BirGün yazarı Berkant Gültekin, Yılmaz Özdil’in CHP’li siyasetçilerle yaşadığı gerginliğin ardından istifasını ve CHP lideri Özgür Özel ile aralarındaki gerilimi köşesine taşıdı. Gültekin şunları aktardı: “Özgür Özel ile Yılmaz Özdil arasındaki …
BirGün yazarı Berkant Gültekin, Yılmaz Özdil‘in CHP’li siyasetçilerle yaşadığı gerginliğin ardından istifasını ve CHP lideri Özgür Özel ile aralarındaki gerilimi köşesine taşıdı.
Gültekin şunları aktardı:
“Özgür Özel ile Yılmaz Özdil arasındaki atışma, Özel’in CHP’de genel başkanlık koltuğuna oturmasıyla gün yüzüne çıktı. Muhtemelen evveliyatı da vardı. 2024 yerel seçimlerinin ardından CHP ile AKP arasında başlayan “normalleşme-yumuşama” tartışmalarında Özel, Özdil’in kendisine yönelik eleştirilerine 2007 tarihli “Bidon Kafa” yazısını hatırlatarak yanıt vermişti. Özel, partinin 47 yıl sonra birinci parti olmasının sebebinin, Özdil gibilerin halkı aşağılayan zihniyetinden uzaklaşmak olduğunu dile getirmişti. “Seçmene kafa tutan bir yaklaşımı reddediyorum” diyen Özel, Özdil’in kutuplaşma olmasa yaşayamayacağını ifade etmişti. Özdil de “Bidon Kafa” yazısını AKP seçmenine yazmadığını, bunun bir iftira olduğunu ve bu iftirayı “Özel’e yedireceğini” söylemişti.
Gerilim bununla sınırlı kalmayarak günümüze kadar devam etti. Özdil, “Özgür Özel’in CHP tarihinin en çapsız genel başkanı olduğunu” ve “bu koltuğa yakışmadığını” söyledi. Özel’in AKP medyası tarafından parlatıldığını, CHP yerine AKP’nin çıkarlarına hizmet ettiğini öne sürdü. Yetmedi, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nden aldığım yetkiye dayanarak söylüyorum; Atatürk’ün partisini Cumhuriyet Ak Partisi yapmana izin vermeyeceğiz Özgür Özel” diye seslendi. CHP liderinin, Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninin yapıldığı AKM önünde saldırıya uğraması bile Özdil tarafından alay konusu yapıldı. Özdil, Özel için “CHP Genel Başkanı armut gibi geziyor” dedi.
(…)
Yılmaz Özdil’in “bağımsız gazetecilik” dediği şey, aslında ülkenin siyasi gerçekliğiyle bağını koparmış bir gazetecilik faaliyetiydi. Gazeteci eleştirel olur, yeri geldiğinde muhalefeti de eleştirir. Biz de BirGün’ün sayfalarında bunu dilimiz döndüğünce yapıyoruz. “Normalleşme-yumuşama” günlerinde yazdığımız arşivlerde duruyor. Ancak iktidarla muhalefeti eşitleyen, aradaki güç asimetrisini ve hukuksuzluğu görmeden, “normal zamanların anaakım gazeteciliğini” yapmak son tahlilde iktidara hizmet etmeye denk düşer. Demokrasi ve basın özgürlüğü varlık-yokluk mücadelesi verirken, gazetecilikte böyle yönsüz bir duruşu artık kimse kabul etmiyor.”