Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre Türkiye, İsrail’in nükleer silahlara sahip olup olmadığının doğrulanması için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Kurulu ve Uluslararası Atom Gücü Ajansı’na (UAEA) başvurmayı planlıyor.
Rusya da, Orta Doğu ülkelerinde nükleer silahların varlığını doğrulamak için bir çeşit uluslararası kontrol sistemi oluşturma fikrine sıcak bakıyor.
Peki Batı’nın İsrail’e verdiği destek dikkate alındığında bu türlü bir sistemin oluşturulabilmesi ne kadar mümkün ?
Sputnik’e konuşan Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi İktisat Yüksek Okulu Dünya Ekonomisi ve Dünya Siyaseti Fakültesi Öğretim Vazifelisi, ve aynı vakitte Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı Grigory Lukyanov, Orta Doğu’da kitle imha silahlarından (KİS) arındırılmış bir bölge yaratma sürecinin ilerletilmesi yolunda mevcut zorluklara dikkat çekti.
Sözlerine, “Erdoğan’ın bu açıklaması Türkiye’nin niyetinin ciddiyetini ortaya koyuyor” diyerek başlayan Lukyanov, aynı vakitte, Orta Doğu’da kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge yaratma sürecinin ilerleyişini büyük ölçüde zorlaştıran sert gerçekler de olduğunun altını çiziyor.
Uzman, ayrıyeten, bölgenin nükleer silahlardan arındırılması ihtimalini değerlendirdiği konuşmasında, “UAEA’nın fiili yetkileri ve BM Güvenlik Kurulu’nun bu mevzudaki tavrı dikkate alınmalı. Ortadoğu’da kitle imha silahlarından arınmış bir bölgenin yaratılmasına ilişkin son BM Güvenlik Kurulu kararı, 1995 yılında kabul edildi. Aslında bu, BM Güvenlik Kurulu’nun daimi üyeleri arasında bu bahiste fikir birliğine varıldığı son toplantıydı. Ve 1995 yılındaki bu karar, Batılı devletler tarafından savunulan İsrail’in spesifik talep ve istekleri dikkate alınarak kabul edilmişti” sözlerini kullandı.
Şu anda İsrail’in nükleer silahlara sahip olup olmadığını denetim edecek hiçbir denetim sisteminin bulunmadığına inanan Lukyanov, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
Rus uzman, bu türlü bir yetkiye sahip olmayan Uluslararası Atom Gücü Ajansı’nın, devam eden olaylarla ilgili sadece ‘endişeli bir yorumcu’ olarak kendi değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşacağını belirtirken, lakin sürece hakikaten müdahale etmeyeceğinin altını çizdi.
“Dolayısıyla bu benzeri durumlarda İsrail’in nükleer silahlar ve kitle imha silahları alanında herhangi bir yükümlülüğünden bahsetmeye gerek yok” diyen Lukyanov, dünya ve bölge siyasetindeki kilit aktörler arasında görülen uzlaşma eksikliğinin, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmasının önündeki temel pürüz olduğuna vurgu yaptığı demecini şu şekilde sonlandırdı: