Diyarbakır’da düzenlenen “Barışa Giden Yol: Hafıza ve Adalet” konferansında geçmiş süreç eleştirildi, cezasızlık, dışlayıcı yöntemler ve barış dilinin eksikliği vurgulanarak çözüm için 12 maddelik öneri sunuldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen “Barışa Giden Yol: Hafıza ve Adalet” başlıklı konferansın sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirge, İHD Diyarbakır Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıya İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban ve şube yöneticileri katıldı.
Basın toplantısında konuşan Hüseyin Küçükbalaban, “Aldığı fesih kararı ile ateşkes ilan edip, silah bırakmaya hazırlanan bir örgüte yönelik yapılan askeri operasyonlar süreci sabote eder” ifadelerini kullandı.
Sonuç bildirgesini açıklayan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, konferansta geçmiş barış süreci deneyimlerinin tartışıldığını, mevcut sürece ilişkin merkeziyetçi yaklaşım ve sivil toplumun dışlanmasına yönelik eleştirilerin öne çıktığını söyledi. Güneydoğu Ekspres’in haberine göre, Yılmaz, barışın yalnızca silahların susmasıyla değil, adaletin tesisi, eşit hakların tanınması ve hafızanın güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini belirtti. Kadınların ve farklı toplumsal kesimlerin sürece aktif katılımının önemine dikkat çekildiğini aktardı.
Konferansta tespit edilen sorunlar
Hakikat ve yüzleşme eksikliği: Cezasızlık politikası sürmekte, geçmiş ihlallerle ilgili resmi bir hesaplaşma yürütülmemektedir.
Güvenlikçi politikaların devamı: Başlayan sürece rağmen henüz tamamen terk edilmemiş olan güvenlikçi politikalar ve askeri operasyonlar toplumsal barışın önündeki başlıca engellerden biridir.
Sivil toplumun dışlanması: Devam etmekte olan sürece bilgi, deneyim ve arşiv sahibi olan sivil toplum örgütleri yeterince dahil edilmemektedir.
Kadınlar, gençler ve farklı kimlik gruplarının temsili zayıftır: Müzakere süreçleri, çoğunlukla dar ve erkek egemen yapılarla sınırlı kalmaktadır. Özellikle kadın bakış açısının eksikliği bu türden süreçleri akamete uğratacak sonuçlar doğurmaktadır.
Toplumsal hafızanın kayıt altına alınmaması: Tanıklıkların belgelenmemesi, geçmişle yüzleşmenin önünü tıkamaktadır.
Barış dilinin kullanılmaması: Siyasi iktidar ve özellikle ona yakın olan medya kuruluşları barış dilinden uzak bir üslup kullanmakta ve bu durum toplumun sürece olan güvenini kırmaktadır.
Tespit edilen sorunlara karşı öneriler
– Kalıcı toplumsal barışın sağlanması amacıyla çatışmalı süreçten etkilenen tüm kesimlerin temsil edildiği buluşmalar gerçekleştirilmeli, “karşı mahalle” olarak adlandırılan sosyal grupların birbirlerini anlayacakları çalışmalara ağırlık verilmelidir.
– Kürt meselesinin çözümsüzlüğün bir sonucu olan hasta ve politik mahpusların serbest bırakılması için meclisin ivedilikle sorumluluk alarak, TMK ve İnfaz Kanunu başta olmak üzere ceza hukuku mevzuatında yer alan eşitlik ilkesine aykırı uygulamaların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
– PKK tarafından alıkonulan kamu görevlilerinin serbest bırakılması sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayacaktır.
– AİHM ve Anayasa Mahkemesi tarafından Türkiye aleyhine verilen hak ihlali kararlarının zaman kaybetmeden uygulanarak hukuki güvenlik ilkesi gereği adil yargılanma hakkının tesisi sağlanmalıdır.
– Sivil toplum aktörleri muhatap kabul edilmeli, sürece aktif katılımları sağlanmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin de barışın inşasında üzerlerine düşen sorumluluğa uygun çalışmalar yürüterek kalıcı barışın sağlanmasına katkı sunmaları gerekmektedir.
– Bağımsız hakikat komisyonları kurulmalı, devlet arşivleri araştırmacılara açılmalı, mağdur tanıklıkları belgelenmelidir.
– Köylerine dönemeyen yurttaşların geri dönüşü ve bunun koşulları sağlanmalıdır.
– KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri göreve iade edilmeli, hukuk güvenliği sağlanmalıdır.
– Kadınların barış süreçlerine eşit katılımı güvence altına alınmalıdır.
– Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi Hafıza Müzesi en kısa sürede tamamlanarak kamuya açılmalıdır.
– Anadil ve kültürel haklar anayasal güvenceye alınmalı; eşit yurttaşlık ilkesi temel alınmalıdır.
– Seçme ve seçilme hakkının ihlaline neden olan kayyım atama kararlarının iptal edilmesi ve seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi sağlanmalıdır.
“Barışın ancak ortak bir sorumlulukla inşa edilebileceğine inanıyoruz”
Yılmaz, “Barışa Giden Yol: Hafıza ve Adalet” konferansının hem geçmişe dönük bir değerlendirme yapmak hem de geleceğe dair sivil toplum açısından somut bir yol haritası oluşturmak yönünden önemli bir işlev gördüğünü söyledi. Yılmaz şöyle devam etti:
“Ayrıca mağdur yakınlarının tanıklıkları, hakikat ve adalet ekseninde yeni bir toplumsal zemine duyulan ihtiyacı bir kez daha görünür kılmıştır. Konferans boyunca farklı alanlardan gelen katkılar, barışın yalnızca siyasal değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu ortaya koymuştur. Katılımın genişliği ve ifade edilen görüşlerin çeşitliliği, çatışma çözümüne yönelik tartışmaların çoğulculuk temelinde yürütülmesi gerektiğini göstermiştir. İnsan Hakları Derneği kurulduğu günden bu yana barış hakkını savunan ve barış içinde yaşama hakkının tesisi için çalışmalar yürüten bir sivil toplum örgütü olarak bugün de barış için mücadele etmeye tüm tecrübesi ve arşiviyle hazırdır. Barışın ancak ortak bir sorumlulukla ve toplumsal sahiplenmeyle inşa edilebileceğine inanıyor; tüm tarafları ve sivil toplumu bu süreci güçlendirmek için cesaretle ve kararlılıkla sorumluluk almaya çağırıyoruz.”