İran ara seçim öncesi ABD’yle ilgili ne hesaplar yapıyor?

İran, ABD’de Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde kontrollü gerilim stratejisi izliyor. Amaç, kapsamlı bir savaşa yol açmadan Washington üzerindeki baskıyı artırmak.

İran ara seçim öncesi ABD’yle ilgili ne hesaplar yapıyor?
Yayınlama: 19.09.2026
5
A+
A-

“İran savaşı, ara seçimlerin hemen ardından sona erecek. Çünkü İran artık daha fazla dayanamayacak.” Bu sözler Donald Trump’a ait. ABD Başkanı, bu açıklamayı 9 Eylül’de gazetecilere yaptı. Trump yaklaşan oylamayı “ülke tarihinin en önemli seçimlerden biri” olarak nitelendirdi ve İran’a karşı yürütülen savaşı bir kez daha savundu. Saldırı emrini, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek amacıyla verdiğini söyledi. Aynı zamanda ABD savaşı kazandığında petrol fiyatlarının düşeceği sözünü verdi.

ABD’deki ara seçimler 3 Kasım 2026’da yapılacak. ABD’de yükselen benzin ve enerji fiyatları, Başkan Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi açısından siyasi bir soruna dönüşebilir. Birçok Amerikalı akaryakıt istasyonlarındaki yüksek fiyatlardan doğrudan etkileniyor. Enerjinin daha da pahalanması bu nedenle seçmenlerin tutumunu olumsuz etkileyebilir.

Bu açıklamanın hemen ardından gösterge niteliğindeki Brent tipi ham petrolün varil fiyatı (159 litre) yeniden 100 doların üzerine çıktı. Bunun arkasında, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı çevresinde İran ile ABD arasında son dönemde yaşanan gerilim bulunuyor. Cuma günü (11.09.2026) ise İran’la müttefik Husilerin Yemen’de, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki Babülmendep Boğazı’nı kontrol ettiği bildirildi. Bunun küresel enerji piyasası üzerindeki baskıyı daha da artırması bekleniyor.

ABD hükümetinin verdiği bilgilere göre Amerikan kuvvetleri 8 Eylül’de İran’a ait beş ham petrol tankerini imha etti. Bu operasyonun, İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) balistik füzelerle bir ABD savaş gemisine düzenlediği belirtilen iki saldırıya karşılık gerçekleştirildiği bildirildi.

Son gelişmeleri DW’ye değerlendiren Ortadoğu uzmanı Muhammed Ghaedi, şu saptamayı yapıyor:

“İran, gerilimi görünüşe göre hâlâ kendi başına bir amaç olarak değil, baskı altında müzakere edebilmek için kontrollü bir araç olarak görüyor.”

George Washington Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde profesör olan Ghaedi, İran’ın stratejisini kontrollü gerilimin bir biçimi olarak tanımlıyor:

“İran, ara seçimlerden önce ABD’ye bir maliyet yüklemeye çalışıyor. Aynı zamanda baskının Washington’ı kapsamlı bir savaşa girmek zorunda bırakacak kadar artmaması hedefleniyor. ABD savaş gemilerine ateşlenen füze sayısının görece az olmasının nedeni de bu.”

İran, bir yandan ABD kuvvetlerini tehdit edebilecek ve bölgedeki deniz trafiğini aksatabilecek kapasiteye sahip olduğunu göstermek istiyor. Diğer yandan çatışmanın, ABD’nin çok daha kapsamlı bir karşılık vermesine yol açabilecek eşiğin altında tutulması amaçlanıyor.


Donald Trump, ara seçimler yaklaşırken dış politikadaki gelişmeleri de seçim kampanyasının bir parçası haline getiriyor. İran’la savaşın seyri ve enerji fiyatları, Cumhuriyetçilerin seçmenlere verdiği başlıca mesajlar arasında.Fotoğraf: Callaghan O’Hare/REUTERS

Mutabakata dönüş sinyali mi?

İran açısından Haziran ayında imzalanan İslamabad Mutabakatı’na geri dönülmesi, görünüşe göre tercih edilen seçenek. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da Ağustos sonunda Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde bunu vurguladı. Pezeşkiyan, ABD’nin de yükümlülüklerini yeniden yerine getirmesi durumunda İran’ın mutabakata döneceğini söyledi.

Ancak Tahran’da ABD’nin anlaşmaya kısa sürede geri dönmesinin pek olası olmadığı yönündeki kanaat güçleniyor. Ghaedi bu konuda önemli bir engele dikkat çekiyor:

“Bunun önündeki ilk engel, anlaşmanın İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini öngören ilk maddesi. Tahran, İsrail seçimlerinden önce böyle bir adımı olası görmüyor.”

İsrail parlamentosu 26’ncı Knesset için seçim 27 Ekim 2026’da, yani ABD ara seçimlerinden yaklaşık bir hafta önce yapılacak. Tahran’daki birçok gözlemcinin, çatışmanın geleceğini belirleyecek asıl kararların ancak bu seçim döneminin ardından alınacağını düşündüğü belirtiliyor.

Reuters haber ajansı 2 Eylül’de, Başkan Trump’ın üst düzey danışmanlarının Kasım seçimlerinden önce gerilimin sınırlandırılması için baskı yaptığını bildirdi. Danışmanların Cumhuriyetçiler açısından siyasi sonuçlardan endişe ettiği belirtiliyor. Aynı zamanda Beyaz Saray’da, seçimden sonra askerî önlemlerin genişletilmesi seçeneğinin değerlendirildiği aktarılıyor. Gerilimin gerçekten yeniden tırmanıp tırmanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Bu arada İran üzerindeki ekonomik baskının daha da artması bekleniyor.


İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (solda), Bişkek’teki Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesindeFotoğraf: Vyacheslav Prokofyev/Sputnik/REUTERS

Ekonomik baskı ve siyasi tavizler

İsveç’te yaşayan İranlı ekonomist Ahmed Alevi, DW’ye yaptığı açıklamada ekonomik baskının otomatik olarak siyasi tavizlere yol açacağı varsayımına karşı uyarıyor:

“İslam Cumhuriyeti yönetimi, baskının amacının davranışını değiştirmek değil, kendisini zayıflatmak ya da devirmek olduğu sonucuna varırsa taviz vermeyi kendi varlığı açısından daha büyük bir tehdit olarak görebilir. Bu durumda bunun yerine askerî eylemleri tırmandırmaya yönelebilir. Tahran, ancak baskının gerçekten azaltılabileceği ve güvenilir bir müzakere kanalının bulunduğu koşullarda taviz vermeye daha yatkın olacaktır.”

Umman ve bazı Körfez ülkeleri bu arada yeniden diplomatik bir çözüm için çaba gösteriyor. Financial Times’ın verdiği bilgilere göre Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları gelecek hafta Umman’ın Salalah kentinde İranlı mevkidaşlarıyla bir araya gelmeyi planlıyor. Umman’ın girişimiyle gerçekleştirilecek görüşmelerin amacı, stratejik öneme sahip boğazdan ticari gemilerin geçişini geçici olarak güvence altına alacak bir anlaşmaya varmak. Ancak ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürmesi nedeniyle böyle bir anlaşmanın Washington’ın da onayını gerektirmesi bekleniyor.

Tahran yönetimi ise kamuoyu önünde sert tutumunu sürdürüyor. İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, 9 Eylül’de bir etkinliğin oturum aralarında gazetecilere, “Savaşı nihai zafere kadar sürdüreceğiz” dedi.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhebbi de 8 Eylül’de yaptığı açıklamada, mevcut durumu sona erdirmek istiyorsa ABD’nin “savaşı tamamen durdurması” ve yeni tehditlerden vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Muhebbi, saldırıların sürmesi halinde Devrim Muhafızları’nın daha kapsamlı bir karşılık vereceği tehdidinde bulundu.

Devrim Muhafızları 10 Eylül’de yayımladığı bir videoda, İran’ın verdiği bilgilere göre Hürmüz Boğazı’nda Anduril Dive-LD tipi insansız bir ABD su altı aracının ele geçirildiği anları gösterdi. Aracın gizli bir mayın temizleme görevi için kullanıldığı öne sürüldü.


İran Devrim Muhafızları, Tahran’ın askerî ve güvenlik politikasının en etkili aktörlerinden biri. ABD ile gerilim sürerken kurum içindeki sertlik yanlısı isimler, taviz yerine baskıya karşılık verilmesini savunuyor.Fotoğraf: Morteza Nikoubazl/NurPhoto/IMAGO

ABD ara seçimlerinden sonra ne olacak?

Ghaedi’ye göre bundan sonraki gelişmeler büyük ölçüde ABD’deki seçim sonuçlarına bağlı olacak. Ancak seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, İran’ın çatışmayı çok daha yüksek bir gerilim düzeyine taşımakta fazla çıkarı bulunmuyor.

Demokratların Kongre’nin kontrolünü ele geçirmesi ve Trump’ın savaşı yürütme biçimini sınırlandırmaya çalışması halinde Tahran daha da temkinli hareket edebilir. İran yönetiminin, ABD’de partiler üstü bir kenetlenmeye, yani yürütme etrafında birleşilmesine yol açabilecek her türlü adımdan kaçınmak isteyeceği tahmin ediliyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.