Eşel mobil 1 Ekim’de sona ererken akaryakıtta vergi artışları gündemde. Kış öncesinde doğal gaz maliyetleri yükselirken tarifelerin ne olacağı belirsizliğini koruyor. Türkiye kışa nasıl giriyor?
Türkiye kışa girerken enerji maliyetleri yeniden yükseliş baskısı altında. Akaryakıtta fiyat artışlarını vergi üzerinden sınırlayan eşel mobil sistemi 1 Ekim’de sona ererken küresel doğal gaz piyasasında yüksek fiyatlar ve arz riskleri sürüyor.
Yeni bir düzenleme yapılmaması halinde eşel mobilin sona ermesiyle özellikle benzinde önemli bir vergi artışı gündeme gelebilir. Mevcut durumda benzinin litresinden 4,43 lira Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. ÖTV’nin yasal üst sınır olan 14,83 liraya çıkarılması halinde KDV ile birlikte pompa fiyatında 12,48 liraya varan artış hesaplanıyor. Ancak bu tutar, vergi farkının tamamının tek seferde pompaya yansıtıldığı senaryoya dayanıyor.
Motorinde ise ağustosta belirlenen ayrı vergi takvimi uyarınca litre başına ÖTV 1 Ekim’de 3 liradan 6 liraya çıkacak.
Konutlarda elektrik ve doğal gaz tarifelerinde ise 1 Ekim’de artış gündeme gelebilir. Sektör kaynakları, son dakika değişikliği olmazsa mevcut tarifelerin yılın son çeyreğinde korunacağını belirtse de artan ithalat maliyetleri ve sübvansiyon yükü nedeniyle zam beklentisi tamamen ortadan kalkmış değil.
Fiyat ve maliyet baskısı öne çıkacak
Enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede Türkiye açısından kış aylarında fiziki enerji arzından çok fiyat ve maliyet baskısının öne çıkmasını bekliyor.
Aktürk, eşel mobilin sona ermesiyle akaryakıt fiyatlarını ÖTV üzerinden sınırlamak için kullanılan alanın daralacağını belirtiyor. Rafineri satış fiyatlarının idari olarak baskılanmasının arz sorunu yaratabileceğine dikkat çeken Aktürk, ÖTV’deki imkanlar ölçüsünde pompa fiyatlarının bir süre daha sınırlandırılabileceğini, daha sonra KDV tarafında da adım atılabileceğini dile getiriyor. Ancak vergi üzerinden kullanılabilecek alan tükendiğinde artışın pompaya yansıyacağını söylüyor.
“ÖTV’deki oyun alanının tükenmesi ile birlikte tabii Hazine’nin kaynak sorunu da doğrudan etkileniyor. Öte yandan akaryakıt fiyatlarının enflasyona etkisi de yadsınamaz.”

Eşel mobil neden bitiyor?
Eşel mobil sistemi, yurt içi rafineri fiyatlarında meydana gelen artışların bir bölümünün ÖTV’den karşılanarak pompaya yansımasının sınırlanmasına imkan veriyordu.
Temmuz ayında yapılan düzenlemeyle rafineri fiyatındaki artışın ÖTV’den karşılanan bölümü 31 Temmuz’a kadar yüzde 50’ye, 1 Ağustos-30 Eylül döneminde ise yüzde 25’e indirildi. Sistemin 1 Ekim’de tamamen sona ermesi kararlaştırıldı.
Motorin ise ağustosta eşel mobil sisteminden çıkarılarak ayrı bir ÖTV takvimine bağlandı. Ağustos sonuna kadar sıfırlanan ÖTV eylülde litre başına 3 liraya çıktı. Mevcut karar değişmezse 1 Ekim’de 6 liraya, kasımda 9 liraya ve aralıkta 12 liraya yükselecek.
Dolayısıyla 1 Ekim’de benzin ile motorindeki olası fiyat artışlarının kaynağı aynı değil. Benzinde eşel mobilin sona ermesiyle vergi üzerinden sağlanan koruma kalkarken motorinde daha önce ilan edilen kademeli ÖTV artışının yeni basamağı devreye girecek.

Asıl sıkışıklık dizelde
Vergi artışına küresel motorin piyasasındaki sıkışıklık da eşlik ediyor. Aktürk, dünya enerji piyasalarında şu anda ham petrol arzından ziyade dizel ve jet yakıtındaki arz sorununun öne çıktığını söylüyor. Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları ile Ortadoğu’daki üretim ve sevkiyat sorunlarının özellikle dizel piyasasında baskı yarattığını aktarıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verileri de bu tabloyu destekliyor. Rusya’da rafinerilerin işlediği petrol miktarı haziranda günlük 3,8 milyon varile gerilerken dizel üretiminin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 30 düştüğü tahmin ediliyor.
Ortadoğu’daki kayıplar da eklendiğinde sıkışıklık daha belirgin hale geliyor. IEA’ya göre Körfez ülkeleri ile Rusya’nın dizel ve gaz yağı net ihracatı ağustosta şubat ayına kıyasla günlük 1,6 milyon varil daha düşük gerçekleşti. Bu iki bölge savaş öncesinde deniz yoluyla yapılan küresel dizel ve gaz yağı ticaretinin yaklaşık yüzde 45’ini karşılıyordu.
Uzman Aktürk, kuzey yarımkürede sonbahardaki tarımsal hasat döneminin dizel piyasasındaki arz sıkıntısının etkisini artırdığına işaret ediyor. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki sorunların da sürmesi halinde dizel ve jet yakıtındaki arz sıkıntısının 2027’nin ilk çeyreğine kadar devam edebileceğini öngörüyor.
IEA da Rusya ve Ortadoğu’daki üretim kayıplarının küresel dizel piyasasını sıkıştırdığını belirtiyor. Bu durum Türkiye açısından yalnızca araç sahiplerinin ödediği motorin fiyatını ilgilendirmiyor. Motorin yük taşımacılığı, tarım ve sanayide yaygın biçimde kullanıldığı için fiyat artışları üretim ve dağıtım maliyetlerine de yansıyabiliyor.
“Bu kış ucuz gaz yok”
Akaryakıttaki baskıya kış yaklaşırken doğal gaz piyasasındaki sıkışıklık da ekleniyor.
Türkiye 2025 yılında 3,11 milyar metreküp doğal gaz üretirken 58,34 milyar metreküp gaz ithal etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu veriler üzerinden Türkiye’nin doğal gazda ithalata bağımlılığını yaklaşık yüzde 95 olarak hesaplıyor.
Küresel LNG piyasasında ise Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin etkisi sürüyor. Savaş öncesinde dünya LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu.
Katar’ın LNG ihracatı nisandan bu yana sert biçimde geriledi. Katar bazı Avrupalı ve Asyalı müşterilerine yönelik mücbir sebep bildirimlerini kasım ve aralık aylarına kadar uzattı.Bu kesinti, kış öncesinde LNG kargoları için küresel rekabeti artırıyor.
Aktürk, Türkiye’nin kış aylarında fiziki doğal gaz arzında genel bir sıkıntı yaşamasını beklemiyor. Ancakenerji maliyetlerinin ekonomik dengeler üzerindeki baskısının artacağını belirtiyor. Kışın sertliği ile İran ve Rusya’dan gelen boru gazının kesintisiz devam etmesinin de arz güvenliği açısından önemli olduğunu vurguluyor.
“Bu kış ucuz doğal gaz yok. Konut doğal gaz fiyatları da sübvanse ediliyor.”
Aktürk, uzun vadeli kontratların fiyat formülleri ve spot LNG fiyatlarındaki artışlar doğrultusunda 2027’nin ilk çeyreği için ortalama doğal gaz fiyatını bin metreküp başına 475-500 dolar civarında tahmin ediyor.
IEA da Ortadoğu’daki savaşın küresel doğal gaz piyasasında önemli bir arz şoku yarattığını ve piyasaların 2026 ve 2027’de daha önce beklenenden sıkı kalabileceğini belirtiyor.

Depolar kış için yeterli mi?
Türkiye’nin kışa hazırlığında en önemli göstergelerden biri doğal gaz depoları.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin depolama kapasitesinin yaklaşık 6,3-6,5 milyar metreküpe ulaştığını ve depoların tamamen dolu olduğunu açıkladı. “Kışın en soğuk zamanında 45 gün boyunca hanelerimize, evlerimize yetecek kadar doğal gazı biz depolayabiliyoruz” ifadesini kullandı.
Aktürk ise doğal gaz sisteminin yalnızca toplam depolama miktarı üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor.
“45 gün hesabı kesinlikle yanlış bir hesaptır. Sistem dengesine öyle bakılmaz.”
Aktürk, çok soğuk günlerde toplam talep yükseldiğinde depolarda bulunan gaz miktarının yanı sıra yer altı depolarının günlük olarak sisteme ne kadar gaz verebildiğinin önem kazandığını anlatıyor. Depolar doluyken geri üretim kapasitesi ile boşalmaya başladıktan sonraki kapasitenin de aynı olmadığını belirtiyor.
Çok soğuk bir kışta spot LNG tedarikinde veya uzun vadeli kontratlarda aksama yaşanması ya da LNG tankerlerinin gecikmesi halinde kesintilerin önce doğal gazla çalışan elektrik santralleri ile alternatif yakıt kullanabilen sanayi tesislerinden başlayacağını aktarıyor.
Aktürk, bu nedenle olası bir arz sıkıntısının doğrudan konutlara gaz kesintisi şeklinde yansımasını beklemiyor.
Doğal gaza zam gelecek mi?
Kış öncesinde haneler açısından bir diğer soru doğal gaz tarifesinin ne olacağı.
Sektör kaynakları son dakika değişikliği olmazsa 1 Ekim’de konutlarda doğal gaz ve elektrik tarifelerine zam yapılmasını beklemiyor.
Aktürk’ün beklentisi ise sektör kaynaklarından farklı. “Açıkçası ben 1 Ekim’de zam bekliyorum. Fiyat kademelerinde zam oranı nasıl olur onu söyleyemem” diye ekliyor. Aktürk, doğal gaz fiyatlamasında maliyete dayalı tek bir mekanizma bulunmadığını, çapraz sübvansiyonların yanı sıra makroekonomik dengeler ve siyasi gelişmelerin de fiyat ayarlamalarında rol oynadığını dile getiriyor.
Küresel doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin bütçe üzerindeki sübvansiyon baskısını artırdığını belirten Aktürk, eşel mobil nedeniyle akaryakıttan vazgeçilen vergi gelirinin de kamu maliyesinin doğal gaz fiyatlarını destekleme alanını daralttığını ifade ediyor. Özellikle konutların düşük tüketim kademesinde bir fiyat artışını ekonomik açıdan gerekli gördüğünü aktarıyor.
BOTAŞ’ın 4 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan tarifesinde konutlarda birinci kademe için doğal gazın toptan satış fiyatı KDV ve ÖTV hariç metreküp başına 10,625 lira, ikinci kademede ise 18 lira.
1 Ekim’de konut tarifelerinde artış yapılmasa bile kışın tüketimin yükselmesi hanelerin ödediği toplam doğal gaz faturasını artıracak. Küresel fiyatların yüksek kalması durumunda ise Türkiye açısından temel soru yalnızca kış boyunca yeterli gazın bulunup bulunmayacağı değil, ithal edilen gazın maliyetinin ne kadarının kamu tarafından karşılanacağı ve ne kadarının tüketici fiyatlarına yansıtılacağı olacak.