İran’da üniversiteler ve medyaya yeni yasaklar yolda
İran, yeni yasa tasarısıyla “yabancıların nüfuzunu” sınırlamak istiyor. Akademik iş birlikleri sıkı denetime alınırken yabancı medyayla temas da suç kapsamına giriyor.
İran Meclisi, yabancı kurumlar, medya kuruluşları ve örgütlerle temaslara yeni kısıtlamalar getiren bir yasa tasarısını onayladı. Yetkililer, “yabancıların nüfuzuyla” daha etkin mücadele edebilmek için hukukî bir çerçeve oluşturmak istiyor.
Hâlen yasama sürecinde bulunan tasarı 19 maddeden oluşuyor. Düzenlemenin odağında yabancı istihbarat servisleri, hükümetler ve kurumların İran’daki faaliyetleri bulunuyor. Tasarıyı destekleyenler, casusluğun hâlihazırda cezai yaptırıma tabi olduğunu ancak “kapsamlı yabancı nüfuzuyla” mücadele konusunda bugüne kadar açık bir hukukî temel bulunmadığını savunuyor.
Almanya’da yaşayan İranlı avukat Sina Yousefi’ye göre, yasada meşru ve yasak temaslar arasındaki sınır açık biçimde tanımlanmıyor. Bu sınırın nasıl yorumlanacağına güvenlik makamları ve mahkemeler karar verecek.

İran’ın dini liderini seçme ve denetleme yetkisine sahip Uzmanlar Meclisi, ülkenin siyasal sistemindeki en önemli kurumlardan biriFotoğraf: tasnimnews.ir
“Korku ve belirsizlik ortamı”
Yousefi DW’ye yaptığı açıklamada şöyle diyor:
“Vatandaşlar yabancı medyayla yapılan bir görüşmenin, yabancı bir üniversiteyle iş birliğinin ya da bilgi paylaşımının daha sonra suç olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini bilmiyorsa, bu yasa korku ve belirsizlik ortamı oluşturur.”
İsveç’te yaşayan İranlı hukuk uzmanı Moein Khazaeli ise tasarının “siyasi muhalifleri ve insan hakları aktivistlerini baskı altına almak için yeni bir araca” dönüşebileceği uyarısında bulunuyor:
“Bu yasa tasarısı kapsamında suç olarak sınıflandırılan eylemlerin yüzde 99’u suç değildir ve cezai kovuşturmayı haklı çıkarmaz.”
İfade ve basın özgürlüğü daha da kısıtlanabilir
Almanya’da yaşayan ve “Defending Free Flow of Information – DeFFI” adlı basın özgürlüğü kuruluşunda görev yapan Parviz Yari’ye göre, yasa yürürlüğe girerse bağımsız medya kuruluşlarının ve uluslararası örgütlerin İran’dan bilgi edinmesi zorlaşabilir.
DW’ye konuşan Yari, hükümetin bu yolla “propaganda aygıtının erişim alanını” genişletmeyi ve özgürlükleri daha da kısıtlamayı hedeflediği görüşünü dile getiriyor:
“İslam Cumhuriyeti ifade özgürlüğünü sınırlamak için çok çeşitli araç ve yöntemler kullanıyor. Buna rağmen İran dışındaki sosyal ağlar, medya kuruluşları ve insan hakları örgütleri, resmî medyanın kamuoyu üzerindeki etkisini azalttı.”
Yari, İranlı gazeteciler ve araştırmacılar açısından sonuçların özellikle ağır olabileceğini belirterek şöyle devam ediyor:
“Yasa tasarısı kabul edilirse muhalif medya kuruluşları ve uluslararası örgütlerle benzeri görülmemiş ölçüde geniş bir temas alanını suç kapsamına sokacak. Gazeteciler ve araştırmacılarla temasın engellenmesi, devletin bilgi tekeline güç kazandırılması ve resmî görüş doğrultusundaki kamuoyu yönlendirmesinin yoğunlaştırılması amaçlanıyor.”

Medyanın devlet denetimi altında olduğu İran’da, söz konusu yasa tasarısının yabancı medya ve kurumlarla temasları daha da kısıtlayarak basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıyı artırmasından endişe ediliyorFotoğraf: AFP
Üniversite iş birliklerine istihbarat karar verecek
Uluslararası akademik iş birlikleri de bundan böyle fiilen İstihbarat Bakanlığının onayına bağlı olacak. Tasarının 5’inci maddesi, Bakanlığa devlet tarafından onaylanan yabancı üniversite ve kurumların listesini her yıl yayımlama yükümlülüğü getiriyor. Bu listede yer almayan kurumlarla temas, hapis cezası da dahil olmak üzere cezai yaptırımlara yol açabilecek.
İran’daki sivil toplum kuruluşlarına (STK), derneklere ve siyasi partilere yapılacak yabancı bağışların da bakanlıklar ile güvenlik kurumlarının temsil edildiği bir kurul tarafından onaylanması gerekecek.
Yousefi, yasa tasarısının yol açacağı belirsizliğin bilim insanlarını, araştırmacıları ve sivil toplum gruplarını uluslararası iş birliklerinden uzaklaştırabileceği uyarısında bulunuyor:
“Yabancı bir üniversiteyle ortak araştırma yapmak, eğitim etkinliklerine katılmak, uluslararası örgütlerle temas kurmak ya da sivil toplum faaliyetlerini desteklemek güvenlik riski olarak değerlendirilebilecekse insanlar daha en başından bu tür faaliyetlerden uzak duracaktır.”

Yabancı üniversiteler ve kurumlarla işbirliklerinin İstihbarat Bakanlığı denetimine bağlanması, akademik özgürlükler ve kampüs yaşamı üzerindeki baskının artabileceği endişelerini güçlendiriyorFotoğraf: Morteza Nikoubazl/NurPhoto/picture alliance
“Devlet denetimini genişletme aracı”
Khazaeli DW’ye yaptığı açıklamada, yasa tasarısının çoğu ülkede suç sayılmayan gündelik davranışları dahi cezai yaptırım kapsamına sokabileceğini belirtiyor.
İran hükümeti açısından özellikle savaş bağlamında güvenlik ortamı daha da hassas hale geldi. Ülke içinde yabancı istihbarat operasyonlarının artabileceği ve güvenlik sistemindeki başka açıkların ortaya çıkabileceği endişesi bulunuyor.
Daha geçen Pazar günü, İsrail ve ABD adına casusluk yaptığı iddia edilen bir kişi idam edildi. Söz konusu kişinin yıl başında enflasyona karşı ülke genelinde düzenlenen protestolar sırasında aracıyla bir grup polisin üzerine sürdüğü ve yedi polisi yaraladığı belirtiliyor. Hükümet, protestoların yabancı güçler tarafından yönlendirildiğine inanıyor.
Avukat Yousefi, söz konusu yasanının temel hedefini şöyle özetliyor:
“Bu yasa, somut bir tehdide verilmiş bir yanıttan ziyade, hükümetin güvenlik alanındaki başarısızlıklarını vatandaşların haklarını denetleyip kısıtlayarak telafi etme girişimidir.”