DEVA Partisi: Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’ne infaz girişiminde bulunmuştur

DEVA Partisi: Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’ne infaz teşebbüsünde bulunmuştur

DEVA Partisi: Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’ne infaz girişiminde bulunmuştur
Yayınlama: 10.11.2023
2
A+
A-

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında nöbetleşe zorbalığın ve iktidarı ele geçirenin devlet gücünü muhalifler üstünde bir sopa olarak kullanmasının artık bir son bulması gerektiğini ifade etti.

“Her birimize en az bir defa ah dedirttiler”

100. yılı kutlanan Cumhuriyet’i bütün coşkusuyla ve kazanımlarıyla sahiplendiklerini belirten Ekmen, “Cumhuriyetin bir de diğer bir yüzü var” diyerek Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan haksızlıklara değindi:

“Cumhuriyet bütün coşkusuyla bizim, Cumhuriyetle elde ettiğimiz kazanımlar, pahalar bizim. Lakin darbeler, ötekileştirmeler, sakıncalı kimlikler, 28 Şubat’lar, sıkıyönetimler, olağanüstü haller, işkence ve faili meçhuller, devlet evraklarına geçmiş devlet içi çeteler de tarihimizin bir modülü. Bu sıkıntıların temelinde şöyle bir yaklaşım görüyoruz; devlet o kadar güçlü bir devlet ki, siyasi anlayışlar millete kendilerini anlatmak ve toplumun onayını almak yerine, devleti ele geçirmeyi, ele geçirdikleri devletle de bir sopa gibi, kanun-hukuk tanımadan düşman belledikleri rakiplerini terbiye etmeyi kimi zaman da öldüresiye dövmeyi hedeflemiştir. Son yaşanan alçak 15 Temmuz darbe teşebbüsü de devleti ele geçirerek kendi anlayışını hükümran kılmanın, bunun için hiçbir değer tanımamanın en çarpıcı örneği olmuştur. Devlet sopasını kim ele geçirmiştir ve bu sopayla kime zulmetmiştir diye merak ederseniz, gazi meclisimize çok kısa bir aralıktaki Ulucanlar cezaevini ziyaret etmeniz kafidir. Ulucanlar cezaevi devlet sopasını eline geçirenlerin sırayla birbirini dövmesi tarihimizin bir özetidir. Hoş bir yüzleşme müzesine dönüştürüldü, benzer bir müzenin Diyarbakır cezaevi için de yapılmasını diliyorum. Ahmed Arif, Bülent Ecevit, Deniz Gezmiş, Erdal Eren, Yoksul Baykurt, Hasan Damar, Hüseyin İnan, İskilipli Atıf, Kemal Tahir, Leyla Zana, Muhsin Yazıcıoğlu, Mustafa İslamoğlu, Mustafa Pehlivanoğlu, Muharrem Şemsek, Nazım Hikmet, Necdet Adalı, Necip Fazıl, Oral Çalışlar, Orhan Doğan, Osman Yüksel, Sırrı Sakık, Yaşar Kemal ve daha birçok isim… Şu Anda soruyorum genel kurulda ve ekranları başında bizi izleyenlerden bu isimlerin en az biri için ah demeyen kimse var mı sanki? Evet arkadaşlar her birimize en az bir defa ah dedirttiler.”

“Cumhuriyetin ikinci yüzyılına büyük bir utançla girdik”

Yargıtay üyelerinin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla birlikte Cumhuriyetin ikinci yüzyılına büyük bir utançla girdiklerini ifade eden Ekmen, bunun Anayasa Mahkemesi’ne yönelik bir infaz teşebbüsü olduğunu savundu:

“Devlette güç biriktirip, bürokrasi gücüyle, yer yer ordu ve emniyet ama en çok da yargı gücüyle herkesi kendine benzetmeye çalışan anlayışlardan cumhuriyetimiz gereğince çekmedi mi? İnsanların kendisi benzeri yaşama ve örgütlenme hakkının yasal ve anayasal garanti altında olacağı bir ülke olmayı başarabilir miyiz diye düşünürken, dün gece yaşanan gelişme, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk büyük utancı olarak kayda geçmiştir. Bir grup yüksek mahkeme üyesi, anayasal teminata sahip öteki bir yüksek mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma cüreti göstermiştir. Arkadaşlar, bu ülkede, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim mahkemeleri, darbe sonrası yargılamalar ve genelkurmay brifingleri yaşandı. Kesif karanlığa karşın, o mahkemelerde vicdanı ile karar veren çok sayıda hâkim gördük. Bu yargıçların hiçbiri yargılanmadı. Hiçbirini yargılamak hiçbir zorbanın, hiçbir muktedirin aklına dahi gelmedi. Ak partili arkadaşlar, Ak partiye gönül vermiş vatandaşlarımız, Başörtüsü çabasını savunurken İnanç ve ifade özgürlüğünü, e- muhtıralara karşı çıkarken siyaseti, genelkurmay brifinglerine karşı çıkarken adaleti, 367 krizi yaşanırken anayasal nizamı, alçak darbe teşebbüsünde sokağa çıkarken kamu nizamını hukuk nizamını savunmuştuk. Anayasa Mahkemesi’ne ferdî müracaat hakkını tanırken bütün bir yargı sistemine karşı bireyi, insanı savunmuştuk. Anayasa Mahkemesi, tabiatı gereği iç yargı sisteminde neticelenmiş ve sonuç alınamamış ihlallere karşı, hak arama mercii değil midir? Mahkemenin görevi tam da bu değil midir? Yalnızca vicdanlarının sesine uyan Anayasa Mahkemesi üyeleri değil, topyekûn olarak hukuk ve adalet sistemimiz, anayasal sistemimiz, övündüğümüz binlerce yıllık devlet geleneğimiz büyük bir tehdit altındadır. Bu tehdit aynı vakitte anayasayakarşı bir darbe teşebbüsüdür. Yalnızca vicdanlarınıza değil, hafızanıza da seslenerek diyorum ki; yargı, siyasal mücadelede bir silah olarak kullanılırsa bu silah, bumerang benzeri döner gelir sizi vurur. Bir Sayın siyasetçi Anayasa Mahkemesi’nin yargısal aktivizmle suçluyor, bu bir aktivizm ise bir grup yargıtay üyesinin teşebbüsü nedir? Bu, mlesef bir infaz teşebbüsüdür, infaz teşebbüsüne karşı anayasal sistemimizi savunmanın tek bir yolu vardır.  Yargıtay kanunu mucibince kararda imzası olan üyelerin işten el çektirilmesi için Yargıtay Başkanlığı’na davette bulunulmalı ve Anayasa Mahkemesi kararı behemehâl uygulanmalıdır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.