“Yasa ‘yara sarma’ değil de ‘yara almama’ anlayışına dayanmaktadır”
Danıştay Başsavcılığı, Antakya kent merkezinin Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla riskli alan ilan edilmesini hukuk dışı buldu. Bölgenin sarsıntıdan önce riskli alan ilan edilmesi gerektiği belirtildi.
Gazete Duvar’dan Osman Çaklı‘nın haberine göre; Danıştay Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 4 Nisan 2023’te riskli alan ilan edilen Hatay Antakya kent merkeziyle ilgili açılan davada söylediği söz edilen kararın hukuk dışı olduğu yönünde görüş bildirdi. Başsavcılık, Antakya kent merkezinde 9 binden fazla mülk sahibiyle birlikte 363 tescilli yapıyı ilgilendiren kararın iptalini istedi.
Savcılığın riskli alan ilanına en büyük itirazı ise 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi yasasının işaret ettiği, “yara almama” anlayışının yerine “yara sarma” anlayışına dayanıyor olması. Yani Başsavcılık, zelzele risklerini önlemek için önlemlerin, sarsıntıdan önce hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Savcılığın görüşü sonrasında takvimi şimdi belli olmasa da riskli alan ilanına dava açan 226 kişi davanın duruşmalı yapılmasını talep ediyor. Davacılar arasında yer alan Hatay Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyon Başkanı Ecevit Alkan, başsavcılığın itiraz münasebetine katıldıklarını ifade ederek kararın iptalini istedi.
“Yasa ‘yara sarma’ değil de ‘yara almama’ anlayışına dayanmaktadır”
Depremde, Erdoğan’ın imzasıyla ‘riskli alan’ ilan edilen 307 hektar büyüklüğündeki bölgede yer alan 9 bin 644 yapının 1411’i yıkıldı, 1728’inin ağır hasarlı, 226’sının ise acil yıkılacak nitelikte olduğu tespiti yapıldı. 6306 sayılı kanunun 6/A unsuru yeterince riskli alan ilan edilen alanda ayrıyeten 363 tescilli yapı bulunuyor.
Hataylılar ise uygulamanın afet risklerini gözetmek için yapılmadığı niyetinden hareketle Danıştay’a iptal istemiyle dava açtı. Danıştay Başsavcılığı’nın 28 Aralık 2023 tarihinde hazırladığı görüş sonrasında iptal isteminin Danıştay 4’üncü Dairesi’nde görüşülmesi bekleniyor.
Danıştay Başsavcılığı, mahkemeye sunduğu görüşünde, 2012’de yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Maddesi’nin sarsıntıdan sonra değil sarsıntıdan önce alınacak tedbirlere ilişkin olduğuna gönderme yaptı ve “Tasarı, afet meydana geldikten sonra ‘yara sarma’ değil de ‘yara almama’ anlayışına dayanmaktadır” sözlerine yer verdi.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi yasası ise zelzele risklerini önleyici önlem olarak 2012 yılında yürürlüğe girmişti. Savcılığın iptal istemi de sarsıntının yarattığı yıkımdan sonra riskli alan ilanı yapılmasına yönelik.
“6306 sayılı kanun kararları uygulanmaksızın yapılaşmaya gidilmesi mümkün değil”
Danıştay Başsavcısı, uygulamanın hukuka uygun olmadığını ifade ederek iptalinin neden gerekli olduğunu şöyle açıkladı:
“’Bir yapının riskli yapı yahut bulunduğu yerin riskli alan olduğunun belirlenmesi halinde’ ifadesi 6306 sayılı maddede geçiyor. Öte yandan yeniden kanun münasebetinden anlaşıldığı üzere bir alanın sarsıntı bölgesi olması da riskli alan belirlemesi için kâfi değildir. Aksi halde yüzde 90’ı bir, iki ve üçüncü derece sarsıntı bölgesi olan ülkemizde 6306 sayılı kanun kararları uygulanmaksızın yapılaşmaya gidilmesi mümkün değildir. Açıklama 6306 sayılı kanun kapsamında riskli alan belirlemesi için bir münasebet oluşturmaz. Bu nedenle Cumhurbaşkanı kararıyla yayımlanan riski alanın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.”