“Yargı darbesi ‘Terörsüz ve Demokratik Türkiye’ hedefine sabotaj görevi görmüştür”
Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak ekim ayında yaptığı çağrının önemli ve değerli olduğunu belirtti ancak bazı uyarılarda bulundu. Bu anlamda iktidarın tutumuna dikkati çeken İmamoğlu, “Türkiye’nin terörden kurtulması için atılan adımlarda her ne kadar Sayın Bahçeli’nin samimiyetini görsek de Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarının bu süreçte ayak direyen, süreci sahiplenmekte zorlanan ve süreci geciktiren tavrı, iktidarın bu mesele üzerindeki samimiyetini ciddi bir şekilde sorgulamamıza neden olmuştur” dedi.
Bu süreçte DEM Parti’nin tutumunu da değerlendiren İmamoğlu, “Prensipte bizim gibi düşünmelerine rağmen isteklerini iktidara kabul ettirebilmiş değiller. İktidar, açıkça itiraf etmese de Terörsüz Türkiye sürecini, seçimlerin yapılmasını isteyeceği zamana kadar yaymanın, bu meseleyi DEM Parti’ye ve seçmenlerine karşı kullanmanın peşinde” ifadelerini kullandı.
“DEM Partililerin, iktidarın yapmak istediğinin esas olarak bu olduğunu zaten gördüklerini düşünüyorum” diyen İmamoğlu, DEM Partililerin de “şantaja boyun eğmeyeceğinden emin olduğunu” ifade ederek, “Kendi adıma, DEM Partililerin de Kürt vatandaşlarımızın da ‘Türkiye demokratikleşmese de olur, biz işimize bakalım’ demeyeceklerinden eminim” diye konuştu.
Kendisi ile birlikte 15 CHP’li belediye başkanının tutuklandığı İBB operasyonlarını işaret eden İmamoğlu, “Bize göre hem Türkiye’nin demokrasisine hem de ‘Terörsüz ve Demokratik Türkiye’ hedefine karşı bir sabotaj görevi görmüştür” ifadelerini kullanarak iktidara tepki gösterdi.
Yeni çözüm sürecinin “taviz kaldırmayacak” kadar sabırla yürütülmesi gerektiğini ifade eden İmamoğlu, Türkiye’nin terörden kurtulması için CHP’nin de üzerine düşeni yapmaya, doğrulara destek olduğu kadar yanlışları ve eksikleri de söylemeye devam edeceğini bildirdi ve bu anlamda TBMM’de kurulacak komisyonun kritik önemde olduğuna dikkati çekti.
“İktidarın samimiyetini ciddi bir şekilde sorguladık”
Medyascope’ten gazeteci Ruşen Çakır, İmamoğlu’nu Silivri’de ziyaret etti. Çakır’a röportaj veren İmamoğlu, CHP’ye yönelik yürütülen operasyonlardan, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı yeni sürece kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.
İmamoğlu’nun cezaevinden yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle:
“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, 22 Ekim çağrısıyla beraber Türkiye’nin kırk yıldır kanayan yarası olan terör ortamının bitmesi adına önemli bir adım attı. O tarihten bu yana terörün bitmesi ve çatışma çözümü hususunda Türkiye’nin önünü açan hamlelere imza attı. Kendisinin bu süreç boyunca devlet bilinciyle, oy kaygılarını bir kenara bırakarak ve Kürt meselesini dışlama tutumlarından vazgeçerek takındığı tavır, eksikleri olsa da oldukça değerli ve önemlidir. Türkiye’nin terörden kurtulması için atılan adımlarda her ne kadar Sayın Bahçeli’nin samimiyetini görsek de Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarının bu süreçte ayak direyen, süreci sahiplenmekte zorlanan ve süreci geciktiren tavrı, iktidarın bu mesele üzerindeki samimiyetini ciddi bir şekilde sorgulamamıza neden olmuştur.
İktidar ortaklarının aylarca ağzından doğru düzgün tek kelime çıkmadığı, “Belki bu işten vazgeçeriz” düşüncesiyle milletimizin aklındaki soru işaretlerini ve huzursuzluğu gidermedikleri, süreci yürütürken de “Ya tutarsa” zihniyetiyle ilerleyen tavrı, milletimiz adına doğru olmamıştır.
“Yargı darbesi ‘Terörsüz ve Demokratik Türkiye’ hedefine sabotaj görevi görmüştür”
Hele bir de devletimiz ve milletimiz için böylesine kritik bir süreçte ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayına, belediye başkanlarına, siyasetçi ve bürokratlarına, iktidarın emriyle kumpas ve iftirayla bir yargı darbesinin uygulanması, bize göre hem Türkiye’nin demokrasisine hem de “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” hedefine karşı bir sabotaj görevi görmüştür.
Türkiye’nin kurucu iradesi olan CHP, ne mutlu bize ki her zamanki gibi cumhuriyetin bekası, milletimizin huzur ve refahı, toplumumuzdaki adalet ve barış ihtiyacı adına gerekeni yapmış, doğru tavrı göstermiş ve milletimizle birlikte bu sabotajları bertaraf etmiştir.
Bu sürecin olmazsa olmazı demokrasidir, demokratikleşmedir, adalettir. Muhalefete yürütülen kuşatma, “Terörsüz Türkiye” sürecindeki samimiyetin milletimiz nezdinde yoğun bir şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Milletin şerhinin olduğu hiçbir süreç kalıcı olamaz. Türkiye’nin demokrasisine verilen bu büyük yara giderilmeden, doğru bir yol kat edemeyiz.
Düşünün, bu konunun Meclis’e gelmesi bile 10 ay sürdü. Buradan Meclis zemininde bir demokratikleşme ve kalıcı çözümler çıkmadan hedefe ulaşamayız. Artık bu işte milletimizin sözünün ve taleplerinin dinlenmesi için vakit geldi de geçiyor.
“Biz, gönüllerde kurulacak bir barış köprüsünün yolcusu olma iradesindeyiz”
Silahların yakılması ve son silaha kadar, terör örgütü kendini tamamen feshedene kadar akıl, sabır ve cesaretle yürütülmesi gereken bir süreç bu. Taviz kaldırmaz! Herkesin bu konuda üzerine düşeni yapması ve Türkiye’nin terör belasından kurtulması gerekiyor. Biz üzerimize düşeni yapmaya, doğrulara destek olduğumuz gibi yanlışları ve eksikleri de söylemeye devam edeceğiz.
Millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM’de kurulacak komisyon bu hususta çok önemli. Biz bu komisyonun Türkiye’de daha fazla demokrasiye, adalete ve barışa vesile olmasını istiyoruz. Demokrasiden ve çoğulculuktan korkulmaması gerekli. Unutmayalım, milletin rıza göstermediği ve daha fazla demokrasi ve adalete yol açmayan hiçbir adım gönüllerde karşılık bulamayacaktır. Biz, gönüllerde kurulacak bir barış köprüsünün yolcusu olma iradesindeyiz.
Demokratikleşme adımlarının sağlam, sahici ve kalıcı bir şekilde atılabilmesi için, Sayın Bahçeli’nin de TBMM’de kurulacak komisyon konusunda “yaptım oldu” zihniyetine değil, demokrasiyi ve çoğulculuğu güçlendirecek bir kompozisyona destek vermesi, inanıyoruz ki milletimiz için hayırlı olacaktır.”
Bu süreçte DEM Parti’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
DEM Partililerin, iktidarın yapmak istediğinin esas olarak bu olduğunu zaten gördüklerini düşünüyorum. DEM Partili vatandaşlarımızın bu şantaja boyun eğmeyeceğinden eminim. Parti’nin de esas olarak bizim gibi, sürecin kapsayıcı olmasından ve güçlü demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesinden yana olduğunu görüyorum.
Kendi adıma, DEM Partililerin de Kürt vatandaşlarımızın da “Türkiye demokratikleşmese de olur, biz işimize bakalım” demeyeceklerinden eminim.”