Fehmi Koru: Sezar ve Brutus’tan günümüze “hançer edebiyatı” siyasetten hiç eksilmedi

Fehmi Koru: Sezar ve Brutus’tan günümüze “hançer edebiyatı” siyasetten hiç eksilmedi

Fehmi Koru: Sezar ve Brutus’tan günümüze “hançer edebiyatı” siyasetten hiç eksilmedi
Yayınlama: 18.11.2023
8
A+
A-

*Fehmi Koru

Türk siyasi hayatının renkli simalarından Osman Bölükbaşı sıklıkla “Benim göğsüm Karachmet mezarlığı gibi” derdi. Şimdilerde aynı kaygıdan muzdarip parti genel başkanları ‘hançer’ edebiyatı yapıyor…

Osman Bölükbaşı siyasi hayatın içerisinde bulunduğu devirde tek başına hem kendisini milletvekili çıkarırdı hem de grup kuracak kadar milletvekilini Meclis’e taşırdı. Lakin bir bakmışsınız, partisinin milletvekilleri diğer partilere geçivermişler…

Siyasi hayatının sonuna doğru, Bölükbaşı’nın, milletvekili çıkarabileceği vilayetlerden aday göstereceği bireylerden, “Partimden ayrılırsam karım boş olsun” yazan bir thhütname aldığı söylenirdi.

Yine de yeni seçime doğru partisinin tenhalaştığı görülürdü.

[Bölükbaşı’nın muhalefetiyle baş edemeyen DP, 1954 seçiminde yeniden seçilince, seçim bölgesi olan Kırşehir’i kent olmaktan çıkarıp ilçe haline getirmiş ve Nevşehir’e bağlamıştı.]

Hayatımın büyük kısmı siyaseti olabildiğince yakından gözlemlemekle geçtiği ve bu ortada tarihe de meraklı olduğum için, siyasetin bu özelliğini bilirim: Vefa hissinin en zayıf hissedildiği uğraş alanıdır siyaset.

Roma’da Sezar’ın ağzından son söz olarak dökülen “Sen de mi Brutus” cümlesini hatırlayın. 

Evet, çoğu zaman  Brutus özelliği taşıyanlarla karşılaşılır siyasette. 

Çoğu zaman da hepsinin Brutus gibi geçerli mazeretleri vardır. 

[Brutus Sezar’ın hane halkındandı. Oğlu olduğu da söylenir. Kendine göre bir demokrasi olan Roma’da, Sezar’ın tek adam idaresine geçeceği tasası büyüyünce, onu durdurmak için bir kumpas kurulur ve Senato’ya girerken kendisine saldırılır. Saldırganlar arasında onu gördüğünde, Sezar Brutus’lu cümlesini kurar. Hücumda Sezar’ı öldürmek için ‘hançer’ kullanıldığı söylenir.

‘Hançer’ sözcüğünü ilk defa, 6’lı Masa’yı bozmasına ramak kaldığında Meral Akşener mi kullanmıştı, yoksa genel başkanlık yarışından kaybederek çıkacağı partisinin kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu mu, tam hatırlamıyorum. Lakin ikisi de ‘hançer’ edebiyatına günümüzde katkıda bulundular.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP liderliğini kaybetti.

Meral Akşener de, yuvayı teker teker terk eden partisi idaresinden ve Meclis grubundan isimleri, şimdilik izlemekle yetiniyor.

CHP’de aslında bu bir gelenek. Genel liderler o koltuğu kolay terk etmiyorlar. Deniz Baykal’ın yerinden olması için bir kaset devreye sokulmuştu.

Partinin ilk kurucularından, Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de oğlu gözüyle değerlendirdiği Bülent Ecevit tarafından koltuğundan edilmişti.

Meral Akşener’in ya da İYİ Parti’nin sorunu ne? Neden bu türlü bir sarsıntı yaşanıyor İYİ Parti’de?

Epeydir gitmediğim için Meclis’teki askeri garnizonun kapısı üzerinde “Hiçbir mazeret muvaffakiyetin yerini tutamaz” yazan levhanın hala yerinde durup durmadığını bilemiyorum. Umarım duruyordur.

Göze çarpan ilk sorun, İYİ Parti’nin son seçimdeki ‘başarılı’ sayılamayacak performansıdır.

Bir ara potansiyel oyunun yüzde 20’ye vardığı kamuoyu yoklamalarına da yansımışken, seçimden yüzde 10’un altında bir oyla -%9.69- çıktı İYİ Parti. 

Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin önderleri cumhurbaşkanı yardımcısı olma beklentisiyle adaylıklarını koymadıkları için, hiçbiri milletvekili değil bugün; Meral Akşener de o denli. Kendisi geçen seçimde de -2018’de- cumhurbaşkanlığına aday olduğundan Meclis dışı kalmıştı; şu anda de Meclis dışı.

Partisindeki isimlerin kendisine en yakın olanlardan en uzağındakilere kadar hepsinden farklı bir özelliğe sahip olması beklenir önderlerden.

Ona ‘karizma’ deniliyor.

Karizma muvaffakiyetle desteklenmezse aşınıyor.

Akşener’de aşınmanın tesirleri düzgünce kendini belli etmeye başladı.

Henüz ‘hançer’ metaforunu hak edecek çapta bir toplu olayla karşılaşılmadı İYİ Parti’de; sırf idarede yer alanlar ile milletvekilleri kapıya yakın duruyorlar. 

Partinin her üyesini ilgilendiren genel politik kararlar yasal şuralarda görüşülmüyor mu? Sözgelimi, birkaç ay sonra yapılacak yerel seçime İYİ Parti’nin her yerde kendi adaylarıyla katılacağı kararı nasıl alındı?

Karar yetkili şuralarda görüşülmeden genel başkan tarafından tek başına mı alındı ya da görüşüldü, tartışıldı da genel başkan çoğunluğun farklı görüşlerine karşın bildiğinden şaşmadı mı??

Ayrılanların verdiği iletilerden, yerel seçim konusunun huzursuzluk kaynağı olduğu anlaşılıyor zira.

Bir evvelki seçimde -2018- beklenen muvaffakiyet alınmadığında, Akşener ilk kongrede genel başkanlığa aday olmayacağını ilan ederek çekileceğini duyurmuştu. Israrlar üzerine kararını değiştirdi. Bu kez başarısızlık ortada ve çekilme niyetinde görünmüyor.

Hançerlerin şıkırtısı uzaktan bile duyuluyorsa nedeni budur.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.