafa Karlioğlu: Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası başkanlarını peş peşe değiştirirken anayasaya aykırı bir yetkiyi kullanıyormuş!

Mustafa Karlioğlu: Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası başkanlarını peş peşe değiştirirken anayasaya aykırı bir yetkiyi kullanıyormuş!

Mustafa Karlioğlu: Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası başkanlarını peş peşe değiştirirken anayasaya aykırı bir yetkiyi kullanıyormuş!
Yayınlama: 06.06.2024
8
A+
A-

Karar yazarı Mustafa Karlioğlu, Anayasa Mahkemesi, 2018’de  yürürlüğe giren ve “Yetki Kanunu” olarak bilinen 703 sayılı KHK’ya dayanılarak yapılan birçok çok önemli süreci iptal edildiğini belirterek,  Merkez Bankası Başkanı ve rektör atamaları benzeri atamaların Anayasa’ya aykırı imzalar arasında bulunduğunu söyledi. Karara göre; Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası başkanlarını “peş peşe” değiştirirken anayasaya aykırı bir yetki kullandığını söyleyen Karlioğlu, “Madem en kritik işlerde bile anayasa otoritesine riayet yok, ‘yeni anayasa’ ihtiyacı nereden çıktı?” dedi.

Mustafa Karlioğlu’nun “Tam yenisini yapacakken Anayasa’ya hiç uyulmadığı ortaya çıkmasın mı?” başlıklı köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“Cumhurbaşkanı ekonomiyi pek hoş yönettiği geride kalan beş yılda, Merkez Bankası başkanlarını peş peşe değiştirirken anayasaya aykırı bir yetkiyi kullanıyormuş! Aykırı çünkü, bu ve gibi atamalar “KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda kalmaktadır.”

Herkes, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tam yetkili, süratli ve seri karar üreten Türk tipi şahane bir model olduğunu düşünürken meğerse o denli değilmiş. AYM’nin iptal paketinden anlaşılan o ki Anayasa, Cumhurbaşkanı’nı atama yetkilerini kullanmakta ile eksik bırakmış! Bu yüzden de Erdoğan işlerini görmek için anayasa dışına çıkmak zorunda kalmış. Karar mealen bunu söylüyor.

Neyse ki AYM anlayışlı da iptal ettiği KHK unsurundan ötürü Cumhurbaşkanı’na yaptığı işleri kanuna uydurması için en üst süreyi (12 ay) vermeyi ihmal etmiyor. Bu ortada aynı fiili durumdan istifade edilip edilemeyeceği; yani anayasa aykırı atamalar ya da iptal listesindeki diğer bütün süreçlerin birebirlerine devam edilip edilemeyeceği de muamma. Bazılarına göre edilemez, Baştepe sözcülerine göre 12 ay daha pekala edilir. Mamafih, 6 yıldır edilmiş bir yıl daha ne farkeder? Diyelim Meclis kanunu çıkaramadı, sonra yeniden bu yetkileri kullanmanın önünde bir müeyyide de yok. Esasen hayat devam ediyor.

Meydanlarda vt edilenle tatbikat arasındaki onlarca öteki çelişki bir yana… Aslında Cumhurbaşkanı’na sınırsız yetkiler verilmişken bir de bu türlü kenarından dolanarak, hatta yok sayarak anayasa değersizleştirmek milli irade ve hukuk devleti prensipleriyle bağdaşır mı? Yoksa prensibimiz, “Sandıktan çıkarsan, bir dahaki sandığa kadar bildiğin benzeri yap” da nasıl yaparsan yap mı?

Madem en kritik işlerde bile anayasa otoritesine riayet yok, “yeni anayasa” ihtiyacı nereden çıktı? Nasıl bir metin yazılacak da yenisine uymak mecburi olacak? “Bundan sonra Anayasa’ya uyalım” benzeri bir şey mi? Uymamayı kim denetleyecek? Denetlese kime laf geçirecek? Zirvesinde koalisyon ortağının kılıcı sallanan Anayasa Mahkemesi mi?”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.