Laiklik Meclisi’nden 2 Temmuz açıklaması: Sivas katliamının karşı devrim sürecinin en alçakça saldırılarından biri olduğunu unutmamalıyız

“Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy benzeri aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin zirve noktası ise 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur”

Laiklik Meclisi’nden 2 Temmuz açıklaması: Sivas katliamının karşı devrim sürecinin en alçakça saldırılarından biri olduğunu unutmamalıyız
Yayınlama: 02.07.2024
5
A+
A-

Laiklik Meclisi, Sivas katliamının 31’inci yılı nedeniyle “2 Temmuz 1993’de Sivas’ta devletin gözleri önünde planlı bir operasyon ile yobazlar tarafından katledilen 33 yurttaşımızı hürmetle anarken, 31 yıl önce bugün yapılan katliamın, karşı ihtilalin en alçakça hücumlarından biri olduğunu hiç unutmamalıyız” açıklamasını yaptı.

Laiklik Meclisi tarafından, Sivas katliamının 31’inci yılı nedeniyle yapılan açıklamada, Türkiye’de, 1923 Cumhuriyetinin tasfiyesinin 1980’lerde siyasi hedef haline geldiği belirtildi. Bunun temel nedeninin, sermayenin yeni birikim rejimine başta işçi sınıflar olmak üzere tüm toplumu ikna etmek olduğu ifade edilen açıklamada, bunun için en başta laiklik ve yurttaşlık esası üzerine kurulu olan anayasal sistemin tasfiye edilmesinin hedeflendiği  vurgulandı.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bu maksatla 12 Eylül faşist askeri darbesi ve cunta yönetimi ile birlikte ülkemizde dinci gericiliğe yatırım büyük bir sürat kazanmış; örneğin eğitimde dinselleşme, Kuran kurslarında patlama yaşanırken, tarikat ve cemtlerin de önü açılmıştır.

1991 yılında, tarikatların ve cemtlerin örgütlenmelerini kısıtlayarak anayasadaki laiklik unsurunu koruyan TCK’nın 163. unsuru, devrin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından, demokratikleşme telaffuzunun peşine takılan muhalefetin büyük çoğunluğunun da takviyesi ile kaldırılmış, böylelikle tarikat ve cemtlerin örgütlenmesinin önü açılırken laik Cumhuriyete stratejik bir darbe vurulmuştur. Bununla eş vakitli olarak, 1990’lı yılların ilk yarısında toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek için dinci-faşist paramiliter ögelerin da sahneye sürüldüğü devirdir. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy benzeri aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin zirve noktası ise 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur. Laik Cumhuriyet’in temelinin atıldığı Sivas’ta, paramiliter gruplar bir plan dâhilinde harekete geçirilerek, Pir Sultan Abdal anma aktiflikleri için bir araya gelmiş olan aydın ve sanatkarların kaldıkları otel, ‘Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak’ sloganıyla ateşe verilmiştir. Laik Cumhuriyeti direkt hedef alan bu kalkışma sonucunda 33 aydın, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Çorum’da olduğu gibi, devletin gözleri önünde planlı olarak katledilmiştir.

2 Temmuz katliamının yargı süreci başlarken, gibi tüm siyasi cinayet ve katliam davalarında olduğu gibi, üzerini örtmek için ‘adiyen insan öldürme’ davası olarak açılmıştır. 30 yıl boyunca vakte yayılan, ama hiçbir zaman laik Cumhuriyete ve anayasayayönelik bir kalkışma ve Gladyo davası olarak ele alınmayan bu dava da 14 Eylül 2023 tarihinde ‘zamanaşımı’ mazeretiyle düşürülerek, yargı tarihimize yeni bir kara leke olarak kazınmıştır.

Laik Cumhuriyetin tasfiyesine yönelik tüm bu adımlarla, bugün yargı iktidarca ele geçirilmiş, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılarak kuvvetler birliği dayatılmış ve ülkemiz ‘yeni rejimin’ tesisinde tehlikeli bir tabloyla karşı karşıya bırakılmıştır. Şeriat davetleri ve eylemleri ile ‘yeni anayasa’ dayatması da karşı ihtilalin son aşamasında olduğumuzu ortaya koymaktadır.

“Tarikat ve cemt uzantıları ile toplumsal hayatın tamamen ele geçirilmesi hedeflenmektedir”

Diyanet İşleri Başkanlığı şeyhülislamlık makamı benzeri yetkilerle donatılarak, laik Cumhuriyetin kazanımlarını hedef alırken; toplumsal mücadelenin çok önemli araçları olan kitle örgütleri baskı altına alınarak kuşatılmaktadır. ‘STK’ ismi altında tarikat ve cemt uzantıları iktidar eliyle mali güce kavuşturulurken bürokrasiden, siyasete, iktisattan eğitime kadar devletin, siyasetin ve toplumsal ömrün bu zihniyet tarafından tamamen ele geçirilmesi hedeflenmektedir. Diğer taraftan ‘Türkiye Yüzyılı Mrif Modeli’ ile gelecek nesillerin akıl ve bilimle bağlarını kesmek isteyenler, toplumsal hakları ve ilerlemeyi ortadan tamamen kaldırarak yurttaş değil kendilerine biat edecek teb yaratmayı hedeflemektedir.

Siyasi iktidarın takviyesi ile Diyarbakır’da, İstanbul’da, Kocaeli’de ve ülkemizin birçok yerinde laik ömrü hedef alarak halkımıza saldıranlar, yurttaşlık haklarının teminatı olan anayasal nizamı ve laik Cumhuriyeti hedef alan karşı ihtilalin sivil görünümlü paramiliter ögelerinden diğer bir şey değildir. Bütün bu ögeler ‘yeni rejimin’ sömürü düzeneğinin gereksinimlerine uygun olarak ülkemizi IŞİD ve Taliban gibi uygulamalarla yüzlerce yıl öncesinin karanlığına boğmak istemektedir.

“31 yıl önce yapılan katliamın, karşı ihtilalin en alçakça hücumlarından biri olduğunu unutmamalıyız”

2 Temmuz 1993’de Sivas’ta devletin gözleri önünde planlı bir operasyon ile yobazlar tarafından katledilen 33 yurttaşımızı hürmetle anarken, 31 yıl önce bugün yapılan katliamın, karşı ihtilalin en alçakça taarruzlarından biri olduğunu hiç unutmamalıyız.

2 Temmuz’da laiklik ve Cumhuriyet düşmanlarının kumpasları ve akınları sonucu kaybettiğimiz aydınlarımızı, yurttaşlarımızı ve canlarımızı hürmetle anıyoruz. Onları anmanın ve yaşatmanın yolu aydınlık, laik, özgür ve eşit bir cumhuriyet uğraşının yükseltilmesiyle mümkündür.

Laiklik Meclisi, bu nedenle ülkemizin laik Cumhuriyete sahip çıkan tüm yurttaşlarını laiklik uğraşını yükseltmeye çağırıyor.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.