Fehmi Koru: Hamas insanları rehine alıyor, İsrailli politikacılar da kendi vatandaşlarının hayatını tehlikeye atıyor

“Cumartesi eylemi, bana, bu tarihi geçmişe dayalı bir ‘intikam’ teşebbüsü olarak geliyor…”

Fehmi Koru: Hamas insanları rehine alıyor, İsrailli politikacılar da kendi vatandaşlarının hayatını tehlikeye atıyor
Yayınlama: 12.10.2023
0
A+
A-

Fehmi Koru*

İsrailli bir bakan ‘‘Hamas sonunda bizi Gazze’ye saldırtıp çocukları bize öldürttü ya…’’ diye beni dehşete düşüren bir cümle kurdu mu, kurduysa o hangi bakan, doğrusu bilmiyorum.

Fakat bildiğim şu: İsrail’in Maliye Bakanı Betsael Smutrich’in ‘‘Rehineleri o denli fazla düşünmemeli, olabildiğince acımasız davranmalıyız’’ dediğini, İsrail’de İbranice çıkan bir mecmuanın yöneticisi Orly Noy‘un İngiliz gazetesi Guardian’da dün yayımlanan makalesinden öğrendim.

Bütün dünyayı ‘‘Hamas bayanları ve çocukları bile rehine aldı’’ diye ayağa kaldıran İsrail’in bir bakanı, şimdi devletinin kadın ve çocuk ayırt etmeksizin Gazze’ye mevt yağdırması yetmezmiş gibi, Hamas’ın elindeki ‘rehine’ İsraillileri bile bir çırpıda harcayabiliyor.

Hamas elinde tuttuğu kadın ve çocukları serbest bırakmaya başladı; umarım ardı da gelir…

Acaba bakanının ağzından çıkan ‘acımasız’ sıfatını hak etmek ve Cumartesi günü yaşanan sürpriz hücumun ‘intikamını’ almak için İsrail daha neler yapacak?

‘İntikam’ sözcüğünü de kullanan ben değilim; İsrailli sözcülerin en sık kullandığı sözcük bu: İntikam…

Başbakan Benjamin Netanyahu da ilk gün yaptığı açıklamadan başlayarak daima aynı sözcüğü kullanıyor: İntikam…

O sözcüğü bu bağlamda her işittiğimde benim aklıma şu soru geliyor: Hamas’ın bu aksiyonunu planlayanlar kimlerse, sanki onları böylesine pervasız bir karara sürükleyen de yeniden ‘intikam’ hissi olmasın?

Filistinliler 1947’den önce tamamen kendilerinin olan bir coğrafyadan, bugün bütünü İsrail işgali altında bulunan, BM kararlarının yasaklamasına karşın İsrailli yerleşimcilerin daima alan genişletmesiyle küçülmüş Batı Şeria ile çitler ve duvarlar arkasında nefes bile alamaz hale gelmiş insanların yaşadığı küçücük Gazze’ye tıkılmak zorunda bırakıldılar…

Kendiliğinden olmadı bu geçiş, ortada kanlı savaşlarda binlerce Filistinli hayatını kaybetti; milyonun üzerinde Filistinli doğduğu toprakları o tarihten sonra göremez hale geldi.

Cumartesi eylemi, bana, bu tarihi geçmişe dayalı bir ‘intikam’ teşebbüsü olarak geliyor…

İnsan hayatına mal olan eylemler, sağ olarak ele geçirilenlerin ‘rehine’ olarak kullanılmak üzere kaçırılmaları bana şahsen aykırı. 50 yılı aşan yazı hayatında Filistin davasına sahip çıkmış biri olarak, barışı insani hassasiyetleri çiğnemeden arama dışındaki teşebbüslere hiç onay veremedim.

Filistinliler, İsrailli siyasetçilerin yumuşak karnının, vatandaşlarının ‘rehine’ tutulması konusunda tahammülsüzlük olduğunu sınayarak öğrendiler.

İlkin, 1994 yılında, Nachshon Wachsman isimli bir subayı kaçırdı Hamas. İsrail onu kurtarmak için ‘rehine’ tutulduğu yeri tespit edip altı gün sonra oraya bir baskın düzenledi; fakat Hamas militanlarıyla birlikte Wachsman da baskında hayatını kaybetti.

O olaydan ders çıkartan Hamas, 2006 yılında, o sırada asteğmen olan Gilad Shalit’i kaçırdı ve beş yıldan uzun bir süre onu elinde tuttu. İsrail’in uluslararası kurumları da araya sokmasına karşın, Hamas, Shalit’i iade etmediği gibi, onunla görüşmek isteyen yabancı arabuluculara da hep olumsuz karşılık verdi. Yeri öğrenilmesin diye alınan önlem yüzünden…

Sonunda, Hamas, iddia ettiği koşulların İsrail idaresince kabul edilmesinden sonra, altıncı yılda, Gazze’de yeri bugün bile bilinmeyen bir yerde tuttuğu Shalit’i serbest bıraktı.

Arada, ısrarlar üzerine, Shalit’in sağ ve sağlıklı olduğuna dair ispat diye ürettiği bir video, Shalit’in ailesine yazdığı üç mektup ile bir ses kaydı hazırladı Hamas ve onunla 20 kadın Filistinli mahkumun serbest kalmasını sağladı.

Gilad Shadit karşılığında İsrail cezaevlerinde bulunan tam 1.027 mahkumu serbest bıraktı İsrail.

‘Rehine almak’ ya da ‘birini rehine tutmak’ günümüz dünyasında rahatsız edici bir fil. Ben de rahatsızlardan biriyim. Aksiyonla yalnız ‘rehine’ tutulan şahıslar özgürlüklerinden yoksun edilmiyorlar, o insanların aileleri, yakınları da günler ve geceler uzunluğu telaşlı bekleyiş içerisine giriyorlar. Onları tanımayanlar bile, rastlantısal o hale düşmeyi bir gün kendilerinin de başına gelebilecek bir felaket olarak görüp uykularının kaçmasını engelleyemiyorlar.

Kaç İsrailli rehine var Hamas’ın elinde, şimdi bilinmiyor.

Gazze’de tutuldukları yer de bilinmiyorsa, İsrail’in Gazze’ye karadan, uçaklardan ya da gemilerden yolladığı füzeler İsrailli rehinelerin de üzerine düşebilir…

İsrail’in kesinlikle düşünmesi gereken en çok önemli bahis bu.   

Düşünüyorlar mı?

Yukarıda İsrail Maliye Bakanı Betsael Smutrich’in ‘‘Rehineleri o denli fazla düşünmemeli, olabildiğince acımasız davranmalıyız’’ dediğini aktarmıştım.

Smutrich ‘‘Düşünmeyelim’’ diyor…

Rehinelerin hayatını düşünmemeyi tavsiye eden İsrailli politikacı…

Düşünmedikleri belli…

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.