İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan: Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor

“Cezaevi doktoru stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu. Şok oldum. ‘İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!’ dedim.”

İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan: Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor
Yayınlama: 31.08.2026
5
A+
A-

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, “Cezaevinde kalma rehberi” hazırladı. Pehlivan, “Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor” diye yazdı.

Cumhuriyet gazetesi için bir yazı kaleme alan Pehlivan, “Tutuklu yargılamanın istisnadan çıkıp esasa dönüştüğü günümüzde, cezaevi hepimize yalnızca bir adliye kadar yakın. ‘Ucu nereye giderse gitsin’ anlayışında artık kimse dokunulmaz değil. Hal böyle olunca cezaevi gerçeğini ele almanın geniş bir kitlesi olduğunu düşünerek bir ‘cezaevinde kalma rehberi’ yazmaya karar verdim” ifadelerini kullandı.

“Bir avukatın cezaevinden çıkmak değil de cezaevinde kalmak üzerine yazmasını ironik bulmuş olabilirsiniz. Ama ironi yapmıyorum. Mevcut yargı pratiğinde avukatlar cezaevinden çıkmaya yarar tahliye kararı konusunda katalizör bile ol(a)mıyorlar! Öyle ki, tutuklandığım gün Barolar Birliği, 80 il barosu ve birçok yabancı baro tutukluluğumun haksız ve hukuksuz olduğunu söylemişse de ben bu yazıyı cezaevinden yazıyorum” diye yazan Pehlivan, Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kaleme aldığı yazıda özetle şunları kaydetti:

İnfaz memurları: Dizi ve filmlerdeki kötü gardiyan tiplemelerini unutun. Ne suç işlediğinizle ya da ne suç işlemediğinizle asla ilgilenmiyorlar. Herkese eşitler. Galatasaray puan kaybettiğinde sırıtan infaz memuru hariç hepsi düzgün insanlar. Derdiniz, sıkıntınız olduğunda yasalar çerçevesinde yardımcı oluyorlar. Sağ olsunlar.

Yemek: İtiraf etmeliyim ki cezaevi yemekleri bazen bayıyor. Mesela memleketteki bamya hasadının büyük çoğunluğunu bizim cezaevine yollamışlar, ben de bamya stoku bitene kadar eldeki malzemelerle yaratıcı olmaya çalışıyorum.

Spor: Cezaevinin fizyolojik sağlığınıza etkilerini önlemek için spor yapmanız şart. Ben de girer girmez cezaevi idaresinden spor matı talep ettim. İdare yazılı bir kurul kararıyla; spor matıyla kendime veya bir başkasına zarar verme ihtimalimi gözetip talebimi reddetti. Doktor raporuyla alabilirmişim. Bürokrasi ve gitti geldi işleri yorucu geldi. Fırsattan istifade ahiretimi kurtarmaya ve Rabbimin rızasını kazanmak için aldığım seccadeyi spor yaparken de kullanıyorum.

Sağlık: Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikâyetlerimi sordu. Doktorumuz beyefendi biri, şikâyetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu. Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim. ‘İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!’ dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.

Temizlik: Sosyal medyada aşırı temizlik yapan biri vardı, hâlâ var mı bilmiyorum ama hücre temizliğinde o kişinin düşük bütçeli bir versiyonuyum. Hücremdeki beton zemini her gün yıkıyorum. Minimal bir hücrem olduğu için su israfı yaptığım söylenemez.

Güvenlik: Yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede kaldığım için açıkçası güvenlik sorunum yok, tecrit ve izolasyonun tek artısı (!) bu. Kapalı spor salonuna da açık sahaya da tek başıma çıkıyorum. Başka kişilerle denk gelebileceğim tek yer avukat görüş kabinleri.”

“Yazıyı bitirirken büyük bir şerh düşmeliyim” diye yazan Pehlivan, “Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil. Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor. Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum. Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum” dedi.

Yazının tamamını okumak için .

( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/cezaevind… )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.