Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, “Soylu’nun arşivi” başlıklı bugünkü yazısında, “Zamanında Erdoğan Bayrakdar adlı bir başsavcı vardı. FETÖ’nün mülki idare yapılanmasına dair çok ciddi bir soruşturmayı yürütüyordu. Bir gün telefonu çaldı. Karşıdaki …
Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, “Soylu’nun arşivi” başlıklı bugünkü yazısında, “Zamanında Erdoğan Bayrakdar adlı bir başsavcı vardı. FETÖ’nün mülki idare yapılanmasına dair çok ciddi bir soruşturmayı yürütüyordu. Bir gün telefonu çaldı. Karşıdaki ses “Bir damar buldun, gidiyorsun. Kes artık” diyordu. Tehditle devam etti: “Haddini bildiririm.” İddia o ki başsavcıya bunları diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ydu.” iddiasını köşesine taşıdı.
Cumhuriyet yazarı Pehlivan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun adının Gülistan Doku soruşturmasında geçtiğini hatırlatarak, “Kitabını yazmış biri olarak diyebilirim ki içişleri bakanı olduğu yedi yıl boyunca benzeri birçok olayda Soylu’nun adı tartışmalı şekilde geçti. Birçok kritik soruşturmanın yönünü değiştirme çabası içinde maalesef içişleri bakanı olarak onu gördük” ifadelerini kullandı. Pehlivan, geçmişten örnekler verdiği yazısında şunları kaydetti:
“Zamanında Erdoğan Bayrakdar adlı bir başsavcı vardı. “Ülkücü muhafazakâr” kimliğiyle bilinirdi. 15 Temmuz darbe girişiminden günler önce Tokat’ta göreve başladı. FETÖ’nün mülki idare yapılanmasına dair çok ciddi bir soruşturmayı yürütüyordu. Örgüt imamlarının itiraflarıyla ülkenin dört bir yanındaki FETÖ mensubu kaymakamlara, vali yardımcılarına ve valilere ulaştı. Çektikçe çorap söküğü gibi geliyordu. Deyim yerindeyse FETÖ’nün ciğeri sökülüyordu. Bir gün telefonu çaldı. Karşıdaki ses “Bir damar buldun, gidiyorsun. Kes artık” diyordu. Tehditle devam etti: “Haddini bildiririm.” İddia o ki başsavcıya bunları diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ydu.
(…)
Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan, 31 Temmuz 2017’de makam odasında ölü bulundu. Öğrenildi ki polis tarafından durdurulan bazı isimler Süleyman Soylu’nun adamlarına ulaşmışlardı. Soylu’nun talimatıyla da haklarındaki yakalama kararına rağmen serbest bırakılmışlardı. Bu yapılan hukuka aykırıydı. Nitekim bu olay nedeniyle Hakan Çalışkan dahil, serbest bırakan polisler hakkında da soruşturma açılmıştı. Deniyor ki Hakan Çalışkan bu baskı altında kalmış, sonunda canına kast etmişti.”
Yazının tamamını okumak için .