Ertuğrul Özkök: Çok Önemli istihbarat; Türkiye ve Katar İhvan’ı desteklemekten vazgeçti

Ankara, Ahmed El Şara’ya Atatürk’ün izlediği yolu önerdi

Ertuğrul Özkök: Çok Önemli istihbarat; Türkiye ve Katar İhvan’ı desteklemekten vazgeçti
Yayınlama: 16.01.2025
0
A+
A-

Başlıkta kesin bir ifade kullandım. Belki sonunda “Vazgeçiyor mu” benzeri bir soru ifadesi koysaydım daha temkinli olurdu. Ama kaynak bana sağlam göründü ve oradaki cümle böyleydi. O nedenle baştan anlatacağım.

4 Ocak: İsrail-Hamas görüşmesi başlıyor
4 Ocak günü Orta Doğu’daki durumu kökten etkileyecek bir gelişme oldu. İsrail yetkilileri Hamas’la yeniden görüşmeye başladılar. Görüşmeler Katar’da yapılıyordu ve arabulucu alarak da iki ülke masadaydı. Katar ve Amerika Birleşik Devletleri… Bölgenin tesirli öteki birtakım ülkeleri ise masada görünmüyordu. Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri… Ancak daha sonra gelen kimi bilgiler, Mısır’ın da masanın kenarında olduğunu gösteriyordu… Ya Türkiye… Türkiye Katar’la olan çok yakın ilgisi nedeniyle oradan dolaylı olarak bilgi alıyordu.

9 Ocak günü Doha’dan gelen ilk sinyaller
Görüşmelerin başlamasından 5 gün sonra Doha’dan ilk işaretler gelmeye başladı…. Bu sefer görüşmeler çok daha iyi gidiyordu.

Özellikle Hamas tarafı daha uzlaşmaya hazır havadaydı. Bundan evvelki görüşmelerde uluslararası kamuoyu Gazze’nin ardındaydı. İran, Yemen, Hizbullah da Hamas’ın yanında savaşa dahil olmuştu. Ayrıca Hamas’ın arkasında Katar ve Türkiye’nin çok açık ve kuvvetli dayanağı vardı.

Gazze

Bu kez Hamas masaya otururken bölgedeki bütün dostlar gitmişti
Ancak 8 Aralık 2024 günü Orta Doğu gerçeği tamamen değişmişti… Hamas’ın bölgedeki silahlı dayanağı verebilecek bütün müttefikleri gitmişti. Ortada yalnızca Türkiye ve Katar’ın çok açık takviyesi kalmıştı… Ancak onlar da hâlâ orada mıydı?
Aynı günlerde öteki yerlerde yapılan kimi konuşmalar o iki dayanağın de artık aynı noktada olamayacağını gösterecekti. Bunu tam olarak anlamak için 9 Ocak gününe gidelim.

9 Ocak: Doha’dan ilk olumlu sinyal geliyor
8 Ocak akşamı ve 9 Ocak sabahından itibaren Katar’daki İsrail-Hamas görüşmelerinden ilk olumlu sinyaller gelmeye başladı. İki taraf ateşkes konusunda ilk defa çok yakın bir noktaya gelmişti. Peki ne olmuştu Doha’da kurulan masada? İşte bu sorunun karşılığını ararken aynı gün önüme çok enteresan bir bilgi geldi.

9 Ocak günü önüme düşen iki cümlelik iskihbarat
9 Ocak günü önüme iki cümlelik çık çok önemli bir istihbarat geldi. İlk cümleyi motamot aktarıyorum. “Türkiye ve Katar, artık bölgedeki ‘devrimleri’ ve Müslüman Kardeşler’in siyasi İslamcı siyasetlerini desteklemekten vazgeçtiler.” Bu eğilimi bir müddettir izliyor ve hissediyorduk ama bu kadar net bir ifade ile söylendiğine ilk kez şahit oluyorduk. Gelelim asıl soruya… Bu bilginin kaynağı nedir ve kimdir?

Patrick Haenni

İstihbarat Floransa yakınındaki Fiesole kasabasından geliyor
Hemen açıklayayım. Fransa’nın en ünlü ve önemli gazetesi Le Monde…. Ancak haberin kaynağı gazete değil. Suriye konusunda en uzman bireylerden biri. Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nün çok tanınmış uzman öğretim üyelerinden biri, Avrupa Üniversitesi Floransa kenti yakınındaki Fiesole kasabasında kurulu bir yüksek eğitim kurumu. Özellikle Avrupa Birliği ve uluslararası hukuk alanlarında çok kuvvetli programları var. Bu bilgiyi aktaran kişi, işte bu üniversitenin Orta Doğu konusundaki uzmanlarından biri.

Adı Patrick Haenni. Ancak onun sıradan bir akademisyeni aşan bir özelliği var. 2017 yılından itibaren HTŞ, İdlib’e yerleştikten sonra El Şara ile çok yakın ilgisi olan, onunla sık sık görüşen, bölgeyi sık sık ziyaret eden biri.

İstihbaratı getiren kişi HTŞ lideri El Şara’ya yakın bir isim
Le Monde işte bu uzman ile uzun bir mülakat yaptı ve bunu 10 Ocak günü yayınladı. Ama dikkat… Le Monde öğlenden sonra yayınlanan bir gazete. Bundan Ötürü üzerinde sonraki günün tarihi oluyor. Bu mülakat aslında 9 Ocak günü öğlenden sonra yayınlandı. Yani Doha’dan “Bu kez işler iyi gidiyor” bildirisinin geldiği gün. Haenni Türkiye’de de tanınan bir uzman. İki kitabı Türkçe de yayınlandı,

Mülakattaki ikinci cümle: Miting meydanında Rabia dönemi kapanıyor
Mülakatında bunu söyledikten sonra bir şey daha söylüyor: “Türkiye ve Katar artık bölgede ve uluslararası alanda örgütler değil devletler seviyesinde bir olağanlaşmayı amaçlıyor…” Yukardaki ilk cümleyi ve bu ikinciyi arka arda koyunca, Orta Doğu ve uluslararası bağlarda Türkiye’nin artık Sisi olayında olduğu benzeri “Miting meydanında Rabia belagatine dayalı dış siyaset çizgisini değiştireceği sonucuna varabiliriz. Sanıyorum Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 8 Ocak’tan beri bütün uğraşı, konuşmaları bu yeni çizginin izlerini taşıyor.

Fiesole’deki adam El Şara’nın ağzından aktarıyor: İhtilali ihraç etmeyeceğiz
Dedim ki, HTŞ Lideri El Şara’ya çok yakın bir insan Patrick Haenni… Suriye’deki yeni oluşumun lideri El Şara’nın ağzından tırnak içinde şu cümleyi de veriyor: “Suriye ihtilali ihraç edilecek bir hareket değil…” Bunun manası açık. “İran benzeri İslam ihtilali ihracatı yapmayacağız…”

Filistinliler, Kürtler, cihatçılar, Müslüman Kardeşler’e izin yok
HTŞ Lideri El Şara devrim ihracı konusunu çok net 4 madde ile de açmış:
Suriye öteki ülkelere yönelik militan hareketlerin toprağı olmayacak. Yani; (*) BİR: Filistinlilerin İsrail’e, (*) İKİ: Kürtlerin Türkiye’ye, (*) ÜÇ: Cihat örgütlerinin Batı’ya, (*) DÖRT: Müslüman Kardeşlerin Orta Doğu’ya yönelik aksiyonlarına izin vermeyeceğiz.

Bunlar hoş vtler ama İdlib ekibi durur mu?
Bence bütün bunlar umut verici işaretler… Ama İdlib’de başlayan ve El Kural çizgisinden koparak gelen radikal ve savaşçı bir hareket ne ölçüde denetim edilebilir? Le Monde El Şara’nın bu sözlerini 9 Ocak günü duyuruyor.

Ama aynı günlerde Suriye’den açılan bir YouTube yayını ve X’te açılan bir hashtag, bütün bu iyi niyetli teşebbüsleri anında bir ihtilal ihracına çevirecek ilk ateşi yakıyor…

İki cihatçının arasındaki sakallı adamın hashtag’i
Hesabı açan kişi Ahmet El Mansur… İdlib’de yıllarca savaşmış bir cihatçı… Mısır vatandaşı ve orada terörist olarak aranıyor. Google’a girin, ismini yazın. Karşınıza tam da bu olayı anlatacak bir fotoğraf geliyor. Tam IŞİD militanı benzeri yüzü kapalı, kukuletalı iki militanın arasında bir fotoğrafı var, ki baktığınızda ne olduğunu anlıyorsunuz… Dört dörtlük bir cihatçı.

Hashtag’teki söz kime, “diktatör sıra sende”
Şam’ın alındığı 8 Ocak günü oradan bir hashtag açıyor. “Diktatör sıra sende…” “Diktatör” diye kastettiği kişi Mısır Devlet Başkanı Sisi… El Şara’nın “Bizim ihtilalimiz ihraç edilecek bir şey değil” dediği gün, yanındaki yabancı savaşçılardan biri ihtilali kendi ülkesine ihraç etmek için yola çıkmıştı bile.

Amed El Şara (Colani)

Ankara Suriye’deki infaz imajlarını inceletti
Ankara’dan birkaç kişi ile konuştum. Bu tip hareketler Ankara’yı da rahatsız ediyor. Mesela son günlerde yayılan infaz görüntüleri araştırılmış. Bazıları eski görüntülermiş. Ancak Adalet Bakanlığına getirilen kişinin bir bayanın infazına katılması galiba Şam’da da rahatsızlık yaratmış. Bana gelen bilgilere göre o Adalet Bakanı ve Milli Eğitim’e bakan bir yetkili önümüzdeki günlerde görevden alınabilinirmiş. Ama bu bilgiler sağlam mı bilemiyorum. Haenni de bunu kabul ediyor. El Şara’nın şimdilik İdlib’deki eski silah arkadaşları ile çalıştığını söylüyor. Çünkü şu an için şimdi kendine “Devlet Başkanı” diyemiyor.

Kullandığı unvan, “Askeri Kurul Başkanı…”

Ankara, Atatürk’ün izlediği yolu önerdi
Ankara El Şara’ya Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda izlediği yolu önermiş. Atatürk 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. Türkiye’nin her tarafından temsilciler davet edildi. Kararlar o Meclis tarafından alındı. Cumhuriyet ise 1923’te kuruldu.

El Şara’dan 1600 bireye mektup gitti
El Şara geçen hafta Suriye’deki bütün toplumların temsilcilerine bir mektup göndermiş. Toplumun her bölümünden 1600 bireye gitmiş bu davet. Bunlar bir çeşit kurucu Meclis oluşturacak. El Şara oradan Devlet Başkanı yetkisi alıp, gerçek uygulamalarına ondan sonra başlayacakmış.

El Şara’dan YPG’ye: Orduya örgüt olarak değil, tek tek katılacaksınız
Patrick Haenni, El Şara’nın YPG yetkilileri ile yaptığı görüşle hakkında da çok enteresan bilgiler veriyor. Onu da özetleyeyim:
 (*) El Şara “askeri bir özerkliği” kesinlikle kabul etmiyor. YPG’nin kendini lağvedip, Suriye ordusuna katılmasını önermiş. Lakin burada çok önemli bir kaidesi varmış. YPG Suriye ordusuna örgütsel olarak değil, silahlı ögeleri tek tek, yani birey olarak katılacak….

(*) El Şar “federe tıpta bir özerkliği” kabul etmiyor. Lakin “Geçiş sürecinde bir cins otonomi konuşulabilir” diyor. (*) Afrin’den çıkarılan Kürtlerin dönmesini destekleme söylediği söz vermiş. (*) Petrol bölgelerinin ise Suriye devletine devredilmesini kural koşmuşlar.

El Şara’nın sarayının 20 km ötesinde İsrail bayrağı dalgalanıyor
Bölgeden alabildiğim bilgiler bunlar. Bazıları açık kaynak, kimileri görüşmelerden aldığım izlenimler. Sonuç: Esad gitti ama, Suriye’nin işi o kadar kolay değil. Suriye rejiminde isim değişti ama Şam’a tepeden bakan saray değişmedi. Diktatör o sarayda çalışıyordu. Devrimci lider de orada. Ve o sayın 20 km ilerisinde 8 Ocak’tan beri İsrail bayrağı dalgalanıyor. O saraya en yakın Türk bayrağı ise 250 km uzaktaydı. Dünyadaki son İhvan, yani “Müslüman Kardeşler” siyasetini yapan Hamas için artık “honorable” bir ateşkesten öteki yapacak şey kalmamıştı.          

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.