Nazi sembollerinin yasak olduğu Almanya’da aktivistler, aşırı sağcı ürünlerle mücadelede marka hukuku silahını kullanıyor. Nazi sloganları böylece anti-faşist mesajlara dönüştürülüyor.
Son yıllarda aşırı sağcı ürünler, Almanya’daki bazı sağcı radikal gruplar ve kişiler için önemli bir gelir kaynağına dönüştü. İnternet mağazaları, aşırı sağcı çevrelerin tanıdığı sembolleri kullanan kıyafetler, aksesuarlar ve başka ürünler satıyor.
Almanya’da açık Nazi sembolleri yasa dışı olduğu için satıcılar, yasayı aşmak amacıyla giderek daha fazla “kodlu mesajlar” kullanıyor. Hitler, HTLR’ye; Hakenkreuz, yani gamalı haç, HKNKRZ’ye dönüştürülüyor. Yani bazı harfler bilinçli olarak eksik yazılıyor ama verilmek istenen mesaj yine de herkes tarafından kolayca anlaşılabiliyor.
Ancak “Recht gegen Rechts” (Sağa karşı hukuk) kampanyası, bu hukukî boşlukla mücadele etmek için akıllıca bir yol buldu. Kampanya, Nazi bağlantılı sembolleri, kodlanmış aşırılıkçı ifadeleri ve aşırı sağcı işletmelerin adlarını Avrupa marka ofisinde marka olarak tescil ettirerek bunların kontrolünü ele alıyor.
Kampanya, 2021’de Alman kreatif ajansı Jung von Matt ile Hamburg merkezli sivil toplum kuruluşu “Laut Gegen Nazis” (Nazilere karşı ses) tarafından başlatıldı.
Aşırı sağ sempatizanı perakendeciler, yeni koruma altına alınan adları veya ifadeleri taşıyan ürünleri izinsiz satmaya devam ederse marka hakkı ihlali nedeniyle hukuki süreçle karşı karşıya kalabiliyor. Bu, satılan her ürün için tazminat ödenmesini de kapsayabiliyor.

Marka tescili aşırı sağcı ürünleri nasıl durdurdu?
Jung von Matt’ten Simon Knittel, “Bu internet mağazaları karanlık ağda (derknet) değil; internette mevcutlar. Sadece doğru URL’leri bulmanız gerekiyor” diye açıklıyor.
Ancak aşırı sağcı çevrelerin dışındaki kişiler için bu mağazaları bulmak kolay değil. Ekibe, Laut Gegen Nazis’in kurucusu Joern Menge ile eski bir neo-Nazi ve internet mağazası sahibi olan, bugün ise aşırı sağcılığa karşı konuşmacı ve aktivist olarak çalışan Philip Schlaffer yardımcı oldu.
Schlaffer, DW’ye yaptığı açıklamada, aşırı sağcı modanın şifrelerini şöyle ifşa ediyor:
“Temel olarak, hangi anahtar kelimeleri girmeniz gerektiğini biliyorsanız bu mağazaları bulabilirsiniz. Bunların çoğu artık yurt dışı merkezli. Bu, çok büyük paraların döndüğü küresel bir işe dönüşmüş durumda.”
Ekip, her birinde binden fazla ürün bulunan 35’in üzerinde internet mağazası tespit etti ve ardından hangi marka tescillerinin en etkili olacağını belirledi. Schlaffer’e göre kampanyanın yaklaşımı hem akılcı hem de etkili:
“Neo-Naziler, kendilerini güvenli bir sığınakta hissetmemeli. Sahip oldukları fikirlerin, sattıkları fikirlerin ellerinden alınabileceğinden ve ürünlerin internetten kaldırılması gerekebileceğinden korkmalılar. Bu, onların güvenlik duygusunu ellerinden alıyor.”

Nitekim ekip, ilk marka tescilinin ardından bunun etkisini gördü. Simon Knittel, süreci şöyle anlatıyor:
“Bir markayı tescil ettirdiğimizi duyuran ilk basın açıklamamızı yayımladığımızda, yalnızca yaklaşık 30 dakika sürdü ve marka bütün internet mağazalarından kaldırıldı. Hiçbir şey yapmamıza gerek kalmadı. Bunu gönüllü olarak yaptılar, çünkü gerçekten onlara karşı elimizde bir şey olduğunu biliyorlardı ve bir davada kaybeden taraf olmak istemediler.”
Sonraki her marka tescilinde de aynı tepki geldi: Ürünler hızla internetten kaldırıldı.
Knittel, “Sonunda 30 dakika değil, sadece 10 dakika beklememiz gerekti. Bu bizim için gerçekten sorunu çözen bir yol bulduğumuzun kanıtıydı” diyor.
Almanya’nın Nazi sembollerine katı yaklaşımı
Almanya’nın Nazi imgelerine yaklaşımı, ülkenin tarihiyle ve Nasyonal Sosyalizmin yeniden canlanmasını önleme çabasıyla bağlantılı. Alman Ceza Kanunu’nun 86a maddesi uyarınca, anayasaya aykırı örgütlerin sembollerini göstermek veya dağıtmak genel olarak yasak. Buna gamalı haç, SS sembolleri ve Nazi selamı gibi Nazi Partisi ile bağlantılı semboller de dahil. Eğitim amaçlı kullanım, araştırma ve tarihsel belgeleme gibi bağlamlar ise istisna oluşturuyor.
İhlaller para cezası ve hatta hapis cezasıyla sonuçlanabiliyor. Almanya, aşırılıkçı sembollere karşı dünyadaki en katı yaklaşımlardan birine sahip.
Irkçı kodları anti-faşist ürünlere dönüştürmek
“Sağa karşı hukuk” kampanyası, neo-Nazi sloganlarını iğneleyici Nazi karşıtı ürünlere dönüştürerek süreci bir adım daha ileri taşıdı.
Kampanya, aşırı sağcı Tommy Frenck tarafından işletilen ve neo-Nazi ürünlerinin önemli satıcılarından biri olan Druck18’in marka hakkını ve internet alan adını güvence altına aldı.
Mağaza, Nazi nostaljisine hitap edecek şekilde tasarlanmış ürünler de dahil olmak üzere aşırılıkçı ve yabancı düşmanı mesajlar taşıyan ürünler satıyordu. “Sağa karşı hukuk” girişimi, bunun yerine kendi internet mağazasını kurdu. Bu mağazada Nazi karşıtı ve ırkçılık karşıtı ürünler satılıyor.
“Druck18” (Baskı 18) adlı yeni internet mağazasında, Almancada gamalı haç için kullanılan kısaltma olan “HKN KRZ” yazılı bir sweatshirt satın alınabiliyor. Ancak üründe bu sözlerin üzeri çizilmiş ve şu metin yer alıyor: “Teşekkürler marka hukuku: Naziler yayamasın diye bu Nazi kodunu marka olarak tescil ettirdik.”
Yeni markaların hukuken beş yıl içinde ticari olarak kullanılması gerekiyor. Bu nedenle ekibin yaratıcı bir çözüm bulması gerekti. Knittel, “Bu Nazi kodlarını, herhangi bir Nazi skandalına ya da benzeri bir şeye katkıda bulunmadan ticari olarak erişilebilir kılmanın bir yolunu bulmamız gerekiyordu. Biz de onları tersine çevirdik ve tişörtlerin üzerine yazdık” diyor.

Marka tescilindeki zorluklar
Kampanya şu ana kadar altı marka tescili aldı ve yeni tesciller için de süreç yürütüyor.
Knittel, tescil sürecini şöyle anlatıyor:
“Bu oldukça karmaşık bir iş. Bir markanın tescil edilmesi altı aya kadar sürebiliyor ve 1600 euroya mal oluyor. Ayrıca markanın gerçekten tescil edilip edilmeyeceğini de asla bilemiyorsunuz.”
Kampanya, faaliyetlerini tamamen bağışlarla finanse ediyor. Jung von Matt ise bütünüyle ücretsiz çalışıyor.
Nefret içerikli mektuplar ve e-postalar yoluyla taciz sıkça yaşanıyor. Kampanya ayrıca şu sıralar, markaların adına tescil edileceği gönüllüler arıyor. Çünkü her markanın bir kişinin adı altında tescil edilmesi gerekiyor.
Kampanya, Druck18’in sahibi Tommy Frenck ile bir davaya da taraf. Frenck, mağaza adının kullanılmasını durdurmak için mahkemeden karar çıkartmak istedi. Ancak hem ilk derece mahkemesinde hem de temyizde kaybetti.
Neo-Nazilerin kullandığı bazı kodlar ise baştan itibaren marka hukukuyla korunamıyor. Knittel, “Bu nedenle hâlâ koruma altına alamadığımız kodlar var” diyor. “Ama sonuçta hedef, bu kodların hem kamuoyunda hem de siyasi alanda varlığına dair farkındalık oluşturmaktı.”
“Sağa karşı hukuk” bunu şimdilik başarmış görünüyor.