Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Karadeniz’de mayın temizleme muahedesi imzaladı. Muahedeyi Sputnik’e değerlendiren Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz iyi niyetli bir adımın, NATO’nun Karadeniz’e girme maksadı için kullanılmaması gerektiği ihtarını yaptı.
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “Üçlü Girişim” kapsamında Karadeniz Mayın Karşı Önlemleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) İstanbul’da imzaladı. Mutabakat Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov tarafından imzalandı.
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Deniz Kuvvetlerimiz tarafından alınan önlemlere ek olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde başlatılan çalışmalarla Romanya ve Bulgaristan ile Karadeniz’de sürüklenen mayın tehdidine karşı bir Mayın Karşı Önlemleri Görev Grubu oluşturulması konusunda mutabık kalınmış, teknik heyetler düzeyinde, geçtiğimiz Eylül ayında görüşmelere başlanmıştır. Oluşturulacak görev grubu ile Karadeniz’de seyrü-sefer emniyetine katkı sağlamak hedeflenmektedir. Mayına Karşı Önlemler Görev Grubu herhangi bir ülkeye ya da yapıya karşı yahut alternatif olarak teşkil edilmemekte olup yalnızca savunma amaçlıdır” denildi.
Anlaşmayı Sputnik’e değerlendiren Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz şunları söyledi:
‘NATO dahil edilmemeli’
Karadeniz’de başlayacak olan mayın temizliğinin NATO’nun Karadeniz’e girme amacının bir modülü haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan Cem Gürdeniz açıklamalarına şu şekilde devam etti:
‘Rusya ve Ukrayna ile koordine sağlanmalı’
Ukrayna’da devam eden çatışmaların tarafları olan Ukrayna ve Rusya’yla da mayın temizleme fliyetinden koordinasyon sağlanması gerektiğini vurgulayan Gürdeniz “Diğer taraftan Rusya ve Ukrayna ile de eşit şekilde koordine edilmesinin koşul olduğunu düşünüyorum. Zira son iki hafta içerisinde yaşananlara baktığımızda, Karadeniz’deki deniz ortamında kışkırtmanın artacağı izlenimleri artmaktadır. Örneğin ABD merkezli Atlantik Konseyi’nin Karadeniz için yayınladığı yeni strateji dokümanında (A Security Strategy for the Blacksea), NATO’nun savaş sonrası bölgede bir deniz görev kuvveti ile bulunması gibi, Karadeniz’in gerçekleri ile Montrö Kontratı ile uyumlu olmayan marjinal tekliflerin olduğunu görüyoruz. Birtakım senatörlerin, ABD’li emekli amirallerin açıklamalarına bakıldığında Anglosakson dünyanın hala Karadeniz’de büyük bir kışkırtma içerisinde olduğunu anlıyoruz. Savaşı durdurmak yerine, buradaki krizi karadan, denize taşıma benzeri bir hedefe dikkat kesildiklarını görüyoruz. Karadeniz deniz ortamının kışkırtmalara kapalı tutulması gerekir. Savaşın denizde ağırlaşması Türkiye’nin ve kıyıdaşların çıkarları ile uyuşan bir durum değildir. O nedenle mayın paklığını yapacak olan bu üçlü görev kuvvetinin çok titiz olması gerekiyor. Bilhassa sahte bayrak (false flag) operasyon tuzak ve kışkırtmalarına dikkat edilmesi gerekir. O nedenle Rusya ve Ukrayna ile tam bir uyumun sağlanması ve bu operasyonu yürütecek olan komuta denetim gemisinde onların da temsilcisinin olması düşünülmelidir. Zira bölgede savaş hali devam etmektedir. Savaş durumu devam eden bir bölgede denizdeki mayınların temizlenmesi riskli bir iştir. Dilerim bölgesel harekat kısa sürede muvaffakiyetle tamamlanır” sözlerini kullandı.