Fethi Yılmaz, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı-Yorum programında kapatılan hac vurgunu dosyası hakkında konuştu.
Hac ve umre acentaları, uydurma dilekçelerle hacı adaylarının haklarını gasp ederek fahiş fiyatlarla satmakla suçlanmıştı. Yıllarca rafta bekletilen dosya, HTS verilerine ve Diyanet raporuna rağmen kapatıldı.
Yaz-Yorum programda kapatılan hac vurgunu dosyası hakkında konuşan gazeteci Fethi Yılmaz, bu mevzu ile ilgili şunları söyledi:
Hac ve umre acentaları uydurma dilekçelerle hacı adaylarının haklarını gasp edip fahiş fiyatlarla sattılar. Dosya yıllarca rafta bekletildi, bir sürü uzman raporları alındı. HTS kayıtları, Diyanet raporu da var ama dosya kapatıldı. Türkiye 85 milyon ve 85 bin hac kontenjanı var. Suudi Arabistan nüfusunun binde oranında. Her yıl hac için ortalama 250 bin müracaat oluyor. Diyanet adaletli bir sistem yapmaya çalışıyor. Beş yıldır bekleyenlerin kurada beş hakları oluyor. Uzun vakittir bekleyenlere çıkma ihtimali daha fazla olsun diye diyanet tarafından bu türlü bir sistem kurulmuş. 85 milyon kişinin yüzde 60’ını diyanet, yüzde 40’ını acentalar hacca götürüyor.
‘Acentalar, kurada bekleyenlere para karşılığında hac satmış’
2018 yılında acentalarla hacca giden kişinin bir şikâyeti üzerine vurgun ortaya çıkıyor diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişlerince rapor hazırlanıyor ve hazırlanan raporda acentaların ne yaptığına dair prosedür de anlatılıyor. Kimi hac ve umre acentaları, ele geçirdikleri kimlik bilgileriyle vatandaşlar ismine hac kurasına başvuruyorlar. Acentalar kurada Diyanet İşleri’ne kendi telefonlarını veriyorlar. Kura çıktığında da mesaj acentaya gidiyor. Vatandaşların, kuraya başvurulduğundan ve kura çıktığından haberi yok. Onlarca bireyden geçersiz dilekçeler var. Daha sonra kimliklerini kullandıkları şahıslar ismine “sağlık problemim nedeniyle gidemiyorum, ekonomik sıkıntı nedeniyle katılamıyorum” dilekçe yazmışlar. Acentalar, hac sırası bekleyen insanlara 10 bin dolar, 12 bin 500 dolar karşılığında hac satıyorlar. Bu parayı vererek hacca gidenlerde olmuş. Bununla ilgili dilekçe örnekleri hatta ifade örnekleri de var. Bu Mevzu İle ilgili, 2020 yılında İstanbul Başsavcılığı, nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve suç işlemek maksadıyla örgüt kurma suçlarından soruşturma başlatılıyor. Kasım 2022’de operasyon yapılıyor ve bu operasyonda 14 kişi gözaltına alınıyor. Soruşturulan dört acentadan sadece bir acenta sahibi tutuklanıyor ve bir hafta içerisinde serbest bırakılıyor. Acenta sahipleri, çok sayıda acentanın bu tekniği kullandığını belirtiyor. Düzmece feragat dilekçesi düzenlenmiş 114 vatandaş müşteki olarak beyanları alınıyor, soruşturma uzatılıyor ve uzman raporu hazırlanıyor. Eksper raporunda hac kurasında ismi çıkan ve hacdan feragat eden şahısların dilekçelerdeki imzaların eksper raporuyla geçersiz olduğu da ortaya çıkıyor. Soruşturmanın başlatılmasının üzerinden dört yıl, operasyonun üzerinden iki yıl sonra belgenin sessiz sedasız kapatıldığı ortaya çıktı. 16 Ocak 2024 tarihli dava açılmasına yer olmadığına dair kararda tüm kanıtlar sıralanıyor ve avcılığa göre resmî evrakta ve özel dokümanda sahtecilik suçlamasıyla ilgili olarak suç tespit edilememiştir ifadesi kullanılıyor. Yasa dışı bir şekilde ve dolandırıcılık metoduyla haksız yarar elde ediliyor ama bunların hiçbirinde herhangi bir suç görülmüyor.