Gazeteci Fatih Altaylı, iktidara yakın Ankaralı bir gazetecinin mutlak butlan kararıyla CHP’ye atanan Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili olarak da, “En azından partinin yüzde 50’sini kontrolüne alır, diğerlerini de yavaş yavaş altına toplar, 5-10 fire ile …
Gazeteci Fatih Altaylı, iktidara yakın Ankaralı bir gazetecinin mutlak butlan kararıyla CHP’ye atanan Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili olarak da, “En azından partinin yüzde 50’sini kontrolüne alır, diğerlerini de yavaş yavaş altına toplar, 5-10 fire ile CHP’nin lideri olur diye düşünüyorlardı. Bu denli bir hezimet kimse beklemiyordu. Baksana, oğlu bile kendisine destek vermiyor. Tam bir looser hareketi oldu” dediğini aktardı. Altaylı ise bu sözleri, “Açıkçası ben pek de bu kanaatte değilim. İktidar, butlan kararının tam da böyle bir sonuç vereceğini tahmin ediyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de siyaseti en iyi okuyan adamdır ve bunu öngörmemiş olması mümkün değil” diyerek değerlendirdi. Altaylı, iş insanı Rahmi Koç hakkında anlattığı “Kürt kadın fıkrası” nedeniyle başlatılan soruşturma ardından yaşananlara ilişkin olarak, “Rahmi Koç’a tehdit üzerine tehdit yağıyor, holdingin Türkiye’nin farklı yerlerindeki şirketlerine saldırılar düzenleniyor. Tabii tüm bunların gerçek sebebi, bazılarının iddia ettiği üzere, Anıtkabir ziyareti değilse” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Fatih Altaylı, sitesinde yayımladığı yazıda iş insanı Rahmi Koç’a İzmir Amerikan Hastanesi’nin açılışında anlattığı “Kürt kadın hasta” fıkrası gerekçesiyle açılan soruşturma ile CHP’de mutlak butlan krizi ardından Kılıçdaroğlu hakkında konuşulanları değerlendirdi.
Altaylı’nın yazısındaki ilgili bölümler şöyle:
“Adalet terazisi servete göre tartmaz” dedi; Adalet Bakanı Gürlek’ten Rahmi Koç’a ‘Kürt kadın fıkrası’ tepkisi: Mizah, nezaketsizliği hafifletmez
Kılıçdaroğlu’nun yeteneksizliğine üzülecek değiller
Dün bir dönem benimle de çalışmış, şimdilerde ise iktidara yakın duran Ankaralı bir gazeteci ile sohbet ediyorduk telefonda. “Balık” mevzuu için aramış ama ister istemez siyaset konularına da girdik.
“Bizimkiler de gördü Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmayacağını. Kendi haline bırakırlar yakında” dedi.
Kahkaha attım.
“Bir şey olur mu zannediyorlardı?” diye sordum gülerek.
“Ne bileyim en azından partinin yüzde 50’sini kontrolüne alır, diğerlerini de yavaş yavaş altına toplar, 5-10 fire ile CHP’nin lideri olur diye düşünüyorlardı. Bu denli bir hezimet kimse beklemiyordu. Baksana, oğlu bile kendisine destek vermiyor. Tam bir looser hareketi oldu.”
Açıkçası ben pek de bu kanaatte değilim.
İktidar, butlan kararının tam da böyle bir sonuç vereceğini tahmin ediyordu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de siyaseti en iyi okuyan adamdır ve bunu öngörmemiş olması mümkün değil.
Bundan sonra yapılacak olan, yeni partinin kurulmasını engellemek için her türlü legal yolun kullanılması olacaktır.
İYİ Parti’nin kuruluş sürecinde yaşananları şimdi bir kez daha yaşayacağız muhtemelen.
Bunları söyleyince karşımdaki itiraz ediyor, “Haklı olabilirsin ama kayyum meselesi AK Parti seçmeninin de pek hoşuna gitmedi. Çoğu doğru bulmuyor. Bunu da saklamıyorlar.”
Haklı, doğru bulmuyor olabilirler ama bu cephe değiştirmelerine neden olmuyor.
Bu sefer de AK Parti’den bu nedenle kaçan seçmen var ise, ki pek fazla olduğunu zannetmiyorum, onları da kayyum kararını eleştiren tavrıyla MHP lideri topluyor.
Yani iktidar Kılıçdaroğlu’ndan beklediğini bulamadı söylemine pek katılamıyorum.
Evet. İktidar eskisinden daha kötü, hiç sevilmeyen bir Kılıçdaroğlu buldu.
Ama bu da iktidar için üzülünecek bir durum değil.
Sonuçta Cumhurbaşkanı alternatifi aramıyorlardı ya!
Biraz abartmadık mı!
Koç Grubunu savunacak halim yok. Hatta Türkiye’nin en dokunulmaz holdingini sık sık eleştirenlerin başında gelirim.
Kendileri ile pek bir işim de yoktur açıkçası.
Ama bu kadarı da fazla.
Bir fıkranın yaptığını bakar mısınız!
Türkiye’nin en büyük holdinginin onursal başkanına soruşturma açıldı, Rahmi Koç’a tehdit üzerine tehdit yağıyor, holdingin Türkiye’nin farklı yerlerindeki şirketlerine saldırılar düzenleniyor.
Tüm bunların sebebi manasız, gereksiz ve demode bir fıkra.
Yıllardır anlatılan, bilinen bir fıkrayı bir etnisite ile ilişkilendirip anlattı diye Rahmi Koç’a denilmedik laf kalmadı.
Özür diledi, o bile olmadı.
Bu kadar büyütmeye değer miydi, emin değilim.
En fazla “96 yaşında bir adam biraz saçmalamış” deyip geçilecek bir olay ne hallere geldi.
Kürdü, Türkü, kadını, erkeği fark etmez, bizim milletin bu alınganlığı ilgili güzel bir söz vardır da burada söylemesem daha iyi olur. Bazı eylemlerin lafına bozulur da, fiiline bozulmaz derler ya.
Tam o hesap.
Üstelik de bu Rahmi Bey’in grubunun başını ilk belaya sokuşu da değil.
Yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili söyledikleri de az ağrıtmamıştı çocuklarının başını.
Çareyi babalarını dünya turuna yollamakta bulmuşlardı hatırlarsanız.
Adam çıkıp özür de dilemiş, zaten kastının kimseyi aşağılamak ya da ırkçılık yapmak olmadığı da aşikar.
En fazla “Zevzeklik yapmış” der geçersiniz.
Bu kadarı gerçekten biraz fazla oldu.
Tabii tüm bunların gerçek sebebi, bazılarının iddia ettiği üzere, Anıtkabir ziyareti değilse.”
İzmir’deki hastane açılışında “Kürt kadın hasta fıkrası” anlatmıştı: İş insanı Rahmi Koç hakkında soruşturma
( ALINTI fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2026-06-08/kafayi… )