Uluslararası Finans Enstitüsü’nün verilerine göre küresel borç stoku yılın ilk çeyreğinde 353 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaşırken, artışta özellikle ABD ve Çin’deki kamu borçlanmaları etkili oldu.
Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayımladığı “Küresel Borç Monitörü” raporuna göre, küresel borç tutarı bu yılın ilk çeyreğinde 4,4 trilyon doların üzerinde artarak 353 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Üst üste beşinci çeyrekte artış kaydeden küresel borç tutarı, geçen yılın aynı döneminde 327,6 trilyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Artışın büyük bölümünün Çin ve ABD’deki kamu borçlanmalarından kaynaklandığı belirtildi.
2023 başından bu yana büyük ölçüde yatay seyreden küresel borcun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı ise ilk çeyrekte yüzde 305 olarak hesaplandı.
Borç oranlarının gelişmiş ekonomilerde gerileme eğilimini sürdürdüğü, gelişmekte olan piyasalarda ise artış gösterdiği kaydedildi. Bu dönemde en belirgin yükselişler Norveç, Kuveyt, Çin, Bahreyn ve Suudi Arabistan’da görüldü.
Gelişmiş ekonomilerin borcu 250 trilyon dolara yaklaştı
Rapora göre, gelişmiş ekonomilerin toplam borcu yılın ilk çeyreğinde 246 trilyon dolar olurken, gelişmekte olan ülkelerin toplam borcu 106,7 trilyon dolara yükseldi.
Küresel borcun dağılımında, hane halkı borçları 65,1 trilyon dolara, finansal olmayan şirket borçları 101,8 trilyon dolara, kamu borçları 108,5 trilyon dolara ve finansal sektör borçları 77,3 trilyon dolara çıktı.
Toplam GSYH’ye oran bazında bakıldığında, hane halkı borçlarının oranı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 56,7 seviyesinden yüzde 56,2’ye, finansal sektör borçlarının oranı ise yüzde 67,5’ten yüzde 65,9’a geriledi.
Aynı dönemde finansal olmayan şirket borçlarının GSYH’ye oranı yüzde 88,7’den yüzde 88,8’e, kamu borçlarının oranı ise yüzde 92,1’den yüzde 94,8’e yükseldi.
Türkiye’de ise ilk çeyrek itibarıyla hane halkı borçlarının GSYH’ye oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 seviyesinde sabit kaldı.
Finansal olmayan şirket borçlarının oranı yüzde 38,5’ten yüzde 37,7’ye, kamu borçlarının oranı yüzde 27,2’den yüzde 26,2’ye düşerken, finansal sektör borçlarının oranı yüzde 17,1’den yüzde 17,3’e çıktı.
“Savaşın devam etmesi borçlanma maliyetlerine yansır”
Raporda, yaşlanan nüfus, artan savunma harcamaları, enerji güvenliği ihtiyacı, siber güvenlik yatırımları ve yapay zekaya yönelik sermaye harcamaları gibi yapısal baskıların orta ve uzun vadede hükümet ve şirket borçlarını artırmasının beklendiği ifade edildi.
Orta Doğu’daki çatışmanın söz konusu baskıları daha da yoğunlaştırabileceğine dikkat çekilen raporda, kısa vadede borç dinamiklerinin bölgedeki gelişmeler ile mali ve parasal otoritelerin atacağı adımlara bağlı olacağı vurgulandı.
Raporda, “Yüksek enerji ve gıda fiyatlarından kaynaklanan artan enflasyon baskıları, özellikle enerji ithalatçıları olmak üzere birçok ülkeyi, ekonomik etkiyi hafifletmek için mali destek sağlamaya zorlayacak ve bu da daha geniş bütçe açıkları, ek borçlanma ve özellikle sınırlı mali tamponlara sahip gelişmekte olan piyasalarda daha yüksek borç seviyelerine yol açacaktır” değerlendirmesinde bulunuldu.
Yüksek enflasyonun kısa vadede borç oranlarını aşağı çekebildiğine işaret edilen raporda, enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda bu etkinin sürdürülebilir olmayacağı belirtildi.
Raporda, “Orta Doğu’daki çatışma devam ederse, merkez bankaları enflasyonu dizginlemek adına agresif adımlar atmasa bile, uzun süreli fiyat baskıları borçlanma maliyetlerine yansıyacaktır” ifadelerine yer verildi.