Deniz Zeyrek, “medya eleştirilerine” katıldı: Gazeteci, iktidarla ne dost ne düşmandır; sadece bağımsızdır
Nefes yazarı Deniz Zeyrek, iktidar medyasının başlattığı “medya eleştirilerine” katıldı. Kurulan düzenin “halkla ilişkiler ve propaganda birimi” olduğunu belirten Zeyrek, “Gazeteci, iktidarla ne dost ne düşmandır; sadece bağımsızdır” dedi.
Hande Fırat’tan medyaya “çürüme” eleştirisi: Şimdi iğneyi batırma zamanı…
İktidar medyasından birçok isim gazeteciliğe dair eleştirilerini dile getirdiği yazılar kaleme aldı. Nefes yazarı Deniz Zeyrek ise “haberin birilerini rahatsız etmesi gerektiğini ve aksi takdirde reklam olacağını” vurgulayarak gazetecilerin iktidarla ne dost ne de düşman olduğunu, tarafsız kalmaları gerektiğini belirtti.
Hande Fırat: İster muhalefet ister iktidar kanadına yakın medya kuruluşu olsun, hepimiz çizgiyi aştık!
“İktidarı savunmak yandaş gazetecilere kaldı” sözlerine Ahmet Hakan’dan açıklama: AKP’lilerin ekranlarda yer alması parti programının anlatılması için iyi olacaktır
Zeyrek’in yazısı şu şekilde:
“Bugünlerde AK Parti iktidarını uzun yıllardır destekleyen bazı meslektaşlarımız “gazeteci iktidarı savunmak zorunda mıdır?” tartışması başlattı.
Arkasında ne olduğu, neden şimdi başladığı gibi birçok soruyu bir kenara bırakarak bu faydalı tartışmayı yapmak zorundayız.
Bunu yaparken de öncelikle şu soruların cevabını vermeliyiz:
Gazeteci iktidarın mı halkın mı temsilcisidir?
Gazeteci kimin haber alma hakkını savunur?
– Benim cevabım verilmesi zor olan cevaptır:
“Gazeteci, iktidarın değil kamuoyunun temsilcisidir. Onun sadakati devlete, lidere ya da partiye değil; gerçeğe, okura ve izleyiciyedir.
Gazeteci, iktidarla ne dost ne düşmandır; sadece bağımsızdır.”
“Zor olan” diyorum, zira bu görüşü benimseyen ve yaşatan gazeteciler iktidar tarafından genelde sevilmiyor, hatta düşmanlaştırılıyor.
– Bir de otoriter rejimlerin kol gezdiği dönemlerde ortaya çıkan ve sahiplenilen, Türkiye’de de uzun zamandır bir grup tarafından yaygın bir şekilde benimsenen bir başka görüş var:
“Gazeteci, ‘devletin bekası’ ve ‘istikrar’ gibi gerekçelerle iktidarın yanında durmalıdır.”
Böyle bir durumda gazetecilik ne yazık ki iktidarı eleştiren, rahatsız eden bir faaliyet olmaktan çıkar, iktidarın her icraatını meşrulaştıran bir işlev kazanır. İktidarın tercihleri, politikaları, yönetimi her zaman doğru kabul edilir. Gazeteciden bunları anlatması, savunması ve doğruluğu konusunda kamuoyunu ikna etmesi beklenir.
Kurulan ancak ve ancak bir “halkla ilişkiler ve propaganda birimi” olur ve gazetecilikle propagandayı/reklamı/halkla ilişkileri kolaylıkla ayırt edebilen halk, dijital mecraların sunduğu fırsatları da kullanarak haber alabileceği yeni mecralara yönelir.
Mesele kişilerden, biz gazetecilerden ibaret değildir. Biz gazeteciler bugün varız yarın yokuz.
Mesele haberin, gazeteciliğin tanımının kim tarafından yapıldığıdır. Gazeteciler mi iktidar mı?
Mesele haberin sadece iktidarın onayladığı bilgiye indirgenmemesi, gerçeğin tamamının ortaya çıkarılmasıdır.
Biz gazetecilere düşen “haber birilerini rahatsız eden şeydir, gerisi reklamdır”tanımını ve gerçek gazeteciliği sonsuza kadar yaşatmaktır.”
Yazının tamamını okumak için