Murat Uzman, Öcalan’ın davetini değerlendirdi: Barış mı, yeni bir taktik mi?
Gazeteci Murat Yetkin, bugün kaleme aldığı köşe yazısında PKK lideri Abdullah Öcalan‘ın örgütüne yaptığı ‘silah bırakma ve örgütü lağvetme’ davetini değerlendirdi. Uzman, “Asıl kritik soru şu: Bu davet gerçek bir barışın kapısını mı aralıyor, yoksa sahada zayıflayan PKK’nın siyasi ve stratejik durumunu güçlendirmeye yönelik bir hareketi mı? Ve tahminen de daha çok önemli bir nokta: PKK nitekim silah bıraksa bile, Suriye’deki PYD/YPG benzeri uzantıları varlığını sürdürecek mi?” tabirlerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “terör hareketlerine son vererek lağvedilmesi” çağrısı yaptığı PKK’nın lideri Abdullah Öcalan, aylardır beklenen çağrıyı yaparak, PKK’nın kendini feshetmesi ve tüm kümelerin silahları bırakması gerektiğini açıkladı. Öcalan’ın davetinde “Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı davet, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum davete dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma davetinde bulunuyor ve bu davetin tarihî vazifesini üstleniyorum” ifadeleri yer aldı. Öcalan, “Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın” dedi.
Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” davetine ek olarak gönderdiği “Bu perspektifi ortaya koyarken, elbet, pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuksal boyutun tanınmasını gerektirir” notu da okundu.
Gazeteci Murat Uzman, Öcalan’ın davetini şöyle değerlendirdi:
“PKK’nın silahsızlanması ve dağılması istikametindeki davet, yeni bir barış sürecinin kapısını aralayabilir mi?
Türkiye’de yıllardır süregelen PKK sorunu, Abdullah Öcalan’ın örgütün dağılması ve silahlı mücadelenin sona ermesi tarafındaki davetiyle yeniden gündemin merkezine oturdu. İlk bakışta, bu açıklama tarihi bir dönüm noktası benzeri görünse de, içinde barındırdığı tüzel, güvenlik ve jeopolitik dinamikler dikkate alındığında, problemin o kadar da kolay olmadığı ortaya çıkıyor. Türkiye’nin üniter devlet yapısı, terörle mücadele siyasetleri ve bölgesel güvenlik dertleri göz önüne alındığında, PKK’nın silahsızlanması ve dağılmasıyla sonuçlanacak bir sürecin hakikaten mümkün olup olmadığı önemli bir tartışma konusu.
Ancak asıl kritik soru şu: Bu davet gerçek bir barışın kapısını mı aralıyor, yoksa sahada zayıflayan PKK’nın siyasi ve stratejik durumunu güçlendirmeye yönelik bir hareketi mı? Ve tahminen de daha çok önemli bir nokta: PKK hakikaten silah bıraksa bile, Suriye’deki PYD/YPG benzeri uzantıları varlığını sürdürecek mi?
Öcalan’ın daveti, ilk bakışta Türkiye’de yeni bir barış süreci umudu yaratıyor benzeri görünse de, işin özüne inildiğinde alandaki gerçekliklerle örtüşmeyen önemli meseleler içerdiği görülüyor.
-Türkiye’nin türel ve anayasal çerçevesi, PKK’nın dönüşümünü neredeyse imkânsız kılıyor.
-PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG’nin silahlı varlığı devam ettiği sürece, Türkiye için silahsızlanma daveti bir mana ifade etmiyor.
-ABD’nin YPG’ye takviyesi sürdükçe, Türkiye bu çağrıyı sahada uygulanabilir görmeyecek ve askeri operasyonlarını artıracaktır.
Sonuç olarak, PKK’nın dağılması ve silahsızlanması, yalnızca Türkiye içindeki gelişmelere bağlı değildir. ABD’nin YPG’ye verdiği takviyenin kesilmesi ve Türkiye’nin güvenlik dertlerinin giderilmesi gerekir. Aksi takdirde, bu davet geçmişteki diğer teşebbüsler benzeri yalnızca bir diplomatik hareket olarak tarihe geçecektir.”
Yazının tamamını okumak için .