Türkiye’de nasıl bir mücadele verdiysek, yani demokratikleşme ve insan hakları yönünde, bir anda olsaydım aynı mücadeleyi verirdim. Yani ben bir Müslümanım ama bunun bir dayatma dini olduğuna inanmıyorum, öyle söylüyor zaten kendini, öyle tanımlıyor. Bu şu arada rejim eleştirisi yapmayacağım, yani şu savaş bitene kadar. Bunu, bu hakkımı daha sonraya saklıyorum. Çünkü fiili bir savaş var ve İran toplumunu, hatta bölgemizi tehdit ediyor. İkinci mesele, şunu fark ettim, gerçekten muhalif olmak adına mücadele ettiğimiz çok değerli diyebileceğim isimlerin çok yanlış cümleler kurduğunu fark ettim. Mesela isim vermeyeceğim, şöyle bir cümle geldi, ilk beni tetikleyen de bu oldu, bu analiz sürecine. Rejimi savunanlar da, rejime karşı olanlar da, rejimi koruyanlar da, rejime karşı olanlar da neticede işte olan bu kız çocuklarına oluyor falan, yani ortada bir şey yok. Yani baktığında bu kız çocukları nasıl ölmüş, kimler arasından öldürülmüş, nedir bu savaşın sebebi, kim kime saldırmış falan bunlarla alakalı hiçbir şey yok. “Olayın bir parçasına girmişsiniz, sanki bir tümör düşünün yanlış yerden biyopsi alır gibi, yani hastalığın tümünü göstermeyen, sadece bir kısmını gösteren, tıpçı olduğum için böyle bir örnek veriyorum, sadece bir kısmını gösteren bir biyopsi materyali alır gibi bir haber yapıyorsunuz. Bu da şey yaptı, sonra haberleri incelemeye başladım. Almanya Başbakanı Merts, İran’ı niçin diğer ülkelere füze attı diye kınıyor, bununla ilgili bir basın toplantı yaptı. Yani İran şu anda savunma durumunda, yani İran’ın dini lideri ve üst düzey birçok insanı bir siyasi suikast ile öldürüldü daha iki gün önce. Tahran sürekli füze ve bombardıman altında, bu üsler kullanılıyor, yani İran’ın komşuları İran’a ihanet ediyor ve üstlerini açmış İran’ın bombalanmasına izin veriyor. İran buna mukabele edince kınanacak şey oluyor, bir algı oluşturmaya çalışılıyor. Sanki İran saldırgan, ya da şöyle, biz vuracağız ama İran ses çıkartmayacak. Bu nasıl bir insan zihni ben bunu anlamakta oldukça zorlanıyorum. Daha sonra deşiyorsunuz, Amerika’da bir televizyon programına katılıyor İran Dışişleri Bakanı Arakçı katılıyor. Spiker’in sorduğu soru şu, Amerikan üstlerini niye bombalıyorsunuz? Allah Allah, yani Sayın Bakan da tabii tecrübesiyle bir cevap veriyor. Onlar bizi bombaladığı için biz onları bombalıyoruz, yani Amerikan halkına bunu basit anlatması lazım. İsrail ve Amerika’nın işi değil, yani rejimi dışarıdan müdahaleyle değiştireceksek önce İsrail’in rejimini değiştirmemiz lazım. Onu da 175 bin insandan bakım bilgiyle bahsetmiyoruz, farkında mısın? Yani böyle bir gözden kaçırma ve unutturma hadisesi, eylemi var. Önce İsrail’in rejimini düşünün, ben rejimi söylediğim gibi rejim hakkında söyleyeceğim şeyleri eleştirileri rezervimde tutuyorum. Bunu daha sonra söyleyeceğim ama şu anda savaş içindeki bir ülke ve bunları söylemenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca oraya demokrasinin ve rejime çeki düzen vermenin Amerika ve İsrail eliyle gelmeyeceğinden eminim. Çünkü bugüne kadar nereye el attılarsa oraya felaket getirdiler.