Siyaset bilimci ve tarihçi Doç. Dr. Mehmet Perinçek, Gündem Özel programında Selin Yazıcı ve Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.
Siyaset bilimci ve tarihçi Doç. Dr. Mehmet Perinçek, ABD-İsrail-İran çatışmasını değerlendirdi.
ABD’de “kaygı” ve “geri çekilme” sinyallerinin güçlendiğini belirterek, çatışmanın askeri ve siyasi maliyetinin Washington’u sıkıştırdığını söyledi. Perinçek, Körfez’deki Amerikan üsleri, petrol fiyatları ve Türkiye’nin savunma politikası başlıklarında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Doç. Dr. Mehmet Perinçek, ABD’nin çatışmanın seyri karşısında daha ilk günlerde pozisyon değiştirdiğini söyleyerek, şunları söyledi:
‘Amerikan ve İsrail hedeflerinin zarar gördüğü bir süreç başladı’
ABD’nin süreçten “sıyrılma” arayışında olabileceğini ileri süren Perinçek, şöyle konuştu:
İran içinde beklenen toplumsal kırılmanın oluşmadığını savunan Perinçek, şunları söyledi:
‘Savaşın üçüncü gününde kriz sinyalleri geliyor’
Savaşın iç politik maliyetinin Trump’ı da zora sokacağını söyleyen Perinçek, şunları aktardı:
Trump ‘önce Amerika, kaynaklarımızı sağa sola saçmayacağız’ diyerek geldi. Şimdi F-15’ler, F-16’lar düşüyor; savunma füzelerinin maliyeti Amerikan ekonomisine biniyor. Savaşın üçüncü gününde kriz sinyalleri geliyor; bunun daha da derinleşeceğini görüyoruz. Amerika tökezlerse müttefikleri onu yalnız bırakır; tarafsızlar Amerikan karşıtına evrilir, karşısındakiler daha cesur adımlar atar.
Körfez ülkelerinin “misilleme” açıklamalarına da değinen Perinçek, şöyle konuştu:
‘İran bütün kozlarını tek seferde kullanmıyor’
Körfez’deki güvenlik mimarisinin sorgulanmaya başladığını belirten Perinçek, sözlerine şu şekilde devam etti:
Türkiye’nin savunma tercihleri ve F-35/Patriot tartışmasına dair Perinçek, iki boyutlu bir değerlendirme yaparak sözlerine şöyle devam etti:
Amerikan teknolojisinin yeterli olup olmadığı meselesi; yaşananlar yetersiz kaldığını gösteriyor. İkincisi, savunma sanayisini kime karşı çatışmaya göre şekillendiriyorsunuz? Türkiye’ye tehdit Doğu Akdeniz’den, Ege’den, Trakya’dan geliyor; olası rakip Atlantik dünyası. Atlantik dünyasıyla çatışmada Atlantik teknolojisini kullanmanız mümkün olmaz. Düğmeleri, yedek parçası, kontrolü onların elinde. Türkiye savunma sanayisini önce kendi kaynaklarıyla çözmeli; çözemediği alanlarda NATO’dan ve Amerika’dan bağımsız alternatiflere yönelmeli. S-400 meselesi bir ‘ticaret’ meselesi değil; Türkiye’yi bağımlı ve savunmasız bırakma isteği var. Amerika’yı gizleyen bir tavır görüyoruz; ‘İsrail–İran savaşı’ gibi anlatmak gerçekçi değil. Bu savaş Amerika’nın savaşıdır. İran’ın savunmasıyla Amerikan-İsrail saldırganlığını bir tutmak büyük hatadır. Ayrıca İncirlik ve Kürecik meselesi var; en kısa zamanda bunlara el konulmadığı takdirde Türkiye kendi çıkarlarına büyük kötülük yapmış olacaktır.