Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı: İmamoğlu başta olmak üzere kalabalık bir ekip Hakkâri’ye gitmeli

“Demirtaş, 12. Enstrümanına başladı ama ben olmasaydım zor akort yapardı”

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı: İmamoğlu başta olmak üzere kalabalık bir ekip Hakkâri’ye gitmeli
Yayınlama: 11.07.2024
3
A+
A-

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, kayyım atanan Hakkari için İstanbul Büyükşehir Belediye ve Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’na davette bulunarak, “Kalabalık bir heyetle Hakkari’ye gitmeli, belediye önünde açıklama yapmalı oradan da seçilmiş Eşbaşkan Viyan Tekçe ve Meclis Üyeleri ile bir araya gelmeliler” dedi. 

Röportajda eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın Edirne Cezaevi’nden yeni fotoğraflar da paylaşıldı.

Yeni Özgür Siyaset’ten Gülcan Dereli’ye konuşan Selçuk Mızraklı’nın röportajından bir kısım şöyle: 

Kayyum atanmasına muhalefetin geneli karşı çıktı, bu olumlu bulundu lakin sözün ilerisine geçen bir durum da yaşanmadı. Siz kayyum aykırısı bir ittifakın imkanlarını nasıl görüyorsunuz? Örneğin seçme ve seçilme hakkı için toplumun geniş kesiti bir ortak eylem halinde olabilir mi?

Toplumsal demokrasi ve demokratik kıymetlere sahip şahıslar, kurumlar, demokratik pahalara sahip çıkan, samimi olan herkes, her çevre, yapı, örgüt, parti kayyuma karşı duruşun sosyal, siyasal bünyesi içindedir. Fakat gelin görün ki kayyum sorununu rejimin genel Kürt siyasetinin bir varyantı olduğunu bilhassa bizler gözden kaçırmamalıyız, fakat samimi demokratlar ve partimiz dışındaki etraflarda kayyumun varyant olduğunu biliyor. Bütüncül bakışları Türklük Mukavelesi’nin dahilinde kalınca karşı çıkışları cılızlaşıyor yahut dostlar alışverişte görsünler misali oluyor. Tesirli tavır almaları için temelinde öbür münasebet var. İtirazda zayıf kaldıkları vakit sıra onlara gelecektir. En azından bunu gözetsinler. Başta Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları ve meclis üyelerinden oluşan kalabalık bir heyetle Hakkari’ye gitmeli, belediye önünde açıklama yapmalı oradan da seçilmiş Eşbaşkan Viyan Tekçe ve Meclis Üyeleri ile bir araya gelmeliler. Yasal muhataplarının kayyum değil seçilmişler olduğunu deklare ederek kayyumun Belediyeler Birliği’nin hiçbir oturumuna çağrılmayacağı duyurulmalıdır. Bu tavır samimi demokrat mı yoksa akvaryum demokratı mı olduklarının da turnosulu olacaktır.

Ayrıca küçük bir hatırlatma yapmalıyım. 2018’de bir torba yasanın içinde geçirilen 5393 sayılı belediyecilik maddesine 47. Unsur’un eklenmesi hususu Anayasa uygunluğu tartışılmadan (torba maddeden ötürü) AKP-MHP oylarıyla geçirilmiştir. Açık Anayasa’ya karşıtlığı olmasına rağmen CHP bu durumu Anayasa Mahkemesi’ne taşımamıştır. CHP’nin büyük ayıplarından biri olarak tarihte asılı duruyor, umarım özeleştirilerini verirler.

Bu sıkıntının asli amacı bizleriz. Onun için de bu çerçevede asıl tesis edilmesi gereken toplumsal itirazı yerellerde ve genelde örgütlemek bizim işimizdir. Bir şeyi daha unutmayalım. Şırnak (Şirnex), Bitlis (Bedlîs), Kars (Qars) ve birçok ilçe de esas olarak kayyum yönetimidirler. Ve 2024 31 Mart seçimlerinin hiçbir zaman unutulmaması gereken kara lekeleridir. Dolayısı ile itirazın buraları da kapsaması gerekir. Belediyeler Birliği’nin de ayıplı delegeleridir.

Yüksekova belediyemiz ile aktif bir dayanışma gösterilmeli, kültürel-sanatsal etkinlikler diğer merkez belediyelerimizce de Yüksekova’ya taşınmalı, her seviyedeki belediye pratiklerimizin geliştirilmesi için destek sunulmalı Hakkari-Yüksekova köprüsü temin edilmelidir. Her ne yapıyorsak çok iyi duyurmalı, yapılan etkinlikler, eylemler “tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış” kabilinden olmamalıdır.

Hayat kurtaran bir doktor şu anda nelerle meşgul, günleri nasıl geçiyor?

Hekimlik pahaları ile icra edildiğinde biyolojik-fizyolojik, ruhsal patolojilerle sınırlı kalmıyor. İstemeseniz de kendinizi sosyo-ekonomi, kültürel, siyasal süreçlerin orta yerinde buluverirsiniz. Benim de mesleğimin ilk gününden itibaren bu türlü oldu. Canlarla uğraşıyorsunuz. Vicdan, merhamet, basiret benzeri erdemleriniz bilgi, marifet, ustalığın yanı sıra gani olmalı. Ben sözün tam manası ile hekimliği, cerrahiyi severek yapıyordum. Vekillik ve belediye eş başkanlığını da bir tıp sosyal hekimlik benzeri uygulamıştım esasen, şu anda de siyasetin sağlığı üzerine cezaevi ihtisası yapıyoruz. Güzellik mahkumuyuz temelinde, onun için daha çok da Demirtaş’ın zorlamaları ile sporumuzu yapıyoruz. Demirtaş’ın da benim de ortak bir davranışımız var. Aynı periyotta 4-5 kitap okuyoruz. Günlük basını takip ediyor, Demirtaş’ın zappinglerinde kaliteli sinemalar bulursak izliyoruz. Sağ olsun avukat arkadaşlar da bizi yalnız bırakmıyorlar, zaman zaman da vekillerimiz. Onlarla birlikte dışarının, dünyanın havasını solumaya çalışıyoruz.

Özlemlerinizi ve hayallerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Amed’i, dostları, arkadaşları, ailemi, Dicle’yi, küçeleri özledim. Özlem çok. Biliyorsunuz bizim insanlarımız asla tekil yaşamaz, tekillikte mutlu olamaz. Bizleri umutlandıran, yaşamayı değerli kılan paylaşımdır, iyi günde de zor günde de birlikteliktir. Bunları özledim. İlk olarak ziyaret edeceğim yer mezarlıklar, partim ve Barış Analarımız olacak.

Hayallerimi zapt edene aşk olsun. Yalnızca bir adedini söyleyeyim. Güneş ülkesinde bütün kent ve ilçelerde güneş gücü kaynaklı merkezi ısıtma sistemi üzerine okumalar yapıyorum. Ekolojik, ekonomik ve sosyal birçok katmanı ve katma değer ölçeğini içinde barındırıyor. Fakirler artık kışı ürkerek karşılamayacaklar.

Sayın Demirtaş’la günleriniz nasıl geçiyor. Sohbetlerinizin ana konusu ne oluyor?

Demirtaş bir derya dersem az kalır, onun için okyanus diyelim. 12. Enstrümanına başladı (Klarnet) ama ben olmasaydım zor akort yapardı. Ülke siyasetinden dünyadaki gelişmelere, ekonomi-politikten yerel idarelere, tarihten ahlak-erdeme kadar her şey spektrumumuzda yer ediniyor. İnanın bizim burada 24 st sizlerden daha süratli geçiyor. Tempomuzu yüksek tutarak çıkışta yalpalamamak ve süratlice adapte olmak benzeri bir kaygımız var. Haksız mıyız?

Son olarak halka bildiriniz ne olur?

“Durmayalım düşeriz” diye bir vecize var. Ben de çok beğenirim. Anam “işleyen demir ışıldar” kaygısı. Onur ve vicdan sahibi olan herkes bir örgütlülükte yerini almalı, kalbine “berxwedan jiyane”yi, özgürlüğü, barışı, eşitliği ve demokrasiyi kazanmayı kazımalıdır diyorum. Her çeşitten baskı, tuzak ve algı oyunlarına karşın hala onuruna sahip çıkan halkımızı ben ve Selahattin başkan selam ve sevgilerimizi yolluyoruz. Aynı şekilde Özgür Basın işçilerinin bütün abluka ve zora rağmen hakikat haberciliği uğraşını selamlıyor, serkeftin diyoruz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.