Mahkeme “cinsel saldırı” davasında DNA eşleşme raporu dosyaya girmeden beraat kararı verdi, Bakanlık “Karar hukuka aykırı” dedi, dosya Yargıtay’da

Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanan sanık hakkında verdiği beraat kararı Yargıtay’a taşındı. Mahkeme kararını, DNA eşleşme raporu dosyaya sunulmadan verdi. Mahkeme, olay günü alınan polis tutanakları ve …

Mahkeme “cinsel saldırı” davasında DNA eşleşme raporu dosyaya girmeden beraat kararı verdi, Bakanlık “Karar hukuka aykırı” dedi, dosya Yargıtay’da
Yayınlama: 03.08.2026
2
A+
A-

Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanan sanık hakkında verdiği beraat kararı Yargıtay’a taşındı. Mahkeme kararını, DNA eşleşme raporu dosyaya sunulmadan verdi. Mahkeme, olay günü alınan polis tutanakları ve muayene kaydına işaret ederek “ilişkinin rıza dışı geliştiğine yönelik kanıtlar nitelikte delil bulunmadığını” söyledi. İstinaf kararı onadı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da Yargıtay’a sunduğu dilekçeyle davaya katılarak beraat kararının bozulmasını talep etti.

ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe üniversitelerinin yelken topluluklarının 8 Eylül 2024’te Marmaris’te düzenlediği etkinlikte Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K., ODTÜ Yelken Topluluğu yöneticilerinden, ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencisi Y.E.Ö.’nün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu söyledi. D.K., olay üzerinden 24 saat geçmeden şikâyetçi oldu.

Adli tıp raporu: Hasar hafif nitelikte değil

Olayın ardından D.K., şikâyette bulunarak Adli Tıp Kurumu’ndan raporu aldı. Adli Tıp Kurumu, D.K.’daki fizyolojik zararın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığını” belirtti.

Raporda “vajinal yoldan penetrasyonun gerçekleşmiş olduğu, bu lezyonların vajinal yoldan cinsel saldırı öyküsüyle uyumlu olduğu” ifade edildi.

Sanığın saldırının yaşandığı gece, iddiaya göre mağdurun şikâyetçi olduğunu öğrenmesinin ardından, telefonundan “DNA bulaşır mı” şeklinde internet araması yaptığına ilişkin kayıtlar dosyada yer aldı.

Mahkeme, DNA eşleşme raporu dosyaya girmeden beraat verdi

Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma aşamasında tutuklanan ve hakkında iddianame düzenlenen sanık Y.E.Ö. hakkında ilk celsede tahliye kararı verdi.

Mahkeme, “penetrasyon olduğuna yönelik” adli tıp raporları, tanık beyanları ve sunulan bilimsel mütalaaların bulunduğu dosyada beraat kararı verdi. DNA eşleşme raporu dosyaya sunulmadan hüküm kuruldu.

Olay günü polis tarafından hazırlanan tutanak ve muayene kaydına işaret eden mahkeme, gerekçeli kararında şu ifadeleri kullandı:

“Kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanak içeriğinde de belirtildiği üzere teknede kamera olmaması nedeniyle olay anını gösterir herhangi bir görüntü kaydına rastlanmamış olduğu, sanık hakkında düzenlenen olay tarihli adli muayene raporunda sanıkta eylemin zorla gerçekleştiğini, eylem sırasında katılanın sanığa karşı koyduğunu ispatlar nitelik taşıyan herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılamadığının tespit edilmiş olduğu, katılan hakkında tanzim edilen Adli Tıp Raporunda katılanın dış genitallerinde herhangi bir travmatik değişime rastlanılamadığının, himende görülen yeni oluşmuş kanamalı yırtığın birçok soruşturma ve kovuşturma dosyalarında alınan raporlarda da belirtildiği üzere rızaen gerçekleşen ilk cinsel ilişkilerde de görülebilecek bir durum olduğu; ayrıca katılanın yaşanan cinsel eylemden hemen ardından şikayetçi olmadığı, hayatına devam ettiği, tekneye tekrar binerek geziye devam ettiği bir arada değerlendirildiğinde katılanın olayın zorla gerçekleştiğine dair beyanının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın müsnet suçlardan cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, tarafsız, kesin ve olayın rıza dışı gerçekleştiğine dair inandırıcı delil bulunmadığı, ceza yargılamasının önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun suçun şüpheye yer vermeyecek bir kesinlik ile ispat edilmesine bağlı olduğu ve cinsel olayların rıza dışı yaşandığına dair şüphenin dosya kapsamında bulunan deliller ile giderilemediği anlaşılmıştır.”

Hastaneden alınan rapor: Yeni oluşmuş kanamalı yırtık hakkında mahkeme, bilirkişi olmadan değerlendirme yapamaz

D.K., istinaf başvuru sürecinde Hacettepe Üniversitesi’nden aldığı ikinci Adli Tıp raporunda “mahkeme himende oluşan yırtık hakkında bilirkişi raporu olmadan değerlendirme yapamaz” tespiti yer aldı.

Raporun tamamında şu ifadeler yer aldı:

“Kişinin bildirimde geciktiği” değerlendirmesi ile bu temelde söz konusu cinsel eylemin rızaya dayalı olduğu kabulünün temel tıbbi bilgi ile çeliştiği ve bilimsel dayanaktan yoksun olduğu,

Alkol kullanımının, kişinin kendini savunma ve direnç gösterme yetisini azaltarak darp izlerinin görülme olasılığını düşürebildiği, bu nedenle, darp veya cebir izlerinin bulunmamasının, saldırının gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceği ve tıbben rızaya dayalı cinsel eylem delili olarak kabul edilemeyeceği,

Gerekçeli kararda “himende görülen yeni oluşmuş kanamalı yırtığın birçok soruşturma ve kovuşturma dosyalarında alınan raporlarda rıza ile gerçekleşen cinsel ilişkilerde de meydana gelebileceği”nin belirtildiği, ancak cinsel saldırı olgularının adli tıbbi açıdan değerlendirmesinde, genital yaralanmaların yalnızca varlığı değil, niteliği ve şiddeti, olay öyküsü ile ilişkilendirilerek olgu özelinde bütüncül bir değerlendirme gerektirdiği, olayın bütüncül bir adli tıbbi değerlendirmeye tabi tutulmamasının ve bu konuda bilirkişi görüşü alınmamasının karar sürecinde önemli bir eksiklik olduğu kanaatinde olduğumuzu bildirir bilimsel mütalaa raporudur.”

İstinaf “eksik husus yok” dedi

D.K. ve avukatları, dosyadaki eksik hususlar bulunurken beraat kararı verilmesi nedeniyle dosyayı istinafa taşıdı. Dilekçede sanık Y.E.Ö.’nün üzerine atılı suç nedeniyle kaçma şüphesi bulunduğu, bu nedenle de tutuklanması talep edildi.

D.K. tarafından yapılan yapılan istinaf başvurusu, heyetinin tamamı erkeklerden oluşan Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından reddedildi.

İstinaf mahkemesi, ret kararının gerekçesinde şöyle dedi:

“Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; yargılama sürecindeki usule veya esasa ilişkin işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, delil ve işlemlerde herhangi bir eksik husus bırakılmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, kurulan beraat hükmünde bir hukuka aykırılık bulunmadığı görülmüştür.”

Dosya Yargıtay’a taşındı; “Sanık, eylemini D.K.’nin sarhoşluğundan faydalanmak amacıyla gerçekleştirdi”

Dosyayı Yargıtay’a taşıyan D.K., temyiz başvuru dilekçesinde sanığın “D.K.’nin sarhoşluğundan yararlandığı” öne sürüldü.

Yargıtay’a yapılan temyiz başvuru dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Mağdur müvekkil ile sanığın geçmişten gelen bir tanışıklıklarının bulunmadığı, sadece 2 gündür birbirlerini tanıdıkları, bu kapsamda müvekkilin sanığa karşı herhangi bir husumetinin olmadığı gibi sanığa iftira etmesi için geçerli veya ciddi bir sebebinin bulunmadığı, nitekim bu durumun sanık tarafından da ispatlanamadığı; aksine sanığın, müvekkilin sarhoşluğundan faydalanmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, bu eylemi de sadece cinsel organı ile değil aynı zamanda parmak sokmak suretiyle de gerçekleştirdiği (ki bu hususu kendi ifadesinde de ikrar ettiği ve tanık anlatımları ile desteklendiği) ve böylece “Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu”nun tüm unsurları ile sübuta erdiği anlaşılmıştır.”

Aile Bakanlığı beraat kararının bozulması istendi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,Yargıtay başvurusu sürecinde davaya dahil oldu. Bakanlık avukatı Yargıtay’a sunduğu dilekçede, “DNA eşleşme raporunu” da içeren adli tıp raporunun dosyaya sunulmadan hüküm kurulmasının “hukuka aykırı” olduğu söyledi. Bakanlık, beraat kararının Yargıtay tarafından yapılacak incelemenin ardından bozulmasını istedi.

Yeni Partili Gökçen: Deliller değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatıldı mı?

Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, dosyaya ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:

“Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda mağdurun korunması ve gerekli sosyal destek mekanizmalarının devreye alınabilmesi için ilgili kamu kurumlarına bildirim yapılması büyük önem taşımaktadır. Ancak söz konusu yargılama sürecinde, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gerekli bildirimin yapılmadığı ya da geç yapıldığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mağdurun korunmasına yönelik mekanizmaların işletilmemesi anlamına gelebileceği gibi, ikincil mağduriyet riskini de artırmaktadır.

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nın şikâyeti üzerine yürütülen yargılamada, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na herhangi bir bildirim yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihte yapılmıştır?
Söz konusu dosyada yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında yürütülen yargılama sürecinde, dosyanın istinaf incelemesini gerçekleştiren Denizli Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesi tarafından ilgili Bakanlığa bildirimde bulunulmuş mudur? Eğer bildirim yapılmış ise, bu bildirimin olay tarihi ve yargılama süreci dikkate alındığında gecikmeli yapılmasının gerekçesi nedir?

Bildirim yapılmamış ya da geç yapılmış ise, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen hâkimler hakkında herhangi bir idari veya disiplin soruşturması başlatılmış mıdır? Bildirim yapılmaması ya da gecikmeli yapılması durumunda mağdurların sosyal destek hizmetlerine erişiminde ne tür aksaklıklar yaşandığına dair Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir rapor var mıdır?

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirim yükümlülüğüne ilişkin uygulama nasıl denetlenmektedir?
Son beş yıl içinde benzer nitelikteki davalarda ilgili Bakanlığa bildirim yapılmadığı veya geç yapıldığı tespit edilen kaç dosya bulunmaktadır? Bu dosyalarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır?

Mağdurların korunması ve destek mekanizmalarının etkin işletilmesi amacıyla, yargı makamları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye yönelik bir çalışma yürütülmekte midir?
Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA’ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir?
Adli Tıp raporları, tanık beyanları ve diğer delillerin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?

Mağdurun korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması sürecinde mahkemeler ile kolluk ve sosyal hizmet birimleri arasında yaşanan koordinasyon eksikliklerine ilişkin Bakanlık kayıtlarına yansıyan somut veriler nelerdir? Bu kapsamda son yıllarda tespit edilen aksaklıklara ilişkin Bakanlığı’nızca yürütülen herhangi bir inceleme, raporlama veya idari düzenleme çalışması bulunmakta mıdır?”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.