MEB’in müfredat taslağına tepki: Tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı müfredatı reddediyoruz

MEB’in müfredat taslağına tepki: Tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı müfredatı reddediyoruz

MEB’in müfredat taslağına tepki: Tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı müfredatı reddediyoruz
Yayınlama: 02.05.2024
8
A+
A-

Eğitim Sen İzmir Şubeleri, geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı müfredat taslağına ilişkin basın açıklaması yaptı. İzmir Şehir Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, “Tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim zıddı yeni müfredatı reddediyoruz” denildi.

Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyel okunan basın açıklamasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ülkenin bugünü ve geleceğini yakından ilgilendiren müfredat konusunda “yangından mal kaçırır gibi” hareket ettiği ifade edildi.

Müfredat taslağının iktidarın yetiştirmek istediği insan modeline göre hazırlandığının aktarıldığı açıklamada, “Müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerler’in merkeze alındığı görülmektedir. Milli ve Manevi bedeller vurgusu yaratılan tüm eşitsizliklerin üzerini örtmek için kullanılmaktadır. MEB’in öncelikli maksadı eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden iktidarın siyasal ideolojisinin açık ve kapalı olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağının başlığının ‘Türkiye Yüzyılı Mrif Modeli’ olarak belirlenmiş olması bu tespitimizi doğrulamaktadır” tabirlerine yer verildi.

“Yeni müfredatta anadilinde eğitimin esamesi bile okunmuyor”

“Ülkeyi ve gelecek kuşakları yakından ilgilendiren eğitim müfredatı benzeri bir bahiste, eğitim müfredatının siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle içerik olarak daha da geriye götürülmesi, bilime, laikliğe ve aydınlanma kanısına karşı adeta bayrak açılması söz konusudur” denilen açıklamada, şöyle denildi:

“Ders kitaplarında yüzde 35 oranında ‘sadeleştirme’ yapıldığı argümanıyla direkt bilim, tarih, ideoloji ve sanat derslerinin hedef alındığı görülmektedir. Birtakım derslerde ünite ve kazanım sayılarının azaltılarak ‘tek din, tek mezhep,tek kimlik ve tek dil’ üzerinden yüklü olarak hem ‘dini’, hem de ‘milli ve manevi’ öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat taslağı hazırlanmıştır. Eğitim müfredatında 12 Eylül darbecilerinin müsaadeden gidilerek Türk İslam sentezinin benimsenmiş olması ve ‘tek din, tek mezhep ve tek dil’ yaklaşımının daha da bariz hale getirilmiş olması dikkat caziptir.Ayrıca eğitimde dile dayalı olarak ayrımcılık yapılması pek çok temel insan hakları dokümanında yasaklanmış olmasına karşın mlesef yeni müfredatta anadilinde eğitimin esamesi bile okunmuyor.

“Eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşaması”

AKP iktidarında eğitimi hem içerik hem de biçimsel olarak dini kural ve referanslara göre biçimlendirme uygulamalarının nasıl hayata geçirildiği bilinmektedir. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitim müfredatına yönelik bilim dışı müdahalelerin artmış, ideoloji ve bilim ders stlerinin azaltılmış, vücut eğitimi, fotoğraf ve müzik ders stlerinin azaltılarak yerine din derslerinin getirilmiştir. Otizmli ve zihinsel engelli çocuklara yönelik zorunlu din dersi getirilmesi, okul öncesinde ‘manevi değerler’ seminerleri verilmesi, tekrar okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin mescitlere götürülmesi, din eğitiminin fiilen okul öncesine ve kreşlere kadar indirilmesi benzeri uygulamalar ilk akla gelen düzenlemelerdir. MEB’in ÇEDES ve gibi projeler ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine fliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla ekonomik ve siyasal bağları olan dini vakıf ve cemtler tarafından okullar, yurtlar, kurslar üzerinden direkt iktidar takviyesi ile tıpkı bir örümcek ağı benzeri bütün eğitim sistemini kuşatmış durumdadır. Yeni müfredat değişiklikleri okullar başta olmak üzere eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli etabını oluşturmaktadır.

“Çocuklarımızın eğitiminde telafisi güç aksilikler yaratacak”

MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen jenerasyonlar yetiştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Öğretim programlarında bilimsel eğitim ile ilgili olan pek çok nokta itinayla ‘sadeleştirme’ yahut ‘ayıklamaya’ tabi tutulurken, tek adam rejiminin bütün gayelerini açık ve zımnî maksat ve bedeller üzerinden ders kitaplarına yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli’ bir müfredat oluşturulmak istendiği anlaşılmaktadır. AKP’nin toplum tahayyülünde istediği insan modelinin nedenli çağın gerisinde ve bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini de eğitim alanında sicilinin ne derece bozuk olduğunu da 4+4+4 sürecinden biliyoruz. Bundan Ötürü çocuklarımızın eğitiminde telafisi güç aksilikler yaratacak bu müfredat değişikliği kabul edilemez. Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal- ideolojik gayelerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim aykırısı yeni müfredatı reddediyoruz.

“Müfredat laik ve bilimsel bir içerikte olmak zorunda”

Bireycilikle, milliyetçilikle, dini ve milli bedeller ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik açıdan sığ, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir lisanın kullanıldığı yeni eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. Eğitim müfredatı, öğrencilere ömrü bir bütün olarak kavramayı hedefleyen, çocuk ve gençlerin çok istikametli gelişimlerine hizmet edecek öğrenme yaşantılarını içeren laik ve bilimsel bir içerikte olmak zorundadır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.